Eğitim-İş, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada öğretmenlerin ekonomik kayıplarına, çalışma koşullarına ve mesleki itibar sorunlarına dikkat çekti. Sendika, “5 Ekim’in bir kutlama günü değil; hak gasplarına, değersizleştirmeye ve yoksullaşmaya karşı hak arama ve mücadele günü” olduğunu altını çizdi.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Eğitim-İş'ten yapılan açıklamada, 5 Ekim'in, UNESCO ve ILO tarafından 1966’da kabul edilen "Öğretmenlerin Statü Tavsiyesi" ile öğretmenlerin haklarını güvence altına alan tarihi bir gün olduğu vurgulandı.
"5 Ekim, 1966’da UNESCO ve ILO tarafından kabul edilen 'Öğretmenlerin Statü Tavsiyesi' ile öğretmenlerin toplumsal statüsünü, insanca çalışma koşullarını, sendikal haklarını ve meslekli özerkliğini uluslararası güvence altına alan tarihi bir gündür. Türkiye de bu evrensel belgeyi imzalamış, ancak aradan geçen on yıllar boyunca belgedeki taahhütlerin neredeyse hiçbiri yerine getirilmemiştir.
Bu nedenle 5 Ekim, ülkemizde bir kutlama günü değil; hak gasplarına, değersizleştirmeye ve yoksullaşmaya karşı hak arama ve mücadele günüdür. Sözleşmeyle güvence altına alınan ilk şey insan onuruna yaraşır çalışma ve yaşam koşullarıyken bugün Türkiye’de öğretmenlerin payına düşen; itibarsızlık, yoksulluk ve can güvenliği kaygısıyla sürdürülen bir meslek hayatıdır. OECD’nin Education at a Glance 2026 raporuna göre öğretmen maaşları, mesleğe başlama ve deneyim arttıkça artış göstermektedir.".
"Ancak Türkiye’de öğretmen maaşları kâğıt üzerinde artış gösterse de enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında her geçen yıl daha da erimektedir. Türkiye’de bir öğretmenin alım gücü OECD ortalamasının altında kalmış, eğitim emekçileri yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi vermeye itilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenin çalışma ve yaşam koşullarını kuşatan sorunları çözmek; okulların temizlik ve güvenlik açığını gidermek; bir okul gününü aç geçiren çocukların karnını doyurmak yerine, yayımladığı genelgeyle öğretmenler üzerindeki baskıyı artırmıştır.









