Sosyal medyada "Oyuncular, kendi yaşlarından çok genç veya çok yaşlı olan karakterleri canlandırmamalı" başlığıyla başlatılan tartışma, oyunculuk zanaatını hiçe sayıyor. Oysa sinema ve tiyatro tarihi, yaş farkına rağmen muazzam performanslar sergileyerek efsaneleşmiş örneklerle dolu. En iyi örnekler arasında 'Vizontele'de Demet Akbağ, 'Baba I'de ise Marlon Brando bulunuyor.
Oyuncuların sabrı, raf ömürleriyle ilgili tartışmalardan sonra bu kez de abesle iştigal başka bir tartışmanın fitili ateşlenerek sınandı. Oyunculuk zanaatını tümüyle hiçe sayan "Oyuncular, sadece kendi yaşlarına eşit olan karakterleri canlandırmalılar" başlığı altındaki tartışma, hafta içinde sosyal medyada bir hayli gündem teşkil etti.
Belli ki bu tartışma; bir yapımda kullanılan kötü bir yaşlandırma/gençleştirme tekniği ve zayıf bir oyunculuk performansı sonucunda, canlandırılan karakterin sakil durması nedeniyle ortaya çıktı. Ne var ki "İstisnalar kaideyi bozmaz" veya "Kötü örnek, örnek değildir" ilkelerinde olduğu gibi sinema ve televizyon tarihi; başarılı bir yaşlandırma/gençleştirme tekniği eşliğinde, kendi yaşından çok daha küçük ya da çok daha büyük karakterleri muazzam bir başarıyla canlandırarak efsaneleşmiş oyuncuların örnekleriyle dolu. Zira oyunculuk sanatı; fiziksel görünüme bağlı kalmaksızın başka bir yaşın enerjisini, olgunluğunu, travmalarını veya masumiyetini yansıtabilmeyi, kısacası zamansızlaşabilmeyi gerektirir.
Adile Naşit, henüz 25 yaşındayken 'Masif İskemle' tiyatro oyununda 65 yaşındaki bir kadını canlandırdı. Naşit, yaşlı kadın karakterini o kadar gerçekçi canlandırdı ki, kendisini sahnede seyreden Anadolu Film'in oyuncu seçmelerinden sorumlu kişisi Hüseyin Peyda, "Sizinle yarın ofiste iş görüşmesi yapmak istiyorum" diyerek Adile Naşit'e haber gönderdi. Naşit, ofise gittiğinde Peyda, "Büyük bir şaşkınlık yaşayarak; "Sizi değil, oyundaki 65 yaşındaki kadını çağırdık" dedi.
Aslında bu durum sinemadan da önce tiyatro sahnelerinde var olan bir gelenek. William Shakespeare döneminde de geleneksel Türk Tiyatrosu döneminde de sanat şaheseri olarak kabul edilen yaşlı , genç, kadın ya da erkek karakterlerin ustalıkla değiştirildiği yığınla oyun sahnelendi.
Belli ki "Oyuncular sadece kendi yaşlarına eşit olan karakterleri canlandırmalılar" dan yana taraf olanlar oyunculuğun gerçeği birebir kopyalama mecburiyetinde olmadan aksine, ikna edici bir gerçeklik yaratma sanatı olduğunun farkında değil. Eğer her oyuncu ille de kendi yaşına eşit yaşa sahip karakterleri canlandırsaydı başyapıtlardan mahrum kalınırdı. Oyunculuğun sınırlarını kimlik kartlarındaki doğum tarihiyle belirlenmeye çalışıldığı bu tür yapay tartışmalar, kısır döngü oluşturmaktan başka işe yaramıyor.
Avrupa'daki oyunculuk okullarında öğrenim gören erkek oyuncuların mezuniyet tezlerinden biri Arthur Miller'in 'Satıcının Ölümü'ndeki 60'lı yaşlarındaki çökmüş bir seyyar satıcı olan 'Willy Loman'ın trajedisini ve yaşlılığını canlandırmasıdır.
Konuya dair farklı kaynaklardan gelen notlar, tablonun henüz netleşmediğini gösteriyor. Önümüzdeki saatlerde yeni açıklamalar bekleniyor.
Türkiye başlığı altında sıralanan bu gelişme, sosyal medyada da hızla yayılıyor.
Kısa özet
- Sosyal medyada "Oyuncular, kendi yaşlarından çok genç veya çok yaşlı olan karakterleri canlandırmamalı" başlığıyla başlatılan tartışma, oyunculuk zanaatını hiçe sayıyor. Oysa sinema ve tiyatro tarihi, yaş farkına rağmen muazzam performanslar sergileyerek efsaneleşmiş örneklerle dolu. En iyi örnekler arasında 'Vizontele'de Demet Akbağ, 'Baba I'de ise Marlon Brando bulunuyor
- Oyuncuların sabrı, raf ömürleriyle ilgili tartışmalardan sonra bu kez de abesle iştigal başka bir tartışmanın fitili ateşlenerek sınandı. Oyunculuk zanaatını tümüyle hiçe sayan "Oyuncular, sadece kendi yaşlarına eşit olan karakterleri canlandırmalılar" başlığı altındaki tartışma, hafta içinde sosyal medyada bir hayli gündem teşkil etti
- Belli ki bu tartışma; bir yapımda kullanılan kötü bir yaşlandırma/gençleştirme tekniği ve zayıf bir oyunculuk performansı sonucunda, canlandırılan karakterin sakil durması nedeniyle ortaya çıktı. Ne var ki "İstisnalar kaideyi bozmaz" veya "Kötü örnek, örnek değildir" ilkelerinde olduğu gibi sinema ve televizyon tarihi; başarılı bir yaşlandırma/gençleştirme tekniği eşliğinde, kendi yaşından çok daha küçük ya da çok daha büyük karakterleri muazzam bir başarıyla canlandırarak efsaneleşmiş oyuncuların örnekleriyle dolu. Zira oyunculuk sanatı; fiziksel görünüme bağlı kalmaksızın başka bir yaşın enerjisini, olgunluğunu, travmalarını veya masumiyetini yansıtabilmeyi, kısacası zamansızlaşabilmeyi gerektirir
- Adile Naşit, henüz 25 yaşındayken 'Masif İskemle' tiyatro oyununda 65 yaşındaki bir kadını canlandırdı. Naşit, yaşlı kadın karakterini o kadar gerçekçi canlandırdı ki, kendisini sahnede seyreden Anadolu Film'in oyuncu seçmelerinden sorumlu kişisi Hüseyin Peyda, "Sizinle yarın ofiste iş görüşmesi yapmak istiyorum" diyerek Adile Naşit'e haber gönderdi. Naşit, ofise gittiğinde Peyda, "Büyük bir şaşkınlık yaşayarak; "Sizi değil, oyundaki 65 yaşındaki kadını çağırdık" dedi
Neden önemli?
Gereksiz bir tartışma daha başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası | Haberler, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.
Bu metin Hatay Masası | Haberler tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak