Borsada manipülasyon soruşturması kapsamında son olarak MASAK’tan fon şirketlerinin ve alt şirketlerinin yöneticilerinin hesap hareketleri istendi.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Soruşturma kapsamında son olarak MASAK’tan Pusula Finans, Tera Yatırım, Hedef Holding ve Bulls Yatırım ile alt şirketlerinin yöneticilerinin son iki yılda yaptıkları yurtdışı kripto ve para transferleri ile tüm hesap hareketlerini başsavcılığa göndermesi istendi. SPK’nin müdahale ettiği 7 portföy şirketinin tasfiye edilen fonlarına direkt yatırımı bulunan 353 bin yatırımcının varlıklarının ne kadar değer kaybedeceği ve ne kadar geri ödeme alabilecekleri ise belirsizliğini korurken kamu enstrümanlarının devreye girmesiyle toplumun tümüne yayılan bir maliyet çıkacağı konuşuluyor. Prof. Mahfi Eğilmez de geçtiğimiz gün blogunda yayımladığı yazıda “Birikimi olmayan ya da parasını daha sağlam yatırım araçlarında tutanlar yüksek getiri beklentisinin sağladığı hiçbir avantajdan yararlanmadılar. Risk alanın zararı kamu kaynaklarıyla veya finansal sistem üzerinden topluma yayılırsa asıl adaletsizlik budur” dedi.
Konuyu sorduğumuz uzmanlardan Prof. Hayri Kozanoğlu da hassas denge gözetilmesi gerektiğini aktardı, Emlak Katılım ve TVF’nin alımlarına ek olarak “bu süreçteki rezerv satışları ve bol likidite pompalanmasının da bir zarar doğurması olası” dedi.
Arda Tunca, varlıkların gerçek değerlerinin üzerinde satın alınması, şirket zararlarının kamu bankalarının bilançolarına taşınması veya bu bankalara daha sonra bütçeden sermaye aktarılması durumunda maliyetin vergi mükellefine yükleneceğini, sürecin şeffaflığının son derece önemli olduğunu vurguladı. Tunca, “Sorumluların mal varlıklarına başvurulmayıp haksız kazançlar geri alınmadan kamu kaynaklarının devreye sokulması adaletsizliktir. Tasarruf sahiplerinin piyasa riskini üstlenmesi ile usulsüzlükten veya kamu otoritesinin denetim görevini yerine getirmemesinden kaynaklı zararlara maruz kalması aynı şey değil. Özel kazançların korunduğu, özel zararların ise toplumsallaştırıldığı bir düzen asla kabul edilemez” dedi. Ayrıca sermaye piyasasına güven azalırsa döviz ve altın talebinin artacağına; kur üzerindeki baskının artması ve rezerv kaybı riskinin enflasyonu olumsuz etkileyeceğine değindi.
Dr. Levent Dölek ise düğmeye basanın devlet değil MSCI olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: “BİST bir tür kara listeye girebilir ve daha kuvvetli bir spekülatif atakla daha derin bir finansal çöküş tetiklenebilirdi. Bu şebeke devasa bir hacme ulaşırken zaten sistematik olarak küçük yatırımcıların dolandırılması üzerinden bir kaynak transferi gerçekleştiriyor yani topluma bir maliyet yüklüyordu. Şimdi devletin üstlendiği zararın vergilerle finanse edilmesiyle son bir maliyet daha ortaya çıkacak. Esasen borsa kurumu en şeffaf ve kurallı haliyle bile toplum üzerinde yük.”.




