Yatırım fonlarında yaşanan kriz, AKP çevrelerinde yalnızca mali kayıplarla değil, devlet kurumlarına duyulan güvene verdiği zararla da tartışılıyor. Cumhuriyet’e konuşan kaynaklar, denetim sorumluluğu bulunanların hesap vermesini ve fon yöneticilerinin olası siyasi ve bürokratik bağlantılarının araştırılmasını istedi. Kulislerde krizin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldığı iddiası da dile getiriliyor.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Cumhuriyet’e konuşan kaynaklar, yurttaşların tasarruflarında yaşanan kaybın yanı sıra devlet kurumlarına duyulan güvenin sarsılmasına dikkat çekti. Kurmaylara göre krizin AKP’ye siyasi maliyeti de var. “Vahim olan, devlete ve kurumlara duyulan güvenin sarsılması” diyen kaynaklar, “Oluşan bu güvensizlik ortamı Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeye zarar verir” dedi.
AKP kaynakları, krizin yalnızca şirket yöneticilerinin işlemleri üzerinden ele alınmasının eksik kalacağını dile getiriyor.
Denetim süreçlerinin ve zamanında atılmayan adımların da incelenmesini isteyen kurmaylar, “Süreç içerisinde sorumluluk makamında bulunanlar, bu ağır tablonun hesabını nasıl verecek?” dedi. AKP’nin toplumsal tabanında oluşabilecek tepkiye de işaret eden kaynaklar, “Birilerinin ihtiraslarının, bedelini Cumhurbaşkanımız ödememeli” değerlendirmesini yaptı.
Kulislerde en sert sorular, fonların büyümesi sırasında işleyen denetim mekanizmalarına yöneltiliyor. Kurmaylar, “Bu kadar para toplanırken kim denetledi? Kim göz yumdu? Kim kapıları açtı? Varsa kim korudu, kim kolladı?” diye sordu. Soruşturmanın fon yöneticileriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten kaynaklar, “Varsa bürokratik ve siyasi bağlantıları da sonuna kadar araştırılmalı” görüşünü dile getirdi. Türkiye’nin geçmişte banker krizlerini ve batan bankaları yaşadığını anımsatan kaynaklar, benzer bir tablonun başka adlar altında tekrarlanmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.











