Piyasa yükleniyor…
Türkiye·İlk okuyanlardan olun

Teknolojinin her hamlesiyle kabuk değiştiren sinema dünyası, şimdi yapay zekâ

Teknolojinin her hamlesiyle kabuk değiştiren sinema dünyası, şimdi yapay zekâ üretimi uzun metrajlı ilk filmlerle radikal bir eşikte. Türk yapımı 'Uyuyan Kadın'ın, uluslararası prestijli bir festivalin ana yarışmasına seçilen ilk yapay zekâ filmi olması sinemanın geleceğini

H

Editör

Hatay Masası Editör

Güncelleme

Bildirim ayarları →
Neler oluyor? Teknolojinin her hamlesiyle kabuk değiştiren sinema dünyası, şimdi yapay zekâ ü…

Teknolojinin her hamlesiyle kabuk değiştiren sinema dünyası, şimdi yapay zekâ üretimi uzun metrajlı ilk filmlerle radikal bir eşikte. Türk yapımı 'Uyuyan Kadın'ın, uluslararası prestijli bir festivalin ana yarışmasına seçilen ilk yapay zekâ filmi olması sinemanın geleceğini tartışmaya açacak.

İki hafta önce yapay zekânın gelecekte insanlığın sonunu getirip getirmeyeceği tartışılırken, uzmanların bir kısmı bunun olasılık dahilinde olduğunu savunmuş, diğer kısmı ise gerekli tedbirler alındığı sürece sorun yaşanmayacağını belirtmişti. Şimdi ise yapay zekâyla ilgili çok daha mini düzeyde ama dikkat çekici taze bir tartışmanın eşiğine gelindi; "Yapay zekâ, film setlerini bitirip, sinemacıları işsiz bırakır mı?".

Sinema, Lumière kardeşlerin 1895'te gösterime giren "Bir Trenin La Ciotat Garı'na Gelişi" adlı filmiyle başlayan 131 yıllık tarihi boyunca teknolojinin her güncel adımıyla sınırlarını yeniden çizdi. Günümüzde ise Türk yapımı 'Uyuyan Kadın' ın Almanya'nın köklü Cottbus Film Festivali'nin ana yarışmasına seçilmesiyle çok daha radikal bir eşikte duruyor.

Yurtdışında Vikki Bardot ismiyle tanınan multidisipliner sanatçı Gizem Avcıoğlu'nun imzasını taşıyan yarı otobiyografik 'Uyuyan Kadın', uluslararası prestije sahip bir festivalin ana yarışmasında yer alan ilk uzun metrajlı yapay zekâ filmi olarak sinema dünyasında son bir anlayışa kapı aralamaya hazırlanıyor. 'Uyuyan Kadın'ın Cottbus Film Festivali yolculuğu ve ardından Türkiye'de gösterime girecek olması, yapay zekâ sinemasının laboratuvar ortamından çıkıp uluslararası ana akım festivallerde ve salonlarda kabul gördüğünün en net göstergesi oldu.

Georges Perec'in eserinden ilham alınarak iki yılda ve 50 binden fazla görüntü havuzundan kurgulanan bu yapım, yapay zekânın sinemaya olan etkisini ve etik boyutunu yeniden tartışmaya açıyor.

1991'de kurulan ve Orta ve Doğu Avrupa sinemasının güncel yeteneklerini keşfetmesiyle tanınan köklü Cottbus Film Festivali, bugüne dek Andrey Zvyagintsev, Cristian Mungiu, György Pálfi ve Danis Tanović gibi dünya sinemasına yön veren ustaların ilk uzun metrajlı filmlerine ev sahipliği yaptı. Festival Direktörü Bernd Buder, 'Uyuyan Kadın' hakkında şu değerlendirmelerde bulundu; "Sürekli bilgi altında ama giderek yabancılaşan bir toplumun açmazlarını ele alan ‘Uyuyan Kadın’; analitik keskinliği, kişisel yaklaşımı ve anlatısal hâkimiyeti taze bir biçimde bir araya getiriyor. Bardot ve Avcıoğlu, bir kez daha çarpıcı derecede yaratıcı bir görsel dille güçlü bir düşünsel malzeme ortaya koyuyor. Bu film, en yenilikçi teknik araçlarla yapılmış bir medya eleştirisi; gerçekten de uzun zamandır beklenen ‘güncel bir perspektif’ sunuyor.".

Peki, yapay zekâyla üretilen filmlerin sinemaya etkisi ne olabilir?

Gelişmenin arka planında kamuoyunun yakından takip ettiği bir süreç bulunuyor. Hatay Masası | Haberler editörleri, gelen bilgileri doğrulama süzgecinden geçirerek okura aktarıyor.

Habere konu olan aktörlerin açıklamaları geldikçe sayfa güncellenecek.

Öne çıkan başlıklar

  • Teknolojinin her hamlesiyle kabuk değiştiren sinema dünyası, şimdi yapay zekâ üretimi uzun metrajlı ilk filmlerle radikal bir eşikte. Türk yapımı 'Uyuyan Kadın'ın, uluslararası prestijli bir festivalin ana yarışmasına seçilen ilk yapay zekâ filmi olması sinemanın geleceğini tartışmaya açacak
  • İki hafta önce yapay zekânın gelecekte insanlığın sonunu getirip getirmeyeceği tartışılırken, uzmanların bir kısmı bunun olasılık dahilinde olduğunu savunmuş, diğer kısmı ise gerekli tedbirler alındığı sürece sorun yaşanmayacağını belirtmişti. Şimdi ise yapay zekâyla ilgili çok daha mini düzeyde ama dikkat çekici taze bir tartışmanın eşiğine gelindi; "Yapay zekâ, film setlerini bitirip, sinemacıları işsiz bırakır mı?"
  • Sinema, Lumière kardeşlerin 1895'te gösterime giren "Bir Trenin La Ciotat Garı'na Gelişi" adlı filmiyle başlayan 131 yıllık tarihi boyunca teknolojinin her güncel adımıyla sınırlarını yeniden çizdi. Günümüzde ise Türk yapımı 'Uyuyan Kadın' ın Almanya'nın köklü Cottbus Film Festivali'nin ana yarışmasına seçilmesiyle çok daha radikal bir eşikte duruyor
  • Yurtdışında Vikki Bardot ismiyle tanınan multidisipliner sanatçı Gizem Avcıoğlu'nun imzasını taşıyan yarı otobiyografik 'Uyuyan Kadın', uluslararası prestije sahip bir festivalin ana yarışmasında yer alan ilk uzun metrajlı yapay zekâ filmi olarak sinema dünyasında son bir anlayışa kapı aralamaya hazırlanıyor. 'Uyuyan Kadın'ın Cottbus Film Festivali yolculuğu ve ardından Türkiye'de gösterime girecek olması, yapay zekâ sinemasının laboratuvar ortamından çıkıp uluslararası ana akım festivallerde ve salonlarda kabul gördüğünün en net göstergesi oldu

Neden önemli?

Yeni bir tartışma başlatacak başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası | Haberler, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Bu metin Hatay Masası | Haberler tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak

Sizin için

Önerilen haberler

Ana sayfa →

Bunları da okuyun

Ana sayfa →