İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, fon krizine karışan AKP'li isimlere tepki göstererek, bu kişilerin haklarında başlatılacak işlemleri beklemeden partiden ayrılması gerektiğini ifade etti. Turan, fon skandalını AKP iktidarı için 'bir imtihan' olarak nitelendirirken, yanlış yapmaları halinde bu.
"Üzgünüz, yorgunuz ama dahası kırgınız. Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletlerden, Amerika'dan geldi. Çok büyük bir görsel, güzel konuşmalar, dünya ilişkileri, diplomatik ilişkiler muazzam bir siyasi rüzgar ama gel gör ki buraya geldiğinde maalesef hepimizi üzen, kahreden bir atmosferle karşılaştı. Bunun vicdanlara izahı olmadığı kanaatindeyim. Depremi, seli, darbeyi, birçok uluslararası operasyonu aşmış bir milletiz ama denizi aşıp derede boğulmayı hazmedemiyoruz.
Cumhurbaşkanımıza yük olan, onun yükünü arttıran anlayışın bize nasıl bedel ödettiğini hepimiz biliyoruz. Yemeyeceğin kadar parayı kazanmak için bu kadar hırsın izahı yok. Hadi kendine, liderine acımadın, 'İnsan kendi siyasi kariyerine, ailesine, evlatlarına da bunu yapmaz' diye düşünüyorum. 'PARAYI ÇOK SEVİYORSAN, DEVLETTE GÖREVİ BIRAK'.
Bırak 3 kuruş az kazan ama topluma bu bedeli ödetme, partimizin insanına bu bedeli ödetme. Kaymakamın arsa almaması gibi avukatın doğru davayı alması gibi eğer genel merkezdeysek, bakansak, vekilsek, bakan yardımcısıysak adımımıza, yaptığımıza dikkat etmek zorundayız. Çok seviyorsak parayı, bırak ilgili görevini bireysel olarak yap. Borsa mı oynuyorsun? Dava mı alıyorsun? Hangi mesleği yaparsan yap. Ama hem para kazanayım hem devlette olayım hem genel merkezde olayım olmaz. Düşün yakamızdan. AK Parti'yi AK Parti yapan yol yapması değildir. AK Parti'yi AK Parti yapan 86 yıldan beri açılmayan Ayasofya'yı açma iradesidir. Garibana sahip çıkma iradesidir. Her türlü mazlumun yanında olma iddiasıdır.
Bizim kimsenin zenginliğinde gözümüz yok ama değerlerimizi yok ediyorsunuz. Kimsenin parasında, pulunda gözümüz yok ama kendi doğrularımızı hırpalıyorsunuz. Üzülmüyor muyuz? Rahatsız olmuyor muyuz? Olmadık mı hep beraber? O yüzden diyorum yanlış yapmayacağız, yapanlara da imkan vermeyeceğiz. Derler ya, 'Hırsızın hiç mi suçu yok'. Var, hırsıza hesap soralım. Ama bekçinin suçu yok mu? Kapıdaki bekçinin hiç mi görevi yok? Şimdi falanca kişi çalmış, çok para almış. Almış, kabul. Gereği yapılsın, kabul. Hırsıza gerekeni yapalım, kabul. Ama kapıdaki bekçinin, ilgili kurumun, bu sistemi takip etmek zorunda olanın kusuru yok mu? Neden bir kişiye boğulup kalıyoruz? Bu yanlışta katkısı olan, imkan veren kim varsa... Kulis bilgisi mi verdi, bildiği halde engellemedi mi? Hangi kurumun hangi üst düzey yöneticisi varsa gereğini yapmak görevimiz olması lazım. Ben liderime güveniyorum, ekibinin bu konuyu çözeceğine inanmak istiyorum. 'YANLIŞ YAPARSAK ALTINDA KALIRIZ'.
Eğer yamuk yapsak, yanlış yapsak topluma rağmen olabilir miydik? Önümüzde bir imtihan var. Bu imtihanı toparlar sınavı geçebiliriz. Bu imtihanla ilgilenmez, yanlış yaparsak altında kalabiliriz. Bu imtihan bizim imtihanımız. Bunu beraber vermemiz durumundayız. Ben Cumhurbaşkanımıza güveniyorum." dedi.








