53 yıl önce İstanbul Boğazı'nda balıkçıların bulduğu bir çuval, dönemin en çok konuşulan cinayetlerinden birini ortaya çıkardı. Çuvaldan çıkan kadın cesedinin, kızıyla birlikte günler önce kaybolan Nuriye Hanım'a ait olduğu belirlendi. Ancak kızı Meyla Hanım'dan hiçbir iz yoktu. Sosyete dünyasında büyük yankı uyandıran olayın ardından harekete geçen Cinayet Masası dedektifleri, anne ve kızın son görüldükleri yerlerden başlayarak geniş çaplı bir araştırma yürüttü. Soruşturmanın seyrini değiştiren ise evden kaybolan değerli bir halı ile çamurluklarında nikelaj bulunan yeşil renkli bir otomobil oldu. 1973 yılına damga vuran çifte cinayetin...
Yıl 1973... İstanbul 'da ocak ayının soğuk günleri yaşanıyordu. Boğaz'ın iki yakasında günlük hayat her zamanki gibi devam ediyordu. Şehir hatları vapurları sabahın erken saatlerinden itibaren yolcularını bir yakadan diğerine taşırken, balıkçı tekneleri de geçimlerini sağlamak için Boğaz'ın sularına açılıyordu. İstanbul'un kalabalık caddelerinde insanlar günlük telaşlarını sürdürürken, Boğaz'ın kuzeyindeki Kireçburnu açıklarında yaşanacak bir olay, günlerce konuşulacak korkunç bir cinayeti ortaya çıkaracaktı.
Tarih yaprakları 8 Ocak'ı gösteriyordu. Sarıyer'in Kireçburnu açıklarında denize açılmak için hareket eden balıkçı Recep'in gözüne suyun altında bir karartı çarptı. Dikkatli baktığında bunun ağzı bağlanmış bir çuval olduğunu gördü. Diğer balıkçıların yardımıyla çuval denizden çıkarıldı. Açıldığında ise korkunç bir manzarayla karşılaşıldı. İçerisinde bir kadın cesedi bulunuyordu. Olayın polise bildirilmesi üzerine bölgeye ekipler sevk edildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü İkinci Şube Müdürü Cemil Gülmen, kendisine bağlı Cinayet Masası ekipleriyle olay yerine geldi. Kadının üzerinde kıyafetleri vardı. Ancak kimliğini ortaya koyabilecek herhangi bir belge bulunamadı. Yüzü tanınmaz haldeydi. Üzerindeki pahalı kürk ve kıyafetler, varlıklı bir kadın olabileceğini düşündürüyordu. Ceset, ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp'a gönderildi. Yapılan incelemelerde kadının boğularak öldürüldüğü, ardından çuvala konularak denize atıldığı belirlendi.
Cinayet Masası dedektiflerinin önündeki ilk sorun, öldürülen kadının kimliğini belirlemekti. Bunun için son günlerde yapılan kayıp başvuruları incelenmeye başlandı. Araştırmalar sırasında Beyoğlu Ayazpaşa'da yaşayan anne ve kızın birkaç gündür kayıp olduğu bilgisine ulaşıldı. Kayıp kadınlardan 67 yaşındaki Nuriye Hanım'ın fiziksel özellikleri, denizden çıkarılan cesetle benzerlik gösteriyordu.
Yüzü tanınmaz halde olmasına rağmen yakınları, kıyafetlerinden cesedin Nuriye Hanım'a ait olabileceğini ifade etti. Kimliğin belirlenmesindeki en önemli gelişme ise kadının vücudunda daha önce geçirdiği bir ameliyattan kalan izin tespit edilmesi oldu. Bu izin Nuriye Hanım'ın ameliyat iziyle örtüşmesi üzerine cesedin ona ait olduğu anlaşıldı.
Ancak bu gelişme, soruşturmayı daha da karmaşık hale getirdi. Çünkü Nuriye Hanım'ın birlikte kaybolduğu kızı Meyla Hanım'dan da haber alınamıyordu. Cinayet Masası, anne ve kızın aynı kişiler tarafından öldürülmüş olabileceği ihtimali üzerinde durmaya başladı.
Gelişmenin arka planında kamuoyunun yakından takip ettiği bir süreç bulunuyor. Hatay Masası editörleri, gelen bilgileri doğrulama süzgecinden geçirerek okura aktarıyor.
Habere konu olan aktörlerin açıklamaları geldikçe sayfa güncellenecek.
Öne çıkan başlıklar
- 53 yıl önce İstanbul Boğazı'nda balıkçıların bulduğu bir çuval, dönemin en çok konuşulan cinayetlerinden birini ortaya çıkardı. Çuvaldan çıkan kadın cesedinin, kızıyla birlikte günler önce kaybolan Nuriye Hanım'a ait olduğu belirlendi. Ancak kızı Meyla Hanım'dan hiçbir iz yoktu. Sosyete dünyasında büyük yankı uyandıran olayın ardından harekete geçen Cinayet Masası dedektifleri, anne ve kızın son görüldükleri yerlerden başlayarak geniş çaplı bir araştırma yürüttü. Soruşturmanın seyrini değiştiren ise evden kaybolan değerli bir halı ile çamurluklarında nikelaj bulunan yeşil renkli bir otomobil oldu. 1973 yılına damga vuran çifte cinayetin..
- Yıl 1973... İstanbul 'da ocak ayının soğuk günleri yaşanıyordu. Boğaz'ın iki yakasında günlük hayat her zamanki gibi devam ediyordu. Şehir hatları vapurları sabahın erken saatlerinden itibaren yolcularını bir yakadan diğerine taşırken, balıkçı tekneleri de geçimlerini sağlamak için Boğaz'ın sularına açılıyordu. İstanbul'un kalabalık caddelerinde insanlar günlük telaşlarını sürdürürken, Boğaz'ın kuzeyindeki Kireçburnu açıklarında yaşanacak bir olay, günlerce konuşulacak korkunç bir cinayeti ortaya çıkaracaktı
- Tarih yaprakları 8 Ocak'ı gösteriyordu. Sarıyer'in Kireçburnu açıklarında denize açılmak için hareket eden balıkçı Recep'in gözüne suyun altında bir karartı çarptı. Dikkatli baktığında bunun ağzı bağlanmış bir çuval olduğunu gördü. Diğer balıkçıların yardımıyla çuval denizden çıkarıldı. Açıldığında ise korkunç bir manzarayla karşılaşıldı. İçerisinde bir kadın cesedi bulunuyordu. Olayın polise bildirilmesi üzerine bölgeye ekipler sevk edildi
- İstanbul Emniyet Müdürlüğü İkinci Şube Müdürü Cemil Gülmen, kendisine bağlı Cinayet Masası ekipleriyle olay yerine geldi. Kadının üzerinde kıyafetleri vardı. Ancak kimliğini ortaya koyabilecek herhangi bir belge bulunamadı. Yüzü tanınmaz haldeydi. Üzerindeki pahalı kürk ve kıyafetler, varlıklı bir kadın olabileceğini düşündürüyordu. Ceset, ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp'a gönderildi. Yapılan incelemelerde kadının boğularak öldürüldüğü, ardından çuvala konularak denize atıldığı belirlendi
Neden önemli?
Denizden çıkan çuvalın sırrı! Sosyete dünyasını sarsan anne-kız cinayeti! başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.
Bu metin Hatay Masası tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak