Seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB davasının 101’inci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülüyor.
“2007 ya da 2008 yılındayken ben henüz siyasette değilken firmamın işlerinin taşeronluğunu yapmıştı, tanışıklığımız ordandı. O zamandan tanırız. İşini iyi yapar, pratik bir yüklenicidir, hızlı, kaliteli iş yapar. Kamu kurumlarına da iş yaptığını biliyorum. Bu işler de kurumların arşivlerinde vardır, dilerseniz oradan ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda muhtelif bir takım sahada üretilen işleri, konusu geçen kreşler gibi ibadethaneler gibi içinde cami var cemevi var, birtakım yapıları da yaptığını da biliyorum. Tabii ki size detay verecek durumda değilim. Ama hani bütün bu işlerin detayları zaten kurumların arşivlerinde mevcuttur. İstediğinizi de alabilirsiniz. Gizlisi saklısı olmayan bir sürecin içerisinde iş yüklenen birisidir. Şu konuştuğumuz diyalog kadar bir iş için Adem Bey'le sohbetim de olmamıştır bu arada. Ama şantiye ziyaretlerimde karşılaşmışımdır. Yüklenicim iken dahi böyle bir teknik sohbetimiz olmamıştır. O zaman da firmamın yöneticileri, mühendisleriyle konuşuyordu. Ama selamlaşırız, otururuz, şaka da yaparız şantiyelerde şurada burada. İlişki gayet insanidir, iş insanı ve iş insanı kimliğiyle olan bir irtibat. Bir de kuruma yüklenici pozisyonunda olan şahsiyet olarak tanıdığım, bildiğim kişidir.”.
MAHKEME BAŞKANI: "ADEM SOYTEKİN'İN BEYANLARI SORUŞTURMA AŞAMASINDA DA AYNIYDI".
Mahkeme Başkanı, “Adem Soytekin’in beyanları soruşturma aşamasında da aynıydı, burada da beraber dinledik aynı şeyleri aktardı. ‘Beni yönlendirdikleri iş insanlarından hakedişleri aldım’ dedi. Bunları nasıl açıklarsınız?” şeklindeki soruya İmamaoğlu, şu yanıtı verdi:.
“Çok net. Hiç öyle çok bilinmeyenli denklem değil, Sayın Başkan. Yani bu Ekrem İmamoğlu-Beylikdüzü Belediyesi ya da Ekrem İmamoğlu-Büyükşehir Belediyesi diyaloğunda gökten bir yöntem indi vesaire. Böyle bir örneklem değil bu. Yani çok üzerinde düşünülecek, sizi yoracak bir mesele de değil yani. En güzel örneğini burada Babacan İnşaat verdi. Dedi ki, hatta sizin ya da iddia makamının ısrarlı sorusuyla birlikte cevap verdiğini hatırlıyorum. Burada dedi ki, 'ben işte sanırım o gün Sait Çalık'ın açıklamalarından sonra bir spor salonu veya işte oradaki bir inşaatın tamamlanmasıyla ilgili öğrenci yurduydu Yaşar Acar Fen Lisesi'nde. O binanın yapımında Asoy İnşaat olduğunu öğrenince şüphe etmedim. Çünkü zaten AK Partili Esenyurt Belediyesi döneminde de aynı şekilde ben bir caminin yapılması için de yine Asoy'a işi vermişlerdi onlara ödeme yapmıştım. Asoy'a yapmıştım. Onun için hiç tereddüt duymadım' dedi.
Yani bakın burada iddiayla söylüyorum, ister Esenler'e bakın, ister Büyükşehir Belediyelerine bakın ya da ister ne bileyim başka belediyelere yani aklıma gelmiyor şu anda, sayarız yani Bahçelievler, şusu busu. Bütün belediye başkanlarına bakın, bu yöntem belediyelerde uygulanır. Siz de birkaç kez imalı şekilde, imalı derken kötü algılamayın, sordunuz. 'Ya bu iş böyle mi olur, niye böyle hani iş varken resmi kanal varken' vesaire. Bunun farklı sebepleri vardır. Ya şahıs o işe o şekilde dahil olmak istemiyordur, yani 'birini gösterin vereyim yapsın o' veya 'işte ben bulayım, ben vereyim yapsın o' gibi farklı yöntemlerle meclise girmek oradan resmi bağış yapmak inşaat şirketlerinin de işine gelmez.”.






