TKP, fon soruşturması kapsamında “2 milyar liralık fon satışı yaptığı” iddia edilen ve AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılan Fatma Betül Sayan Kaya hakkında suç duyurusunda bulundu. TKP açıklamasında, fon soruşturmasında sorumluluğu bulunanların siyasi ve hukuki olarak hesap vermesi gerektiğini savundu.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
TKP'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Fatma Betül Sayan Kaya hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bir aya yakın süredir ülke gündemini işgal eden, onbinlerce yurttaşımızın mağdur duruma düşmesine sebep olan, kamuoyunda 'fon krizi' adlandırması ile anılan büyük bir soygun ve yağma tablosu ile karşı karşıyayız" denildi.
Yaşanan bu büyük soygunun hesabının sorulması gerektiği vurgulanan açıklamada, haksız kazanç ve yolsuzluk suçlarının sorumlularından hesap sorulması için, siyasi ve hukuki olarak mücadele edileceği aktarıldı.
"Bu doğrultuda, iktidar partisi üyesi ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın etkin soruşturulması amacıyla bugün bir suç duyurusunda bulunduk. Suç duyurusunda da vurguladık: Siyasi makamları işgal eden failler, o fonların bu hisseyi satın alacağını, alım talimatlarının kimler tarafından verileceğini ve bu paranın nihayetinde fonlara para yatıran öğretmenin, işçinin, emeklinin cebinden çıkacağını milimetrik olarak biliyorlardı. Dolayısıyla burada bir 'sezgi' değil, doğrudan 'neticeyi bilme ve bunu hedefleme' söz konusudur. Karşımızda tesadüfi bir zenginleşme değil, adımları milimetrik olarak planlanmış ve nihai sonucu en başından itibaren kasıtlanmış organize bir etkinlik vardır.
Sistem, siyasi nüfuz sahiplerinin haksız kazançlarını dokunulmaz kılmak ve on binlerce yurttaşın birikimini bu fütursuzlukla transfer etmek üzere kurgulanmıştır. Dolayısıyla denetleyici kurumlar bu suç düzeninin edilgen birer izleyicisi değil; eylemsizlikleri, sessizlikleri ve iradi körlükleriyle bu organizasyonun önünü açan yapısal ortaklarıdır.









