Piyasa yükleniyor…
Türkiye·İlk okuyanlardan olun

İnsanlık güncel bir tehditle yüzleşiyor

Küresel bir salgın ve toplumsal bir kriz olarak nitelendirilen yalnızlığa devletler nezdinde çözüm aranıyor. Türkiye'de sosyoloji ve çalışma sosyolojisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Veysel Bozkurt, yalnızlığın nedenleri ve sonuçları üzerine Habertürk'e açıklam

H

Editör

Hatay Masası Editör

Güncelleme

Bildirim ayarları →
İnsanlık güncel bir tehditle yüzleşiyor

Küresel bir salgın ve toplumsal bir kriz olarak nitelendirilen yalnızlığa devletler nezdinde çözüm aranıyor. Türkiye'de sosyoloji ve çalışma sosyolojisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Veysel Bozkurt, yalnızlığın nedenleri ve sonuçları üzerine Habertürk'e açıklamalarda bulundu.

İnsanlığın en melankolik ve sarsıcı hallerinden biri olan yalnızlık , tarih boyunca sanatın en derin ilham kaynaklarından biri oldu. Mağara duvarlarına çizilen ve topluluktan soyutlanmış tekil insan figürleri, ilkel insanın da bu varoluşsal duyguyla yüzleştiğini gözler önüne seriyor.

İnsanlık tarihi ilerledikçe bu duygu biçim değiştirdi ama özünü hiç kaybetmedi. Yalnızlık; yakın modern dünyada Zeki Müren'in sesinde "Yalnızım Yalnız" feryadına dönüştü. Martin Scorsese'nin sinema tarihine kazıdığı 'Taksi Şoförü' nde New York gecelerinde sürüklenen 'Travis Bickle'ın dikiz aynasındaki bakışında somutlaştı. Edward Hopper'ın 'Gece Kuşları' tablosundaki yan yana ama birbirine teğet geçen insanların hallerinde ya da Auguste Rodin'in ünlü 'Düşünen Adam' heykelinin içe dönük ağır sessizliğinde şekillendi.

Peki, kökleri insanlığın şafağına kadar uzanan bu kadim duygu, nasıl oldu da son yıllarda sosyologların 'Çağın salgını' olarak nitelendirdiği, devletlerin stratejik düzeyde mücadele etmeye çalıştığı toplumsal bir krize dönüştü?

Sosyal medya mecralarına baktığımızda kimsenin yalnız olmadığını sanabiliriz. Sürekli gülümseyen yüzler, kalabalık arkadaş grupları, seyahatler ve rengârenk etkinlikler... Fiziki sosyal ortamlara geçtiğimizde de durum pek farklı görünmüyor; dolu mekânlar adeta bir "Eller havaya" ritminin içinde. Fakat bu hareketli vitrin, derinlerde yaşanan büyük bir kopuşu gizleyen şaşaalı bir perdeden mi ibaret?

Günümüz insanı, tarihinin en çok bağlantıda olan ama aynı zamanda en çok izole olan dönemini yaşıyor. Polonyalı ünlü sosyolog Zygmunt Bauman 'ın 'Akışkan modernite' olarak tanımladığı bu düzende, ilişkilerimiz derinliğini kaybedip yüzeyde çoğalıyor. Binlerce sosyal medya takipçisine sahip olmak, gerçek bir yakınlık ve güven duygusu üretmiyor. Aksine, herkesin en mutlu, en başarılı ve en şık hallerini sergilediği bu platformlar; kişileri kendi sıradan, eksik gerçekliğiyle baş başa bırakıyor.

Yalnızlık salgınının en ağır bilançosunu ödeyen kesim hiç kuşkusuz gençler. Sosyal medyanın körüklediği şaşalı hayata sahip ve tanınan kişi olma arzusu, gençlere ancak görünür oldukları, tüketebildikleri ve takdir topladıkları sürece var olabileceklerini fısıldıyor. Affedersiniz fısıldamıyor; resmen haykırıyor. Sistemin dikte ettiği bu yarışta; lüks bir yaşamı sergileyebilenle gündelik hayatın ekonomik ve sosyal yükleriyle boğuşan genç arasındaki uçurum derinleşiyor. Beklentilerin bu kadar yükseltildiği bir ortamda, hayal kırıklığı kaçınılmaz hale geliyor. Bir gruba ait olamama, arzularına ulaşamama veya olduğu gibi kabul görmeme korkusu, gençleri hızla kendi kabuklarına çekilmeye ve derin bir görünmezlik duygusuna sürüklüyor.

Uzmanlar, sürecin hem kısa vadeli hem de orta vadeli etkilerinin izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Okurlar için pratik özet: ne oldu, kimler etkilendi ve sırada ne var sorularına yanıt arıyoruz.

Neler biliniyor?

  • Küresel bir salgın ve toplumsal bir kriz olarak nitelendirilen yalnızlığa devletler nezdinde çözüm aranıyor. Türkiye'de sosyoloji ve çalışma sosyolojisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Veysel Bozkurt, yalnızlığın nedenleri ve sonuçları üzerine Habertürk'e açıklamalarda bulundu
  • İnsanlığın en melankolik ve sarsıcı hallerinden biri olan yalnızlık , tarih boyunca sanatın en derin ilham kaynaklarından biri oldu. Mağara duvarlarına çizilen ve topluluktan soyutlanmış tekil insan figürleri, ilkel insanın da bu varoluşsal duyguyla yüzleştiğini gözler önüne seriyor
  • İnsanlık tarihi ilerledikçe bu duygu biçim değiştirdi ama özünü hiç kaybetmedi. Yalnızlık; yakın modern dünyada Zeki Müren'in sesinde "Yalnızım Yalnız" feryadına dönüştü. Martin Scorsese'nin sinema tarihine kazıdığı 'Taksi Şoförü' nde New York gecelerinde sürüklenen 'Travis Bickle'ın dikiz aynasındaki bakışında somutlaştı. Edward Hopper'ın 'Gece Kuşları' tablosundaki yan yana ama birbirine teğet geçen insanların hallerinde ya da Auguste Rodin'in ünlü 'Düşünen Adam' heykelinin içe dönük ağır sessizliğinde şekillendi
  • Peki, kökleri insanlığın şafağına kadar uzanan bu kadim duygu, nasıl oldu da son yıllarda sosyologların 'Çağın salgını' olarak nitelendirdiği, devletlerin stratejik düzeyde mücadele etmeye çalıştığı toplumsal bir krize dönüştü?

Neden önemli?

İnsanlık yeni bir tehditle yüzleşiyor başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası | Haberler, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Bu metin Hatay Masası | Haberler tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak

Sizin için

Önerilen haberler

Ana sayfa →

Bunları da okuyun

Ana sayfa →