Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, 7 Ekim’de aralarında belediye başkan yardımcısı, müdür vekili, memurlar ve evrak kayıt bürosu personelinin de bulunduğu 12 kişinin gözaltına alındığı, 10 kişinin tutuklandığı soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı. Denizli, soruşturmanın temelinde altı ayrı iddia bulunduğunu, belediye arşivindeki evrakların imha edildiği iddiasına ilişkin belediyenin hem idari soruşturma başlattığını hem de aynı gün Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti.
18°C Orta şiddetli yağmur İstanbul Dolar 49,34 Euro 55,28 Sterlin 65,15 Bitcoin 4.026.846,81 Gram Altın 6.616,40 Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Denizli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:.
Edindiğimiz bilgiler çerçevesinde, çalışma arkadaşlarımıza yöneltilen soruların temelinde altı ayrı iddia bulunmaktadır. Bunlardan ilki, basına da yansıyan, belediye arşivindeki evrakların imha edildiği iddiasıdır. İkincisi, bir iş insanının kendisinden hukuka aykırı menfaat temin edildiği yönündeki şikâyetidir. Geriye kalan dört ayrı olay ise tutuklanan eski İmar Müdür Vekilimiz Buğçe Sağlamer’in boşanma aşamasında olduğu eşi E.S. tarafından dile getirilen şikâyetlerden oluşmaktadır. Öncelikle, kamuoyunda geniş yer bulan ve belediye arşivindeki bazı evrakların imha edildiği yönündeki iddialara açıklık getirmek istiyorum. 5 Ekim 2026 tarihinde yaşanan söz konusu olay, benim ve belediye başkan yardımcılarımızın önceden bilgisi ve talimatı dışında gerçekleşmiştir. Konu ilgili yöneticilerimiz tarafından öğrenilir öğrenilmez, belediyemiz bünyesinde derhal idari soruşturma başlattık. Ancak bununla yetinmedik; aynı akşam Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Yani daha söz konusu iddialar kamuoyunun gündemine gelmeden, Çeşme Belediyesi olarak hem idari hem de adli makamların harekete geçmesi için gerekli resmî yazılarımızı yazdık.
Dolayısıyla, kamuoyunda dolaşıma sokulan listede yer alan dosyaların imha edildiğine kanıt olarak sunulmasının gerçeği yansıtmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü imha edildiği ileri sürülen dosyaların belediyemizin arşivinde bulunduğu ve yetkili kolluk birimlerine teslim edildiği somut bir gerçektir. Bizim görevimiz, hiçbir iddianın üzerini örtmeden, hiçbir incelemenin önüne geçmeden, elimizdeki tüm bilgi ve belgeleri yetkili makamlara sunmaktır. Bu olayda da yaptığımız tam olarak budur. Soruşturmaya konu diğer olayda ise bir iş insanından, belediye çalışanı olmayan bir iş takipçisi ile iki evrak kayıt çalışanı aracılığıyla para istendiği iddia ediliyor. Bu iddianın titizlikle araştırılmasını canıgönülden diliyorum. Eğer ilgililerin bu suçu işledikleri sabitse, gerekli tüm hukuki sürecin işletileceğine inancım tamdır. Bu iddiada belediyemizin de açıkça mağdur konumunda olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Bu konuda da belediyemizin hak ve menfaatlerini koruyacağımızdan kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın.
Bir kişinin şikâyetçi olması iddialarının soruşturulmasını gerektirdiği gibi, hakkında şikâyette bulunulan kişinin de masumiyet karinesi, savunma hakkı ve kişisel koşulları gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Verilen tutuklama kararlarının yalnızca o kişinin değil, çocuklarının, eşlerinin ve ailelerinin hayatını ve ruhsal durumunu nasıl etkilediğini hepimizin düşünmesi gerekiyor. Çocukların ve ailelerin üstün yararı, hem devletimizin hem de toplumumuzun gözetmesi gereken temel bir sorumluluktur. Yetkili makamların bu değerlendirmeyi yalnızca dosyadaki iddialarla değil, toplumun üstün yararını da dikkate alarak yapacağına; ihtiyaç duyulan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması konusunda gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum. Bir belediye başkanı olmanın ötesinde, bu toplumun kadın bir yurttaşı olarak da şunu söylemek isterim: Hiçbir çocuğun ve ailenin, hukuki ihtilafların ve adli süreçlerin ağır sonuçlarıyla tek başına karşı karşıya kalmamasını temenni ediyorum. Elbette ne gözlerimi kapatarak gerçekte işlenmiş bir suça sırt çevireceğim ne de herhangi bir insanı peşinen mahkûm edeceğim. Bu süreçte, henüz haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan çalışma arkadaşlarımızın aileleri de kamuoyunun peşin hükümlerinden korunmalıdır. Bu yalnızca bir hukuki ilke değil, aynı zamanda toplum vicdanının ölçüsüdür.





