Beşiktaş Teknik Direktörü Vincenzo Italiano, ülkesinin basınından Corriere dello Sport'a konuştu.
Türkiye'de ortam olağanüstü. Stadyumlar son, üstleri kapalı, çok büyük ve büyük bir tutkuyla dolu. Bana İtalya'da insanların bütün hafta sonundaki maçı beklediği 80'li ve 90'lı yılların futbolunu hatırlatıyor. Burada inanılmaz bir coşku var. Üstelik bu sadece büyük takımların taraftarlarında değil, her yerde böyle.
Son olarak ligin taze takımlarından Amed'e deplasmana gittik. Orada 40 bin kişi vardı. İnanılmaz bir cehennem ortamı vardı. Çocukken İtalya'daki stadyumların tamamen dolu olduğu dönemlerdeki atmosferin aynısını burada yaşıyorum. Sanki o duyguları yeniden hissediyorum. Burada başkanlar dahil herkesin en iyi olma konusunda büyük bir isteği var. Her gün ayrı bir mücadele yaşanıyor. Gerçekten çok şaşırdım. Belki bu lig Avrupa'nı en büyük beş liginden daha düşük seviyede ancak kaliteli bir lig ve gelişmeye devam ediyor. Çünkü buraya sürekli kaliteli futbolcular ve yabancı teknik direktörler geliyor.
Kamp döneminde kadronun dörtte üçü genç oyunculardan oluşuyordu. Bir yeniden yapılanma sürecinin içindeydik. Ardından Dünya Kupası nedeniyle birçok oyuncu takıma çok geç katıldı. Avrupa Ligi ön elemesinde, geçen sezon turnuvanın sürprizlerinden biri olan Midtjylland ile karşılaşacağımız için endişeliydik. Hazır olmadığımızı düşünüyorduk ancak onları iki maçta da yendik. Sonrasında yolumuza devam ettik, kadroyu tamamladık, millî oyuncular geri döndü, Vlahovic geldi. Bugün geldiğimiz noktada, başlangıçtaki şartlar düşünüldüğünde Beşiktaş şaşırtıcı bir seviyede. Ben bile bunu beklemiyordum.
Farklı sistemleri dönüşümlü olarak kullanıyoruz. Salih Özcan sayesinde hem tek ön liberoyla hem de çift ön liberoyla oynayabiliyorum. Olaitan'ı da kullanabiliyorum. Beninli, çok ilginç bir genç oyuncu. Salih sahadayken sistem 4-3-3 gibi görünüyor çünkü savunma hattının içine giren bir oyuncu. Roma'daki eski De Rossi gibi.
Her yıl oyun anlayışıma taze şeyler ekledim, bazı şeyleri de çıkardım. Dışarıdan bakıldığında hep aynı şekilde oynuyormuşum gibi görünebilir çünkü benim futbolumda agresiflik her zaman önemli bir yer tutuyor. Kaliteli ve futbol zekâsı yüksek oyunculara karşı oynarken üzerlerine gitmez, onlara zaman ve alan bırakırsanız çok zorlanırsınız. Bu anlayıştan hiç vazgeçmediğim için aynı futbolu oynattığım düşünülebilir. Ancak daha fazla pas yapan, daha dikine oynayan ya da rakibini bekleyen takımlarım da oldu. Trapani'de teknik direktörlüğe başladığım günden bu yana hem ben hem de ekibim, çalışma yöntemimizi ve birçok şeyi büyük ölçüde değiştirdik.







