Piyasa yükleniyor…
Türkiye·İlk okuyanlardan olun

Kapitalizmin sonsuz sonu- Kaan Eroğuz

İngiltere’de tarımsal üretim ilişkilerinin dönüşmesi ve kırsal alandaki nüfusun geçimini sağlamak için pazara bağımlı (market dependence) duruma gelmesiyle ortaya çıkan kapitalizm, genel itibarıyla 16. yüzyıldan bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yaşantımızı şekillendirmekt

H

Editör

Hatay Masası Editör

Güncelleme

Bildirim ayarları →
Kapitalizmin sonsuz sonu- Kaan Eroğuz: Bilinenler ve sonraki adımlar

İngiltere’de tarımsal üretim ilişkilerinin dönüşmesi ve kırsal alandaki nüfusun geçimini sağlamak için pazara bağımlı (market dependence) duruma gelmesiyle ortaya çıkan kapitalizm, genel itibarıyla 16. yüzyıldan bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yaşantımızı şekillendirmektedir. Kapitalizmin bu uzun erimli tarihi, İngiltere’de ortaya çıkmasının ardından tüm dünyaya yayılan, tarım arazilerindeki kapitalist dönüşümle başlayıp ticaret ve sanayi kapitalizmleriyle devam eden, sistemin karşılaştığı krizler karşısında son birikim modelleriyle kendini yeniden üreten bir sürekliliğin tarihidir. Sermayenin, toplumsal yaşamın tüm katmanlarına sızan egemenliği ve insanların kapitalist piyasa ekonomisine olan bağımlılığı bu süreklilik içindeki temel dinamiği oluşturmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra uygulamaya konulan Keynesyen ekonomik modelin 1970’li yılların sonunda karşılaştığı kriz ve bu krize yanıt olarak ortaya konan neoliberal politikalar, sermayenin emeğin karşısındaki baskısını artırmakla birlikte, finansallaşmanın ve 1990’lı yıllardaki küreselleşmenin bir sonucu olarak sermayenin egemenliğini geniş coğrafyalara yaymış, küresel kapitalist devletlere bağımlı olan ülkeleri borçlandırmanın yanı sıra hanehalkı borçluluğunu da hiç olmadığı kadar artırmıştır. Sermayenin dolaşımını ulus-aşırılaştırma süreci, çok uluslu şirketlerin üretimini ucuz işgücünün olduğu ülkelere kaydırmalarına, bunu yapacak ticari serbestleşme politikalarının tüm ülkelerde kabul görmesine ve böylelikle küresel kapitalist sisteme bağımlı kırılgan ülke ekonomilerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. SON MU? RESTORASYON MU? ABD-Avrupa merkezli Atlantik sisteminin 30 yıl boyunca Washington ve Post-Washington Uzlaşısı gibi farklı paketlerle dünyanın geri kalanına dayattığı bu politikalar, 2008 yılında ABD borsalarında yaşanan krizle birlikte tıkandı. Küresel ölçekte büyüme oranları düşmeye, kârlılık oranları azalmaya başladı. Çin Halk Cumhuriyeti, Atlantik sisteminin krizini fırsata çevirerek çok kısa bir zaman diliminde küresel bir güç durumuna geldi. Şimdi, içinde yaşadığımız süreç, küresel güç dengelerinin değiştiği, sermayenin nadir metaller, algoritma geliştirici teknolojiler ve çipler gibi son yatırım alanlarına açıldığı ve küresel güç mücadelelerinin bu kaynaklara sahiplik üzerinden yeniden belirlendiği bir süreç. Kimi ana akım liberal ve sol çevrelerin “kapitalizmin sonunu” vaaz eden tespitlerinin ötesinde bu süreç, kapitalizmin neoliberalizm sonrası son bir birikim modeli arayışında olduğu bir geçiş dönemini niteliyor. Sanayi sermayesi tarafından “düzenleyici” veya “girişimci” olarak devletin yeniden piyasaya müdahale eden bir aktör olarak çağrılmasıyla günümüz kapitalizminin yükselen sermaye fraksiyonu olarak yapay zekâ teknolojisi sermayedarlarının devletlerin askeri ve istihbarat kanallarıyla kurduğu güçlü ilişki siyasal alanda neo-faşist siyasetlerin güçlenmesine yol açıyor. ABD ve Çin rekabetinin gerisine düşen Avrupa kapitalizmi, özellikle ABD’ye bağımlı olduğu savunma ve enerji alanlarındaki özerkliğini kazanmak için IAA ve Made in Europe gibi politikaları gündemine alarak üretimini yeniden Avrupa kıtasında toplamaya ve bu kapsamda da korumacı ekonomik modeli benimseyen adımlar atmaya yöneliyor. Avrupa kapitalizminin dinamosu Almanya’da AfD’nin güçlenmesi tam da bu ekonomipolitik zeminde anlam kazanıyor. Sosyalist siyasetin bu dönüşüm sürecinde alternatif siyasetler ortaya koyabilmekteki eksikliği ise içinden geçtiğimiz sürecin emekçi kesimler aleyhine gelişmesine yol açıyor. Oysa, kapitalizmin “sonsuz sonunu” sona erdirecek olan gerçek çıkış tam da bu siyasetin güçlendirilmesinde yatıyor. KAAN EROĞUZ ARAŞTIRMACI.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Kapitalizmin bu uzun erimli tarihi, İngiltere’de ortaya çıkmasının ardından tüm dünyaya yayılan, tarım arazilerindeki kapitalist dönüşümle başlayıp ticaret ve sanayi kapitalizmleriyle devam eden, sistemin karşılaştığı krizler karşısında güncel birikim modelleriyle kendini yeniden üreten bir sürekliliğin tarihidir.

