Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu , Değişen Küresel Ulaştırma Jeopolitiği ve Kalkınma Yolu Projesi Konferansı’nda konuştu. Düşünce kuruluşlarının, bir milletin aklını, hafızasını ve gelecek tasavvurunu şekillendiren en önemli merkezler olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, “Bu kuruluşlar; siyasetin günlük polemiklerine değil, uzun vadeli ve veriye dayalı analizlere odaklandıkları ölçüde bir ülkenin rotasını, geleceğini planlamada ciddi bir irade ortaya koyarlar. SETA’nın, değişen ulaştırma jeopolitiğini ve Kalkınma Yolu Projesi’ni gündeme taşıması da kurumun vizyonunu ve ülkemizin geleceğini şekillendiren meselelere verdiği önemi açıkça gösteriyor.” açıklamasında bulundu.
Bakan Uraloğlu, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle birlikte Türkiye’nin son yıllarda gösterdiği büyük dönüşümde; SETA gibi kurumların ürettiği bilgi, politika yapıcılara rehberlik etmiş; adım süreçlerini zenginleştirmiş ve Türkiye Yüzyılı vizyonunun entelektüel zeminini güçlendirmiştir. Canıgönülden inanıyorum ki SETA’nın bu konudaki ısrarlı ve derinlikli çalışmaları, ülkemizin yarınlarını inşa etmesinde önemli bir rol üstlenmeye devam edecektir.” şeklinde konuştu.
Uraloğlu, küresel ticaret koridorlarının yeniden çizildiğini belirterek dünyanın sadece ‘en ucuz’ olanı değil; en güvenli, en kısa ve en öngörülebilir rotayı aradığını vurguladı. Bakan Uraloğlu, son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmelerin, ulaştırma sistemlerinin ne denli kırılgan olabileceğini ve küresel ticareti nasıl sekteye uğratabileceğini bir kez daha açıkça ortaya koyduğunu kaydetti. Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:.
“Son dönemde yaşanan krizler çok açık bir gerçeği gösterdi: Küresel ticaretin kritik hatlarında meydana gelen en ufak bir aksama; enerji fiyatlarını fırlatıyor, navlun maliyetlerini katlıyor ve tedarik zincirlerini kilitliyor. Hatırlayacağınız üzere 2021’de Süveyş Kanalı’nda Ever Given konteyner gemisinin karaya oturmasıyla kanal günlerce kapanmış, yüzlerce gemi kuyruğa girmiş, küresel tedarik takvimi bir anda altüst olmuştur. Aynı dar geçitte sonraki dönemde yaşanan yoğunluk ve güvenlik riskleri, tek kanala bağlı ticaretin ne kadar kırılgan olduğunun altını çizmiştir. Kızıldeniz’de ise Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları ve tehditleri, başta Avrupa Asya hattı olmak üzere birçok armatörü, rotayı Ümit Burnu’na çevirmeye zorlamış; transit süreler 10-15 gün uzamış, navlun ve sigorta maliyetleri sert biçimde yükselmiştir. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler petrol ve LNG taşımacılığının kalbindeki belirsizliği artırmış, enerji piyasalarında fiyat şokları yaşatmıştır.”.
Kuzey’de ise Rusya-Ukrayna Savaşının, Çin-Avrupa demiryolu ticaretinin geleneksel kuzey güzergâhını fiilen daralttığını belirten Uraloğlu, yaptırımların ve operasyonel risklerin, alternatif güzergah arayışını hızlandırdığını aktardı.
Bakan Uraloğlu, “Özetle bir boğazda, bir kanalda veya tek bir kara hattında yaşanan belirsizlik; yük konteynerlerinin varışını haftalarca geciktirebilmekte, fabrikaların hammadde stokunu eritebilmekte, tüketiciye yansıyan maliyeti hızla yükseltebilmekte hatta üretimi durma noktasına getirebilmektedir. Bu kırılganlık karşısında ülkeler, daha güvenli, daha kısa, daha öngörülebilir ve daha sürdürülebilir güzergâhlar aramaya başlamıştır. İşte bu arayış, dünyayı klasik toprak merkezli jeopolitikten çok farklı bir yere, bir ‘ağ jeopolitiğine’ taşıyor. Çünkü artık devletlerin gücü yalnızca sınırları ve ordularıyla değil; ticaret, enerji ve veri hatlarını yönetebilme kabiliyetleriyle ölçülüyor. Bağlantısallık projeleri ise ekonomik entegrasyon sağlayan, stratejik bağımlılık üreten ve bölgesel düzen inşa eden araçlar hâline gelmiştir.” açıklamasında bulundu.








