Suudi Arabistan, 1980’lerde başlattığı tarım hamlesiyle çölde milyonlarca ton buğday üreterek dev bir ihracatçıya dönüştü. Bu üretimin arkasındaki maliyet ve tükenen yeraltı su kaynakları, ülkeyi radikal bir hamle almak zorunda bıraktı.
1980 öncesinde neredeyse hiç buğday üretmeyen ve yılda net 500 bin ton ithalat yapan Suudi Arabistan, 1992 yılına gelindiğinde yıllık 4,1 milyon tonluk üretime ulaştı. Yıllık ulusal ihtiyacı 1,2 milyon ton seviyesinde bulunan ülke, tüketiminin üç katından fazla üretim gerçekleştirerek net 2 milyon tonun üzerinde ihracat yaptı. Bu rakamlar, Suudi Arabistan'ı Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre 1990'ların başında dünyanın en büyük altıncı buğday ihracatçısı konumuna yükseltti.
Söz konusu üretim patlaması, devletin 1980'lerin başında "buğdayda öz yeterlilik" hedefiyle başlattığı yüksek teşvik politikalarına dayandırılıyor. Devlet Tahıl Siloları ve Un Değirmenleri Örgütü (GSFMO), üretilen tüm ürünü satın alma garantisi verdi. Başlangıçta ton başına 3 bin 500 riyal olarak belirlenen alım fiyatı; ilerleyen süreçte sırasıyla 2 bin ve 1 bin 500 riyale düşürüldü.
Çiftçilerin dünya piyasa fiyatının yaklaşık üç katı gelir elde ettiği ve gübre ile ekipmanların piyasa değerinin altında tedarik edildiği bu dönemde; 1991/92 sezonunda devletin ton başına maliyeti yaklaşık 480 doları buldu. Bu miktar, dönemin 100 dolarlık dünya piyasa fiyatının yaklaşık 4,8 katına denk geliyordu.
Tamamı sulamaya dayalı yürütülen buğday tarımı, ülkenin su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Orta Doğu Ekonomi Dergisi (MEED) verilerine göre, ülkede 1 ton buğday üretimi için 1.000 metreküpten fazla su harcandı. Çöl iklimindeki buharlaşma nedeniyle hektar başına su tüketimi, ılıman iklimlere kıyasla iki ila üç kat daha yüksek gerçekleşti.
FAO verilerine göre, 1990'lı yıllarda derin akiferlerden yıllık 13,5 km³ (13,5 milyar metreküp) yenilenemeyen yeraltı suyu çekildi. Bu miktar, her yıl yaklaşık 5,4 milyon olimpik yüzme havuzunun boşaltılmasına denk geliyor. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) verileri ise yıllık yağış miktarı 100 ila 200 milimetre arasında kalan bu akiferlerin kendini besleme kapasitesinin bulunmadığına dikkat çekti. Yeraltı su seviyelerinin yılda ortalama 2,1 metre düştüğü alanlarda, FAO mevcut rezervlerin en fazla 25 ila 30 yıl içinde tükeneceğini öngörürken, bazı hidrojeologlar bu süreyi 50 yıl olarak tahmin etti. 1994 verilerine göre çekilen 30 milyar m³ suyun yüzde 90'ını fosil sular oluşturdu.