Sermayenin, toplumsal yaşamın tüm katmanlarına sızan egemenliği ve insanların kapitalist piyasa ekonomisine olan bağımlılığı bu süreklilik içindeki temel dinamiği oluşturmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra uygulamaya konulan Keynesyen ekonomik modelin 1970’li yılların sonunda karşılaştığı kriz ve bu krize yanıt olarak ortaya konan neoliberal politikalar, sermayenin emeğin karşısındaki baskısını artırmakla birlikte, finansallaşmanın ve 1990’lı yıllardaki küreselleşmenin bir sonucu olarak sermayenin egemenliğini geniş coğrafyalara yaymış, küresel kapitalist devletlere bağımlı olan ülkeleri borçlandırmanın yanı sıra hanehalkı borçluluğunu da hiç olmadığı kadar artırmıştır.

Sermayenin dolaşımını ulus-aşırılaştırma süreci, çok uluslu şirketlerin üretimini ucuz işgücünün olduğu ülkelere kaydırmalarına, bunu yapacak ticari serbestleşme politikalarının tüm ülkelerde kabul görmesine ve böylelikle küresel kapitalist sisteme bağımlı kırılgan ülke ekonomilerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

ABD-Avrupa merkezli Atlantik sisteminin 30 yıl boyunca Washington ve Post-Washington Uzlaşısı gibi farklı paketlerle dünyanın geri kalanına dayattığı bu politikalar, 2008 yılında ABD borsalarında yaşanan krizle birlikte tıkandı. Küresel ölçekte büyüme oranları düşmeye, kârlılık oranları azalmaya başladı. Çin Halk Cumhuriyeti, Atlantik sisteminin krizini fırsata çevirerek çok kısa bir zaman diliminde küresel bir güç durumuna geldi. Şimdi, içinde yaşadığımız süreç, küresel güç dengelerinin değiştiği, sermayenin nadir metaller, algoritma geliştirici teknolojiler ve çipler gibi son yatırım alanlarına açıldığı ve küresel güç mücadelelerinin bu kaynaklara sahiplik üzerinden yeniden belirlendiği bir süreç.

Gelişmenin arka planında kamuoyunun yakından takip ettiği bir süreç bulunuyor. Hatay Masası | Haberler editörleri, gelen bilgileri doğrulama süzgecinden geçirerek okura aktarıyor.

Habere konu olan aktörlerin açıklamaları geldikçe sayfa güncellenecek.

