Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Neyse pek bilmediğim bir konuda ahkâm kesmeyi bırakıp sizi bu pazar günü benimle bir film izlemeye davet ediyorum. Filmin bazı bölümlerini başka yazılarımda kullanmıştım. Şimdi 32 kısım birden. Ne demişler çivi çiviyi söker.
Yönetmenliğini Siddiq Barmak ’ın yaptığı Osama adlı film, Taliban yönetiminde çekilen ilk Afgan filmi ve anlatılan, yaşanmış gerçek bir olay. Filmin çekilmesi için İran’ın genç kadın yönetmenleri gönüllü olarak çalışmışlardı. Hâlâ kanımı donduran sahnelerini tek tek anımsadığım filmde, hepimizin iyi bildiği bir efsanenin sözleri sık sık yineleniyordu: “Çok yoksul bir aile varmış, karınları çok açmış ve bir gün annesi küçük kıza demiş ki kızım bu sabah seni gökkuşağının altından geçirmem gerek çünkü gökkuşağının altından geçtiğinde bir erkek olacaksın. Ve yollara düşüp ailene ekmek getirebileceksin.”.
Film “İş istiyoruz!” sloganlarıyla sokaklara dökülen burkalı yüzlerce Afgan kadınının görüntüsüyle başlıyordu. Kadınlar yürüyorlardı, açtılar, çalışmaları yasaktı ve çaresizdiler. Taliban kuvvetleri onları dağıtmak için acımasızca su sıktı ve annesinin elinden tuttuğu çok küçük bir kız çocuğu o acımasız suyla sürüklendi ve kadınlar korkuyla kaçtılar. 12 yaşındaki Osama, annesiyle birlikte o sırada sokaktaydı, eve sığındı ve suların sürüklediği o küçük kızın çaresizliği o an belleğine kazındı. Osama’nın babası savaşta ölmüştü, ailenin hiçbir erkek yakını yoktu ve küçücük bir kulübede üç kadın, anneanne, anne ve Osama birlikte yaşıyorlardı. Annenin çalışması yasaktı ve açtılar.
O zaman anneannenin aklına geldi, Osama bir erkek olabilirdi, gökkuşağının altından geçebilir ve sokaklarda korkusuzca iş arayabilirdi. Eve ekmek, karpuz getirebilirdi. Savaşta ölen babanın giysileri küçültülüp Osama’ya giydirildi ve anne onu, babanın ölmeden önce birlikte çalıştığı bakkalın yanına çırak verdi. Bakkal sahibi iyi niyetli bir adamdı, ona Osama’nın aslında kız olduğunu söylediler. Adam ailenin çaresizliği karşısında kendisini de tehlikeye atıp Osama’yı kabul etti.
Ve Osama, korkular içinde yollardan geçip gitti, evine ekmek taşıdı. Ve bir gün Taliban onu alıp erkek çocukların din kurallarına göre eğitildiği bir okula götürdü. Osama ince sesiyle mollaların dikkatini çekti, erkek çocuklara erkek olduklarında ve “günah işlediklerinde (!)” nasıl gusül abdesti alınacağını öğreten bir molla Osama’yla ilgili kuşkusunu herkesin önünde dile getirdi. Ve erkek çocukları acımasızdı, Osama’nın peşine düştüler. Osama erkek olduğunu ispatlamak için ağaca tırmanmaya başladı ama korktu. Ve onu ağaçtan indirip ceza olarak kör bir kuyuya sarkıttılar. Kuyudan çıkardıklarında titreyen Osama’nın paçalarından kan sızıyordu, regl olmuştu. Kız olduğu açıkça görülmüştü, suçluydu. Mollaların mahkemesine çıkarıldı, annesi ve anneannesi gökkuşağının altından geçen kızlarına sahip çıkamadılar, öldürülmekten korktular ve Osama 12 yaşında çok yaşlı bir toprak sahibine satıldı. Adamın dördüncü karısı oldu.











