Contemporary İstanbul’un 21'inci edisyonunda sanatseverlerle buluşan Bahreynli sanatçı ve kültür hamisi Şeyh Raşid bin Halife El Halife, Habertürk'e verdiği özel röportajda; endüstriyel dokuyla harmanlanan anıtsal eseri 'Inhabited Crate - Multicolored'ın hikâyesini, Orta Doğu geometri geleneğini ve Türkiye ile Körfez bölgesi arasındaki derin kültürel köprüleri anlattı.
Bahreyn Kraliyet Ailesi'nin üyesi olan uluslararası alanda tanınan disiplinlerarası çağdaş sanatçı Şeyh Raşid bin Halife El Halife (Rashid Al Khalifa), anıtsal eseri 'Inhabited Crate - Multicolored' ile sanatseverlerin karşısına çıktı. Marc-Olivier Wahler'in küratörlüğünü üstlendiği bu büyük ölçekli çelik yerleştirme, Tersane İstanbul'da kapılarını açan Contemporary İstanbul 'un 21'inci edisyonu kapsamında sergilendi.
Aynı zamanda Bahreyn Ulusal Sanat Konseyi Başkanı ve Bahreyn Sanat Derneği fahri başkanı olan sanatçı, Habertürk'e verdiği röportajda; eserinin endüstriyel dokuyla kurduğu estetik diyaloğu, Orta Doğu geometri geleneğinin modern malzemelerle harmanlanışını ve Türkiye ile Körfez bölgesi arasındaki derin kültürel köprüleri samimiyetle anlattı. Tarih, endüstri ve çağdaş sanatın kesişim kümesinde yer alan bu özel buluşma, iki dost coğrafya arasındaki sanatsal alışverişi yepyeni bir boyuta taşıdı.
• Bahreyn Ulusal Sanat Konseyi Başkanı olarak, Körfez bölgesinin dinamik sanat sahnesinin uluslararası platformlardaki gelişen varlığını yakından gözlemlediniz. Türkiye'nin en köklü çağdaş sanat fuarlarından biri olan Contemporary İstanbul'un 21'inci edisyonuna katılmak, iki bölge arasındaki kültürel ve sanatsal bağları güçlendirmek açısından sizin için ne ifade ediyor?
• Anıtsal yerleştirmeniz 'Inhabited Crate – Multicolored', Tersane İstanbul'un tarihi ve endüstriyel karakteriyle güçlü bir diyalog kuruyor. Bu eserin geliştirilme sürecinde, Tersane İstanbul'un Haliç kıyısındaki benzersiz konumu ve sahanın tarihi hafızası tasarım kararlarınızı nasıl etkiledi?
Tersane İstanbul; tarihin, endüstrinin ve çağdaş yaşamın bir arada var olduğu bir yer. Haliç üzerindeki konumu, denizcilik ve mimari mirasıyla birlikte yerleştirmeye ekstra bir boyut kazandırdı. Sahanın endüstriyel karakteri beni, mühendislik ürünü ve mimari hissettiren, ancak yine de açık ve geçirgen kalan bir yapı ile çalışmaya yönlendirdi. 'Inhabited Crate – Multicolored'ın modüler ızgarası; tersaneler ve endüstriyel inşaatla ilişkilendirilen tekrarı, düzeni ve işlevselliği yansıtıyor. Aynı zamanda şeffaflığı, çevreleyen mimarinin, gökyüzünün, suyun ve insan hareketliliğinin onun içinden görünür kalmasını sağlıyor. Çalışmanın sahaya hükmetmesini değil, onun hafızasıyla bir diyaloğa girmesini istedim. Geçmiş varlığını sürdürürken, yerleştirme renk, ışık ve insan hareketine dair çağdaş bir deneyim sunuyor.