Öne çıkan başlıklar

  • İngiltere’de tarımsal üretim ilişkilerinin dönüşmesi ve kırsal alandaki nüfusun geçimini sağlamak için pazara bağımlı (market dependence) duruma gelmesiyle ortaya çıkan kapitalizm, genel itibarıyla 16. yüzyıldan bu yana ekonomik, siyasal ve sosyal yaşantımızı şekillendirmektedir. Kapitalizmin bu uzun erimli tarihi, İngiltere’de ortaya çıkmasının ardından tüm dünyaya yayılan, tarım arazilerindeki kapitalist dönüşümle başlayıp ticaret ve sanayi kapitalizmleriyle devam eden, sistemin karşılaştığı krizler karşısında son birikim modelleriyle kendini yeniden üreten bir sürekliliğin tarihidir. Sermayenin, toplumsal yaşamın tüm katmanlarına sızan egemenliği ve insanların kapitalist piyasa ekonomisine olan bağımlılığı bu süreklilik içindeki temel dinamiği oluşturmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra uygulamaya konulan Keynesyen ekonomik modelin 1970’li yılların sonunda karşılaştığı kriz ve bu krize yanıt olarak ortaya konan neoliberal politikalar, sermayenin emeğin karşısındaki baskısını artırmakla birlikte, finansallaşmanın ve 1990’lı yıllardaki küreselleşmenin bir sonucu olarak sermayenin egemenliğini geniş coğrafyalara yaymış, küresel kapitalist devletlere bağımlı olan ülkeleri borçlandırmanın yanı sıra hanehalkı borçluluğunu da hiç olmadığı kadar artırmıştır. Sermayenin dolaşımını ulus-aşırılaştırma süreci, çok uluslu şirketlerin üretimini ucuz işgücünün olduğu ülkelere kaydırmalarına, bunu yapacak ticari serbestleşme politikalarının tüm ülkelerde kabul görmesine ve böylelikle küresel kapitalist sisteme bağımlı kırılgan ülke ekonomilerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. SON MU? RESTORASYON MU? ABD-Avrupa merkezli Atlantik sisteminin 30 yıl boyunca Washington ve Post-Washington Uzlaşısı gibi farklı paketlerle dünyanın geri kalanına dayattığı bu politikalar, 2008 yılında ABD borsalarında yaşanan krizle birlikte tıkandı. Küresel ölçekte büyüme oranları düşmeye, kârlılık oranları azalmaya başladı. Çin Halk Cumhuriyeti, Atlantik sisteminin krizini fırsata çevirerek çok kısa bir zaman diliminde küresel bir güç durumuna geldi. Şimdi, içinde yaşadığımız süreç, küresel güç dengelerinin değiştiği, sermayenin nadir metaller, algoritma geliştirici teknolojiler ve çipler gibi son yatırım alanlarına açıldığı ve küresel güç mücadelelerinin bu kaynaklara sahiplik üzerinden yeniden belirlendiği bir süreç. Kimi ana akım liberal ve sol çevrelerin “kapitalizmin sonunu” vaaz eden tespitlerinin ötesinde bu süreç, kapitalizmin neoliberalizm sonrası son bir birikim modeli arayışında olduğu bir geçiş dönemini niteliyor. Sanayi sermayesi tarafından “düzenleyici” veya “girişimci” olarak devletin yeniden piyasaya müdahale eden bir aktör olarak çağrılmasıyla günümüz kapitalizminin yükselen sermaye fraksiyonu olarak yapay zekâ teknolojisi sermayedarlarının devletlerin askeri ve istihbarat kanallarıyla kurduğu güçlü ilişki siyasal alanda neo-faşist siyasetlerin güçlenmesine yol açıyor. ABD ve Çin rekabetinin gerisine düşen Avrupa kapitalizmi, özellikle ABD’ye bağımlı olduğu savunma ve enerji alanlarındaki özerkliğini kazanmak için IAA ve Made in Europe gibi politikaları gündemine alarak üretimini yeniden Avrupa kıtasında toplamaya ve bu kapsamda da korumacı ekonomik modeli benimseyen adımlar atmaya yöneliyor. Avrupa kapitalizminin dinamosu Almanya’da AfD’nin güçlenmesi tam da bu ekonomipolitik zeminde anlam kazanıyor. Sosyalist siyasetin bu dönüşüm sürecinde alternatif siyasetler ortaya koyabilmekteki eksikliği ise içinden geçtiğimiz sürecin emekçi kesimler aleyhine gelişmesine yol açıyor. Oysa, kapitalizmin “sonsuz sonunu” sona erdirecek olan gerçek çıkış tam da bu siyasetin güçlendirilmesinde yatıyor. KAAN EROĞUZ ARAŞTIRMACI
  • Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin
  • Kapitalizmin bu uzun erimli tarihi, İngiltere’de ortaya çıkmasının ardından tüm dünyaya yayılan, tarım arazilerindeki kapitalist dönüşümle başlayıp ticaret ve sanayi kapitalizmleriyle devam eden, sistemin karşılaştığı krizler karşısında güncel birikim modelleriyle kendini yeniden üreten bir sürekliliğin tarihidir
  • Sermayenin, toplumsal yaşamın tüm katmanlarına sızan egemenliği ve insanların kapitalist piyasa ekonomisine olan bağımlılığı bu süreklilik içindeki temel dinamiği oluşturmaktadır

Neden önemli?

Kapitalizmin sonsuz sonu- Kaan Eroğuz başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası | Haberler, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Bu metin Hatay Masası | Haberler tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak

Sizin için

Önerilen haberler

Ana sayfa →

Bunları da okuyun

Ana sayfa →