Piyasa yükleniyor…
Türkiye·İlk okuyanlardan olun

Çocuğunuzun ilk beslenme rehberi aslında sizsiniz

Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesini isterken çoğu zaman ilk düşündüğümüz şey “Bugün ne yedi?” oluyor. Sebzesini yedi mi, yeterince protein aldı mı, çok şeker tüketti mi? Bunların hepsi elbette önemli. Ama çocuk beslenmesiyle uzun yıllardır çalışan bir diyetisyen olarak beni

H

Editör

Hatay Masası Editör

Güncelleme

Bildirim ayarları →
Günün notu | Çocuğunuzun ilk beslenme rehberi aslında sizsiniz

Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesini isterken çoğu zaman ilk düşündüğümüz şey “Bugün ne yedi?” oluyor. Sebzesini yedi mi, yeterince protein aldı mı, çok şeker tüketti mi? Bunların hepsi elbette önemli. Ama çocuk beslenmesiyle uzun yıllardır çalışan bir diyetisyen olarak benim üzerinde en çok durduğum konulardan biri şu: Sadece bugün ne yediğine değil, yemekle nasıl bir ilişki kurduğuna da bakmalıyız . Çünkü çocuklukta kurulan bu ilişki, ilerleyen yıllardaki beslenme davranışlarının da temelini oluşturuyor. Bir çocuğun damak tadı doğduğu gün hatta anne karnından şekillenmeye başlıyor. Çocuklar zaman içinde gördükleri, kokladıkları, dokundukları ve tattıkları yiyeceklerle kendi lezzet dünyalarını oluşturuyorlar. Bu nedenle taze bir besini ilk seferde reddeden bir çocuk için hemen “O bunu yemiyor” demek yerine ona zaman tanımak gerekiyor. Aynı yiyeceği farklı zamanlarda, farklı şekillerde ve baskı kurmadan yeniden sunmak çok daha doğru bir yaklaşım. Çeşitlilik de burada çok önemli. Sebze ve meyveler, tahıllar, kaliteli protein kaynakları, süt ve süt ürünleri ya da uygun alternatifleriyle farklı besinleri gören bir çocuk yalnızca daha çeşitli beslenmiyor; aynı zamanda farklı tat, koku ve dokuları da öğreniyor. Çocuğun mutfağa girmesi, sebzeyi yıkaması, salatayı karıştırması, sofranın hazırlanmasına yardım etmesi bile bu öğrenmenin bir parçası. Bir diğer önemli konu ise bizim davranışlarımız. Çocuklar beslenmeyi anlattıklarımızdan çok bizi izleyerek öğreniyorlar. Çocuğumuza sebze yemesini söylerken bizim tabağımızda sebze yoksa, su içmesini isterken elimizde sürekli şekerli bir içecek varsa verdiğimiz mesaj çok güçlü olmuyor. Aile sofrasının önemi de tam burada ortaya çıkıyor. Birlikte yemek yemek yalnızca karın doyurmak değil; çocuğun yiyecekleri, porsiyonları, sofra davranışlarını ve hatta yemekle kurulan duygusal ilişkiyi gözlemlediği bir öğrenme alanı. Çocuk beslenmesinde baskıdan da mümkün olduğunca uzak durmamız gerekiyor. “Bir kaşık daha ye”, “Bunu bitirirsen tatlı var”, “Sebzeni yemezsen büyüyemezsin” gibi çok tanıdık cümleler, iyi niyetle söylense bile çocuğun kendi açlık ve tokluk sinyallerini dinlemesini zorlaştırabiliyor. Biz yetişkinlerin görevi uygun yiyecekleri, uygun zamanda ve uygun ortamda sunmak; çocuğa da kendi bedenini dinleyebileceği bir alan bırakmak olmalı. Bence günümüzde bütün bunlara bir başlık daha eklememiz gerekiyor: gıda okuryazarlığı . Çocuk büyüdükçe sadece “sağlıklı-sağlıksız” ayrımını değil, ne yediğini anlamayı da öğrenmeli. Bir ürünün etiketinde ne yazıyor, içindekiler listesi ne anlatıyor, mevsiminde beslenmek ne demek, “doğal” ve “organik” aynı şey mi? Bunları önce ebeveynin bilmesi, zaman içinde de çocuğa yaşına uygun şekilde aktarması çok kıymetli. Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir buluşma beni çok mutlu etti. Humm Organic ve AÇEV’in birlikte yürüttüğü “ Sağlıklı Gelecek için Organik Bir Destek ” projesinin taze adımının tanıtıldığı lansmandaydım. İş birliği aslında Ekim 2025’te Diyarbakır’da başlamış. Projenin ilk aşamasında Humm Organic’in Migros’ta satışa sunduğu Çilekli ve Zencefilli Kurabiyelerden elde edilen gelirin bir bölümü AÇEV’e aktarılmış ve bu destekle bugüne kadar AÇEV’in Okul Öncesi Eğitim Programı ve Okuyan Bir Gelecek Projesi okuma grupları aracılığıyla 1.380 çocuğun eğitim malzemelerinin karşılanmasına katkı sağlanmış. Şimdi ise proje çocuklardan ebeveynlere doğru genişliyor. Lansmanda Humm Organic kurucu ortakları Damla Şener Akkaynak, Hale Şener ve Aslı Acundaş, Humm Organic Genel Müdürü Melek Soklangıç Dinçer, AÇEV Kaynak Geliştirme ve İletişim Direktörü Asu Sanem Kaya ve kitabın yazarı Diyetisyen ve Gastronomi Uzmanı Yasemin Güzel ile bir araya geldik. Çocukların erken yaşta geliştirdiği beslenme alışkanlıkları, ebeveynlerin bu süreçteki rolü ve çocukların gıdayla kurduğu ilişkinin nasıl şekillendiği konuşuldu. İş birliğinin bu ikinci adımında hazırlanan “ Her Ebeveyn, Çocuğunun İlk Beslenme Rehberidir ” isimli kitabı da çok anlamlı buldum. Yasemin Güzel tarafından kaleme alınan rehber; gıda okuryazarlığı ve etiket okumadan organik ve doğal kavramlarının ayrımına, mevsimsel beslenmeden çocukların farklı tatlarla tanışmasına ve aile sofrasındaki iletişime kadar pek çok konuyu ele alıyor. Çocuklarla birlikte hazırlanabilecek pratik tariflerin ve farklı tat, koku ve dokuları keşfetmelerine yardımcı olacak “lezzet haritası” yaklaşımının bulunması da bilgiyi günlük hayatın içine taşıması açısından güzel. Bir gıda markasının çocuk beslenmesine yönelik yaklaşımını yalnızca ürün üretmekle sınırlamayıp ebeveynlerin doğru ve anlaşılır bilgiye ulaşmasını da işin içine katmasını değerli buluyorum. Çünkü günün sonunda çocuk için hangi ürünü seçersek seçelim, en güçlü belirleyicilerden biri hâlâ evde kurduğumuz sofra ve bizim ona verdiğimiz örnek. Aslında bütün hikâye dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Çocuğun ilk beslenme eğitimi evde başlıyor. Onlara yalnızca ne yemeleri gerektiğini söylemek yerine yiyeceği tanımayı, merak etmeyi, farklı tatları keşfetmeyi, sandık süreci yapmayı ve kendi bedenlerinin açlık-tokluk sinyallerini dinlemeyi öğretebilirsek, belki de verebileceğimiz en değerli beslenme bilgisini vermiş oluruz.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Bir çocuğun damak tadı doğduğu gün hatta anne karnından şekillenmeye başlıyor. Çocuklar zaman içinde gördükleri, kokladıkları, dokundukları ve tattıkları yiyeceklerle kendi lezzet dünyalarını oluşturuyorlar. Bu nedenle son bir besini ilk seferde reddeden bir çocuk için hemen “O bunu yemiyor” demek yerine ona zaman tanımak gerekiyor. Aynı yiyeceği farklı zamanlarda, farklı şekillerde ve baskı kurmadan yeniden sunmak çok daha doğru bir yaklaşım.

