Piyasa yükleniyor…
Hatay Yerel·İlk okuyanlardan olun

İçinde Yaşanan (ve yaşanacak) Şantiye: Antakya - Arkitera

Üç yıldır Antakya’daki şantiyelerde çalışan bir mimar olarak şunu gördüm: İçinde insanların yaşadığı dev bir şantiyenin de içinde insanların yaşayacağı güncel baştan kurulan bir şehrin de mimarların sahadaki varlıklarına çok fazla ihtiyacı var. Büyük depremin üzerinden geçen

H

Editör

Hatay Masası Editör

Güncelleme

Bildirim ayarları →
İçinde Yaşanan (ve yaşanacak) Şantiye: Antakya - Arkitera | Hatay Masası analizi

Üç yıldır Antakya’daki şantiyelerde çalışan bir mimar olarak şunu gördüm: İçinde insanların yaşadığı dev bir şantiyenin de içinde insanların yaşayacağı güncel baştan kurulan bir şehrin de mimarların sahadaki varlıklarına çok fazla ihtiyacı var.

Büyük depremin üzerinden geçen üç buçuk yılın sonunda Antakya’da çok disiplinli yeniden inşa sürecinin önemli bir bölümü tamamlandı diyebiliriz. (eski Antakya dışında).

Artık yeniden inşa sürecinin taze evresine geçmemiz gerekiyor. İlk evrede öncelik, güvenli konut ve işyerlerini üretmek, yaşamın devamlılığını sağlayacak altyapı ve üstyapıları kurmaktı. Şimdi ise bunları üretmeye devam ederken, kentin ruhunun tamamlayıcısı olacak olan konforlu ve güvenli yaşamı yeniden kurmayı daha fazla konuşmamız gerekiyor…

Aslında en başından beri aklımda Le Corbusier’nin 1923 tarihli dünyaca ünlü manifestosu “Vers une architecture” (Bir Mimarlığa Doğru) kitabındaki o meşhur sözü var:.

“Evim kullanışlıdır. Teşekkür ederim, tıpkı demiryolu mühendislerine ve telefon şirketine teşekkür edeceğim gibi. Ama kalbime dokunamadınız,” (1) der. Bunu öğrenciliğimde proje derslerimizde hocamız söylerdi. Tek bir cümle tarih boyunca süregelen tüm mimarlık birikiminin özeti gibi.

Teknik zorunlulukların yanına artık kentin konforunu ve ruhunu da daha güçlü biçimde ortaya koymanın ve bunu tartışmaya açmanın zamanı geldi. Bunun için de gecikmiş olsa da mimarlığı sahada görünür kılmak gerekiyor.

Söylemin detayına inecek olursak, şehirler yalnızca mühendislik hesaplarıyla tanımlanamazlar. İnsanlar yalnızca deprem yönetmeliğine uygun binalarda yaşamak istemez. Evinin önündeki ağaç da yürüdüğü kaldırımın taşı da deprem yönetmeliği kadar önemlidir. Mimarlık, depreme dayanıklılığın karşısında değil; onunla birlikte, bir kenti yeniden kent yapan temel değerlerden biridir.

Uzmanlar, sürecin hem kısa vadeli hem de orta vadeli etkilerinin izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Okurlar için pratik özet: ne oldu, kimler etkilendi ve sırada ne var sorularına yanıt arıyoruz.

Hatay, Antakya ve çevre ilçelerde yaşayanlar için olası yerel yansımalar Hatay Masası üzerinden takip edilebilir.

Neler biliniyor?

  • Üç yıldır Antakya’daki şantiyelerde çalışan bir mimar olarak şunu gördüm: İçinde insanların yaşadığı dev bir şantiyenin de içinde insanların yaşayacağı güncel baştan kurulan bir şehrin de mimarların sahadaki varlıklarına çok fazla ihtiyacı var
  • Büyük depremin üzerinden geçen üç buçuk yılın sonunda Antakya’da çok disiplinli yeniden inşa sürecinin önemli bir bölümü tamamlandı diyebiliriz. (eski Antakya dışında)
  • Artık yeniden inşa sürecinin taze evresine geçmemiz gerekiyor. İlk evrede öncelik, güvenli konut ve işyerlerini üretmek, yaşamın devamlılığını sağlayacak altyapı ve üstyapıları kurmaktı. Şimdi ise bunları üretmeye devam ederken, kentin ruhunun tamamlayıcısı olacak olan konforlu ve güvenli yaşamı yeniden kurmayı daha fazla konuşmamız gerekiyor…
  • Aslında en başından beri aklımda Le Corbusier’nin 1923 tarihli dünyaca ünlü manifestosu “Vers une architecture” (Bir Mimarlığa Doğru) kitabındaki o meşhur sözü var:

Neden önemli?

İçinde Yaşanan (ve yaşanacak) Şantiye: Antakya - Arkitera başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Bu metin Hatay Masası tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak

Sizin için

Önerilen haberler

Ana sayfa →

Bunları da okuyun

Ana sayfa →