AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Erdoğan, Antonio Guterres'e teşekkürlerini ileterek başladığı konuşmasında Filistin konusuna değindi. Üye ülkelerinin çoğunun resmen tanıdığı Filistin'in devlet başkanı Mahmud Abbas'a vize verilmemesine değinen Erdoğan, "Sayın Abbas'ın burada olmaması vicdanları yaralamaktadır" dedi. Erdoğan, "Sayın Abbas burada bizzat bulunamasa da bizler tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz" dedi. Erdoğan, Filistin devletini henüz tanımamış ülkeleri de Filistin'i tanımaya çağırdı.
Birleşmiş Milletler kurulurkenki "ideallerini" hatırlatan Erdoğan, özellikle son yıllarda yaşanan çatışmalara değindi. Gazze'de yaşananlara da değinen Erdoğan, "Yalnızca Gazze'de son 3 yılda çoğu çocuk ve kadın 174 bin kardeşimiz, İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu" ifadelerini kullandı. Gazze'de insanların yıkıntıların altında sevdiklerinin naaşlarını aradığını kaydeden Erdoğan, "İsrail saldırılarında ellerini ayaklarını kaybetmiş masum yavrular, tahtadan yapılmış protezlerle okula gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor" dedi. Erdoğan, Gazze'nin dünyanın en büyük çocuk kabristanı ve çocukların en çok ampute edildiği yer olduğunu söyledi.
Erdoğan, "Başkan Trump'ın gayretleri ve bizim de dahil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1500'ü aşmıştır" diyerek İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürdü.
Erdoğan, BM ile ilgili de eleştirilerde bulundu: "Bugün kalbimle kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın, kimse gücenmesin, alınmasın. Bu Tayyip Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir. Bu insani bir meseledir. Hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan, merhamet, şefkat olan, insaf ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz. Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur; bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler bu görevini icra edemez hale gelmiştir, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir. Filistin'de, Lübnan'da, Sudan'da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını BM'ye bağlamış olanlar derin bir hayal kırıklığı içindedir. Ama hatırlatmak isterim ki bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacaktır. Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki genel kurul temasını son derece isabetli buluyorum.".