Çeşitlilik de burada çok önemli. Sebze ve meyveler, tahıllar, kaliteli protein kaynakları, süt ve süt ürünleri ya da uygun alternatifleriyle farklı besinleri gören bir çocuk yalnızca daha çeşitli beslenmiyor; aynı zamanda farklı tat, koku ve dokuları da öğreniyor. Çocuğun mutfağa girmesi, sebzeyi yıkaması, salatayı karıştırması, sofranın hazırlanmasına yardım etmesi bile bu öğrenmenin bir parçası.

Bir diğer önemli konu ise bizim davranışlarımız. Çocuklar beslenmeyi anlattıklarımızdan çok bizi izleyerek öğreniyorlar. Çocuğumuza sebze yemesini söylerken bizim tabağımızda sebze yoksa, su içmesini isterken elimizde sürekli şekerli bir içecek varsa verdiğimiz mesaj çok güçlü olmuyor. Aile sofrasının önemi de tam burada ortaya çıkıyor. Birlikte yemek yemek yalnızca karın doyurmak değil; çocuğun yiyecekleri, porsiyonları, sofra davranışlarını ve hatta yemekle kurulan duygusal ilişkiyi gözlemlediği bir öğrenme alanı.

Çocuk beslenmesinde baskıdan da mümkün olduğunca uzak durmamız gerekiyor. “Bir kaşık daha ye”, “Bunu bitirirsen tatlı var”, “Sebzeni yemezsen büyüyemezsin” gibi çok tanıdık cümleler, iyi niyetle söylense bile çocuğun kendi açlık ve tokluk sinyallerini dinlemesini zorlaştırabiliyor. Biz yetişkinlerin görevi uygun yiyecekleri, uygun zamanda ve uygun ortamda sunmak; çocuğa da kendi bedenini dinleyebileceği bir alan bırakmak olmalı.

Bence günümüzde bütün bunlara bir başlık daha eklememiz gerekiyor: gıda okuryazarlığı . Çocuk büyüdükçe sadece “sağlıklı-sağlıksız” ayrımını değil, ne yediğini anlamayı da öğrenmeli. Bir ürünün etiketinde ne yazıyor, içindekiler listesi ne anlatıyor, mevsiminde beslenmek ne demek, “doğal” ve “organik” aynı şey mi? Bunları önce ebeveynin bilmesi, zaman içinde de çocuğa yaşına uygun şekilde aktarması çok kıymetli.

Konuya dair farklı kaynaklardan gelen notlar, tablonun henüz netleşmediğini gösteriyor. Önümüzdeki saatlerde yeni açıklamalar bekleniyor.

Türkiye başlığı altında sıralanan bu gelişme, sosyal medyada da hızla yayılıyor.

