İBB tarafından Kabataş Transfer Merkezi’nin ikinci katında kente kazandırılan İstanbul Boğaz Müzesi, ilk sergisi “Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi” ile kapılarını açtı. Sergide 19. yüzyıldan Cumhuriyetin ilk yıllarına uzanan Boğaziçi yaşamı, sanat eserleri ve arşiv malzemeleriyle anlatılıyor.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Müzenin ilk sergisi ise 19’uncu yüzyıldan Cumhuriyetin ilk yıllarına boğazda şekillenen yaşamı ve zaman içinde geçirdiği dönüşümü ele alan “Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi” başlıklı koleksiyon sergisi oldu.
11 Nisan 2027’ye kadar görülebilecek serginin düzenleyiciliğini Ali Kayaalp üstleniyor. Sergi, boğazı görülen bir manzaranın ötesine taşıyor: Yaşanan ve düşlenen bir mekân olarak düşündürüyor. Sergide Hoca Ali Rıza, İbrahim Çallı, Mıgırdiç Civanyan, İbrahim Safi, Fausto Zonaro, Hamit Görele, Ara Güler, Şefik Bursalı, Avni Arbaş, Sabri Berkel, Naile Akıncı gibi sanatçıların eserleri izleyiciyle buluşuyor.
İBB envanterinden haritalar, gravürler, eski kartpostallar, Boğaziçi temalı kitaplar, Şirket-i Hayriye’nin bir zamanlar çıkardığı Boğaziçi Mecmuası, Boğaziçi fotoğrafları, diğer dergilerden arşivsel içerikler ve James Baldwin’in İstanbul seyahatinin, Sedat Pakay tarafından çekilen videosu da serginin diğer unsurları.
Düzenleyici Kayaalp’a, serginin yolculuğunu sorduk. Kayaalp öncelikle, “Serginin, Boğaziçi’nin farklı görme şekilleri üzerinden kurgulamak derdi var” diyor ve şöyle devam ediyor: “Boğazdaki gündelik hayatı belirleyen fiziksel unsurlar ve yaşantıyı örgütleyen ritüeller ise bir diğer önemli meseleydi. Son olarak, yirminci yüzyılın Boğaziçi hikâyesi var sergide: I. Dünya Savaşı sonrasında boğazın cazibesini bir ölçüde kaybetmesi, yalıların kısmen boşalması ve ahalisinin, kentin daha mutena addedilen kesimlerine göçü… Suad Derviş’in Cumhuriyet gazetesi için hazırladığı ‘Çöken Boğaziçi’ yazı dizisi, bu ruh halini iyi anlatır.”.











