25°C Açık İstanbul Dolar 49,34 Euro 55,28 Sterlin 65,15 Bitcoin 4.026.846,81 Gram Altın 6.616,40 Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
"Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdik" diyen Dervişoğlu, "Emeğin tüm bileşenlerini bir araya getirerek, 'Bu ülkede alın teri, hakkını ne zaman alacak?' sorusunun cevabını, çalışma hayatımız, emek dünyamız ve akademik birikimimizi yeterliliği asla tartışılmayan en yetkin isimlerle birlikte aradık" ifadelerini kullandı.
TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, MEMUR-SEN, KESK, HÜR-İŞ ve TİSK'in farklı görüş ve geleneklerden gelen temsilcilerinin aynı masada buluştuğunu belirten Dervişoğlu, "Şu hususta mutabık kaldık; bu düzen alın terine karşı haksızdır ve bu haksızlık sürdürülemez" dedi.
Çalıştayda konfederasyon başkanlarının Türkiye'de emeğin sorunlarını masaya yatırdığını belirten Dervişoğlu, ekonomideki büyümenin çalışanların gelirlerine aynı ölçüde yansımadığını söyledi.
"Türkiye ekonomisi kâğıt üzerinde büyüyor, kişi başına millî gelir rekor diye ilan ediliyor ama büyümenin meyvesi çalışanın sofrasına değil, doğrudan doğruya malum çevrelerin kasasına akıyor. Bu iktidardan önce emeğin millî gelirden aldığı pay yaklaşık yüzde 52 ile tarihi zirvesini görmüştü. TÜİK'in açıkladığı son büyüme verisinde emeğin payı yüzde 38'e geriledi. Bunun adı büyüme değil, bölüşüm şokudur. Kaynakları yoksuldan alıp zengine aktaran bu düzen, rakamlara sığınarak bize sanal bir zenginlik masalı anlatıyor. Ama hakikatte olan ise orta direğin çöküşü, nitelikli istihdam yaratma kabiliyetimizin ağır yara almasıdır.".
Dervişoğlu, Türkiye'de "sömürü kurumlarının" inşa edildiğini savunarak, "Bu yıkımdan çıkışın yolu tahribatı kabul edip rotayı vakit kaybetmeden nitelikli üretime çevirmekten geçiyor. Biz buna 'bolluk ve bereket ekonomisi' diyoruz" dedi.