Kısa özet

  • Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesini isterken çoğu zaman ilk düşündüğümüz şey “Bugün ne yedi?” oluyor. Sebzesini yedi mi, yeterince protein aldı mı, çok şeker tüketti mi? Bunların hepsi elbette önemli. Ama çocuk beslenmesiyle uzun yıllardır çalışan bir diyetisyen olarak benim üzerinde en çok durduğum konulardan biri şu: Sadece bugün ne yediğine değil, yemekle nasıl bir ilişki kurduğuna da bakmalıyız . Çünkü çocuklukta kurulan bu ilişki, ilerleyen yıllardaki beslenme davranışlarının da temelini oluşturuyor. Bir çocuğun damak tadı doğduğu gün hatta anne karnından şekillenmeye başlıyor. Çocuklar zaman içinde gördükleri, kokladıkları, dokundukları ve tattıkları yiyeceklerle kendi lezzet dünyalarını oluşturuyorlar. Bu nedenle taze bir besini ilk seferde reddeden bir çocuk için hemen “O bunu yemiyor” demek yerine ona zaman tanımak gerekiyor. Aynı yiyeceği farklı zamanlarda, farklı şekillerde ve baskı kurmadan yeniden sunmak çok daha doğru bir yaklaşım. Çeşitlilik de burada çok önemli. Sebze ve meyveler, tahıllar, kaliteli protein kaynakları, süt ve süt ürünleri ya da uygun alternatifleriyle farklı besinleri gören bir çocuk yalnızca daha çeşitli beslenmiyor; aynı zamanda farklı tat, koku ve dokuları da öğreniyor. Çocuğun mutfağa girmesi, sebzeyi yıkaması, salatayı karıştırması, sofranın hazırlanmasına yardım etmesi bile bu öğrenmenin bir parçası. Bir diğer önemli konu ise bizim davranışlarımız. Çocuklar beslenmeyi anlattıklarımızdan çok bizi izleyerek öğreniyorlar. Çocuğumuza sebze yemesini söylerken bizim tabağımızda sebze yoksa, su içmesini isterken elimizde sürekli şekerli bir içecek varsa verdiğimiz mesaj çok güçlü olmuyor. Aile sofrasının önemi de tam burada ortaya çıkıyor. Birlikte yemek yemek yalnızca karın doyurmak değil; çocuğun yiyecekleri, porsiyonları, sofra davranışlarını ve hatta yemekle kurulan duygusal ilişkiyi gözlemlediği bir öğrenme alanı. Çocuk beslenmesinde baskıdan da mümkün olduğunca uzak durmamız gerekiyor. “Bir kaşık daha ye”, “Bunu bitirirsen tatlı var”, “Sebzeni yemezsen büyüyemezsin” gibi çok tanıdık cümleler, iyi niyetle söylense bile çocuğun kendi açlık ve tokluk sinyallerini dinlemesini zorlaştırabiliyor. Biz yetişkinlerin görevi uygun yiyecekleri, uygun zamanda ve uygun ortamda sunmak; çocuğa da kendi bedenini dinleyebileceği bir alan bırakmak olmalı. Bence günümüzde bütün bunlara bir başlık daha eklememiz gerekiyor: gıda okuryazarlığı . Çocuk büyüdükçe sadece “sağlıklı-sağlıksız” ayrımını değil, ne yediğini anlamayı da öğrenmeli. Bir ürünün etiketinde ne yazıyor, içindekiler listesi ne anlatıyor, mevsiminde beslenmek ne demek, “doğal” ve “organik” aynı şey mi? Bunları önce ebeveynin bilmesi, zaman içinde de çocuğa yaşına uygun şekilde aktarması çok kıymetli. Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir buluşma beni çok mutlu etti. Humm Organic ve AÇEV’in birlikte yürüttüğü “ Sağlıklı Gelecek için Organik Bir Destek ” projesinin taze adımının tanıtıldığı lansmandaydım. İş birliği aslında Ekim 2025’te Diyarbakır’da başlamış. Projenin ilk aşamasında Humm Organic’in Migros’ta satışa sunduğu Çilekli ve Zencefilli Kurabiyelerden elde edilen gelirin bir bölümü AÇEV’e aktarılmış ve bu destekle bugüne kadar AÇEV’in Okul Öncesi Eğitim Programı ve Okuyan Bir Gelecek Projesi okuma grupları aracılığıyla 1.380 çocuğun eğitim malzemelerinin karşılanmasına katkı sağlanmış. Şimdi ise proje çocuklardan ebeveynlere doğru genişliyor. Lansmanda Humm Organic kurucu ortakları Damla Şener Akkaynak, Hale Şener ve Aslı Acundaş, Humm Organic Genel Müdürü Melek Soklangıç Dinçer, AÇEV Kaynak Geliştirme ve İletişim Direktörü Asu Sanem Kaya ve kitabın yazarı Diyetisyen ve Gastronomi Uzmanı Yasemin Güzel ile bir araya geldik. Çocukların erken yaşta geliştirdiği beslenme alışkanlıkları, ebeveynlerin bu süreçteki rolü ve çocukların gıdayla kurduğu ilişkinin nasıl şekillendiği konuşuldu. İş birliğinin bu ikinci adımında hazırlanan “ Her Ebeveyn, Çocuğunun İlk Beslenme Rehberidir ” isimli kitabı da çok anlamlı buldum. Yasemin Güzel tarafından kaleme alınan rehber; gıda okuryazarlığı ve etiket okumadan organik ve doğal kavramlarının ayrımına, mevsimsel beslenmeden çocukların farklı tatlarla tanışmasına ve aile sofrasındaki iletişime kadar pek çok konuyu ele alıyor. Çocuklarla birlikte hazırlanabilecek pratik tariflerin ve farklı tat, koku ve dokuları keşfetmelerine yardımcı olacak “lezzet haritası” yaklaşımının bulunması da bilgiyi günlük hayatın içine taşıması açısından güzel. Bir gıda markasının çocuk beslenmesine yönelik yaklaşımını yalnızca ürün üretmekle sınırlamayıp ebeveynlerin doğru ve anlaşılır bilgiye ulaşmasını da işin içine katmasını değerli buluyorum. Çünkü günün sonunda çocuk için hangi ürünü seçersek seçelim, en güçlü belirleyicilerden biri hâlâ evde kurduğumuz sofra ve bizim ona verdiğimiz örnek. Aslında bütün hikâye dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Çocuğun ilk beslenme eğitimi evde başlıyor. Onlara yalnızca ne yemeleri gerektiğini söylemek yerine yiyeceği tanımayı, merak etmeyi, farklı tatları keşfetmeyi, sandık süreci yapmayı ve kendi bedenlerinin açlık-tokluk sinyallerini dinlemeyi öğretebilirsek, belki de verebileceğimiz en değerli beslenme bilgisini vermiş oluruz
  • Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin
  • Bir çocuğun damak tadı doğduğu gün hatta anne karnından şekillenmeye başlıyor. Çocuklar zaman içinde gördükleri, kokladıkları, dokundukları ve tattıkları yiyeceklerle kendi lezzet dünyalarını oluşturuyorlar. Bu nedenle son bir besini ilk seferde reddeden bir çocuk için hemen “O bunu yemiyor” demek yerine ona zaman tanımak gerekiyor. Aynı yiyeceği farklı zamanlarda, farklı şekillerde ve baskı kurmadan yeniden sunmak çok daha doğru bir yaklaşım
  • Çeşitlilik de burada çok önemli. Sebze ve meyveler, tahıllar, kaliteli protein kaynakları, süt ve süt ürünleri ya da uygun alternatifleriyle farklı besinleri gören bir çocuk yalnızca daha çeşitli beslenmiyor; aynı zamanda farklı tat, koku ve dokuları da öğreniyor. Çocuğun mutfağa girmesi, sebzeyi yıkaması, salatayı karıştırması, sofranın hazırlanmasına yardım etmesi bile bu öğrenmenin bir parçası

Neden önemli?

Çocuğunuzun ilk beslenme rehberi aslında sizsiniz başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası | Haberler, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Bu metin Hatay Masası | Haberler tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak

Sizin için

Önerilen haberler

Ana sayfa →

Bunları da okuyun

Ana sayfa →