İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 18 Eylül–14 Kasım 2027 arasında düzenlenecek ve bienalin ana mekânı Artİstanbul Feshane olacak. Bienalin küratörleri, bienal için yürüttükleri araştırmalar kapsamında tüm disiplinlerden sanatçıları savaşın etkilerine odaklanan proje önerileriyle bienal için yapılan açık çağrıya başvurmaya davet ediyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı ( İKSV ) tarafından 2007–2036 Bienal Sponsoru Koç Holding'in desteğiyle düzenlenen 19. İstanbul Bienali için hazırlıklar devam ediyor.
Küratörlüğünü sanatçı ve küratör LIU Ding ile sanat tarihçisi ve küratör Carol Yinghua LU’nun üstlendiği 19. İstanbul Bienali, 18 Eylül–14 Kasım 2027 arasında düzenlenecek ve bienalin ana mekânı Artİstanbul Feshane olacak.
19. İstanbul Bienali küratörleri, bienal için yürüttükleri araştırmalar kapsamında tüm disiplinlerden sanatçıları savaşın etkilerine odaklanan proje önerileriyle bienal için yapılan açık çağrıya başvurmaya davet ediyor. Savaş ve barış üzerine birlikte düşünmeye alan açmayı amaçlayan açık çağrıya, savaşın farklı yüzlerinden etkilenen sanatçıların başvuruları bekleniyor. 19. İstanbul Bienali’nin bu tematik aksa ek olarak başka tartışmaları da kapsayacak olan kavramsal çerçevesinin 2026 Aralık ayında açıklanması planlanıyor.
Açık çağrıya başvurular, 19 Ekim 2026 Pazartesi gününden itibaren 22 Kasım 2026 Pazar saat 23.59’a kadar iksv.slideroom.com adresinden çevrimiçi olarak yapılabilecek. Bienalin tüm mekânları ve kavramsal çerçevesi ilerleyen dönemde duyurulacak.
19. İstanbul Bienali için yapılan açık çağrı, serginin genel kavramsal çerçevesi içinde belirli bir araştırma hattını derinleştirmeyi amaçlıyor. Küratörler, hazırladıkları davet metninde açık çağrıya dair şunları söylüyor: “19. İstanbul Bienali, savaşa eleştirel bir bakış ve duyarlılıkla yaklaşan, savaşın içinden geçmiş veya geçmekte olan sanatçıların eserlerini ve proje önerilerini bekliyor. Sanat savaşları bitiremez veya savaşların temelinde yer alan nedenleri çözüme kavuşturamaz; ancak muhalefete, şüpheye ve alternatiflerin hayal edilmesine alan açabilir. Savaşa sanat aracılığıyla bakmak hem tarihsel bir sorumluluk hem de yaşamsal bir anlam barındırır; çünkü sanat, resmi anlatıların dışarıda bıraktıklarını görünür kılabilir. Sanatçılar, kişisel tanıklıklarıyla toplumların ve devletlerin inşa ettiği bellekten farklı konum alıp hatta kimi zaman bu belleğin karşısında durarak savaşın getirdiği olağanüstü koşullar altında yaşamayı, cesareti, suça ortak olmayı, etiği ve dirençliliği hassasiyetle düşünebilir.”.







