Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra belediye binası önünde bir konuşma yaptı. Belediye başkanlarının görevinin halka hizmet olduğunu, zamanı geldiğinde halka hesap vermesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Vahap Seçer, seçildiği günden bu yana Mersin’e, Mersinlilere her türlü hizmeti yapmıştır. Fedakârlık da yapmıştır. Bizim belediye başkanlarımız için saat kavramı yoktur. Günün 24 saati belediye başkanlarımız görevlerinin başındadır ve bizim belediye başkanlarımız halka hesap vermeyi namuslu bir görev addederler” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:.
"Hukuk kişiden kişiye değişmez. İktidardan iktidara göre değişmez. Adalet herkes için geçerlidir. Bir belediye başkanının, büyükşehir belediye başkanının evi saat beşte, sabaha karşı basılmaz ve aranmaz. Doğru değildir. Siz davet ettiğinizde büyükşehir belediye başkanımız gitmedi mi? Siz söylediğinizde gelmedi mi? Hayır. Belediye başkanlarımız davet edildiklerinde giderler. İfade verecekse verirler. Hesap verecekse verirler. Hiç kimse hesap vermekten kaçmıyor ki. Dolayısıyla belediye başkanlarımızı sabahın beşinde gözaltına almak demokrasiyle bağdaşmaz. Onun için biz hak, hukuk ve adalet diyoruz.
Vahap Başkan 2 milyonluk Mersin’e hizmet etmek için yola çıksın. Bir belediye başkanının görevi Mersin’e hizmet etmektir. Hizmet ediyor. Eğer siz bir büyükşehir belediye başkanını tutuklarsanız iki milyon Mersinliyi tutuklamışsınız demektir. O nedenle başkanımızın ifadesi alınır, eyvallah. Ama derhâl serbest bırakılması, görevine başlaması ve Mersin’e hizmet etmesi gerekiyor. Bizim görevimiz her ortamda her yere hesap vermektir. Halkımıza hesap veririz, eyvallah. Şikâyet gelirse değerlendiririz, eyvallah. Ama hukuku siyasi araç olarak kullanan, haklıyı haksız gibi gösterip sabahın beşinde evi basılan bir yapıyı, bir anlayışı asla ve asla kabul etmiyoruz. Davet edersiniz, gider. Hesap sorarsınız, hesabını verir. Ama başkanı cezalandırdığınızda iki milyon Mersinliyi cezalandırmış oluyorsunuz. Ben de buraya 2 milyon Mersinlinin hakkını ve hukukunu savunmak için geldim.".
CHP’nin halka hizmet etmeyi şiar edinmiş bir parti olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Biz her kuruşun hesabını millete veren bir partiyiz. Biz AK Parti gibi değiliz. Başka partiler gibi değiliz. Başka partilere benzemeyiz biz. Biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının kurduğu bir partiyiz. Biz millî bir partiyiz. Gerçekçi bir partiyiz. Halka hesap veren bir partiyiz. Her kuruşun hesabını yeri geldiğinde soran bir partiyiz. Biz sıradan bir parti değiliz. O nedenle Cumhuriyet Halk Partisi ahlaki temelleri en güçlü olan bir partidir. Siyasi irade, siyasi otorite baskılarla eğer bizi susturmak istiyorsa onların feriştahı gelse bizim gücümüzü asla ve asla sekteye uğratamazlar. Biz gücümüzü halktan alırız. Masumdan alırız. Çalışandan alırız. Alın terinden alırız biz gücümüzü. Biz gücümüzü siyasi otoriteden almayız. Biz gücümüzü yargıdan almayız. Biz gücümüzü başka yerlerden almayız" dedi.









