Frida Kahlo’nun “Kırık Sütun” tablosu, acıyı kahramanlık hikâyesine dönüştürmeden görünür kılıyor.
25°C Açık İstanbul Dolar 49,34 Euro 55,28 Sterlin 65,15 Bitcoin 4.026.846,81 Gram Altın 6.616,40 Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Tabloda gözümüzün kaçabileceği güvenli bir yer yoktur. Gövdesini ikiye ayıran yarık, omurgasının yerindeki parçalanmış sütun, tenine saplanan çiviler… Bütün bunların ortasında Frida doğrudan bize bakar. Yanaklarından yaşlar iner ama yüzünde yardım isteyen bir ifade yoktur. Acısını saklamadığı gibi onu seyirlik bir gösteriye de dönüştürmez.
Bedenini sıkı bir ortopedik korse sarar. Göğsünden karnına kadar açılmış derinin içinde, omurga yerine çatlamış İyon düzeninde bir sütun vardır. İnsan bedenini ayakta tutması gereken yapı kırılmıştır. Arkadaki toprak da aynı biçimde yarılır. Ne bir ev görünür ne de gölge verecek bir ağaç. Ufuk açıktır ama gidilecek bir yer yoktur. Frida kendi bedenini manzaraya, manzarayı da yaralı bir bedene dönüştürür.
Bu görüntünün gerisindeki tarih 17 Eylül 1925’e uzanır. Frida 18 yaşındadır ve doktor olmayı düşünmektedir. Alejandro Gómez Arias’la bindiği otobüsün tramvayla çarpışması sonucu omurgası, leğen kemiği ve bacağı ciddi biçimde zarar görür. Bir ay hastanede kalır, ardından aylarca yatağa bağlı yaşar.
Annesi yatağının üzerine, uzandığı yerden kendisini görebileceği bir ayna yerleştirir. Ailesi de yatarak çalışabileceği özel bir şövale hazırlatır. Dışarı çıkamadığı günlerde karşısında en çok kendi yüzü vardır. Otoportrelerinin çokluğu bazen kendine hayranlıkla açıklanır. Oysa ayna onun için bir süslenme aracı değil, dışarıya açılan dar bir penceredir.








