Bornova Belediyesi tarafından usta şair Attila İlhan anısına düzenlenen 7. Homeros Kitap Günleri’nin Onur Konuğu usta yazar-eğitimci Hidayet Karakuş okuyucularıyla buluştu. Bornovalı şair Atila Er’in sunumuyla gerçekleşen “Aydınlanmanın Dili” başlıklı söyleşide okuyucularıyla bir araya gelen Karakuş, “Ben bütün yapıtlarımda, bütün kitaplarımda, romanlarımda, şiirlerimde aydınlanmanın dili, Türkçe.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
7. Homeros Kitap Günleri’nin onur konuğu olarak kitapseverlerle buluşmaktan duyduğu mutluluğu ifade eden Hidayet Karakuş, "Gerçekten buraya geldiğim andan itibaren hep büyük bir ilgiyle karşılaştım. Bu ilgi benim kişisel varlığıma değil, yazar kimliğime... Türk Edebiyatı'na bir şeyler kattıysam bu ona da bir saygı diye düşünüyorum" diye konuştu.
26 Eylül Dil Bayramı'nı kutlayan Hidayet Karakuş, “Bütün yurttaşlarımızın Türkçeyle barışık olması gerektiğini, Türkçe düşünmelerini, Türkçeyi öncelemelerini öneriyorum. Bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı ve Mustafa Kemal Atatürk'ün izinde bir birey olarak mutlaka Türkçeyi; konuşmalarınızda, yazışmalarınızda, yazmalarınızda, telefonlarınızda ve tabletlerinde öncelemenizi öneriyorum” dedi.
Aydınlanma dilinin Türkçe olduğunu ve kendisinin de bütün kitaplarında ve yayınlarında Türkçe'yi kullandığını söyleyen Karakuş, şunları söyledi:.
“Aydınlanmanın dili, dil devrimiyle başlamıştır. Geçmişte de pek çok yazar, romancı, öykücü, şair pek çok şey yazdılar. Ama Mustafa Kemal Atatürk'ün 1932 yılında kurduğu Türk Dil Kurumu'nun bilimsel çalışmaları, ülkemize pek çok aydın, yazar, şair, düşünür, felsefeci ve bilim insanı yetiştirmiştir. O insanlar, Türkçe'nin aydınlığında kendilerini var edebilmişlerdir. Fazıl Üstü Dağlarca, Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Osman Saba, Nazım Hikmet, Edip Cansever, Orhan Kemal, Yaşar Kemal gibi isimler hep aydınlanmanın diliyle var olmuşlardır. Osmanlıca yazsalar hiçbirimiz sevmeyecektik onları. Osmanlıca yazsalar anlamayacaktık zaten. Anlamadığımız için de sevmeyecektik. O nedenle aydınlanmanın dili bu anlamda bizi biz yapan çok önemli bir dil.”.










