Ülkeyi savaşa sürüklüyorlar: TSK'yi Arabistan'a gönderme planı.
Fidan, "Türkiye başka bir ülke toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak" dese de tüm göstergeler TSK ’nin Suudi Arabistan çöllerine sürükleneceğini gösteriyor. Mekke Savunma İttifakı üyeleri Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Dışişleri ve ordu yetkililer 5 Ekim’de Riyad’a bir araya gelmiş, askeri kuvvetlerin Suudi Arabistan'da hızla konuşlandırılması adımı almıştı. Olağanüstü toplantıya katılmalarının ana nedeninin “Suudi Arabistan'ın maruz kaldığı saldırıların görüşülmesi” olduğunu ifade eden Fidan, Türkiye'nin Husiler tarafından yapılan saldırılara karşı nasıl bir katkıda bulunabileceğini Pakistan'la değerlendirdiğini de itiraf etti. KILIFINA UYDURACAKLAR.
Suudi Arabistan 2015’ten bu yana Yemen’deki Husiler’e savaş açmış durumda. Körfez Arap ülkeleri ile birlikte Başkanlık Konseyi’ni destekleyen Suudiler ile Husi yönetimim arasında çatışmalar son dönemlerde şiddetlenmişti. Husi güçlerinin Kızıldeniz’e inerek Babülmendep Boğazı’nı alması sonrası ABD, İsrail ve Körfez ülkelerini teyakkuza geçirdi. Suudi Arabistan hafta başında “Yemen şafağı” adı altında Husiler’e karşı kapsamlı bir saldırıya girişirken savaş da şiddetlendi. Husiler dün Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı balistik füzeyle hedef aldıklarını açıkladı. Suudi Arabistan Husileri “kutsal mekânları” Mekke ve Medine'yi hedef almakla suçlayarak Sünni İslam ülkelerini savaşın içine sürüklemek istiyor. Husiler bu iddiaları "Suçlu Suud rejiminin yaydığı uydurma ve yalanlar" olarak nitelendirerek reddediyor. ∗∗∗ VEKİL GÜÇ OLARAK ROL ALINIYOR.
Emekli Büyükelçi Hakan Okcal: "Her şeyden önce asker göndermek için anlaşmanın Meclis’te onaylanması gerekir. Biliyorsunuz 1 Mart teskeresi örneği var Türkiye’nin. O günkü hükümetin istemesine rağmen kendi milletvekillerinin bir kısmı da onay vermedi. Yani Meclis’te gereken destek çıkmadı. Şu anda Meclis’teki aritmetikle muhtemelen bu onaylar alınır. Eğer Türkiye Mekke’ye ya da Suudi Arabistan’a asker gönderirse bu savaşan bir tarafın lehine çatışmaya müdahale etmek anlamına geliyor. Doğrudan savaşmasak dahi yani onu savunmak üzere giden askerlerimiz de bu çatışmanın bir parçası haline gelecek. Savunma anlaşması bir ülkenin savunmasını güçlendirmek için yapılır. Bizim Ortadoğu’dan gelen bir tehdit algılamamız var mıydı? Husiler’den, İran’dan var mıydı? Bunu hükümetin cevaplaması gerekir. Şimdiye kadar hep İsrail’den gelen bir tehditten bahsediliyordu ki o da şüpheliydi. İran’dan veya vekil güçlerinden bir tehditle karşı karşıya olunduğu konusunda iktidarın böyle bir tutumu yoktu. Bunların açıklanması lazım. Aksi takdirde Türkiye bundan çıkarı olan devletlerin lehine bir vekil güç olarak Ortadoğu’ya müdahale eder. Çıkarları güçlenecek olanlardan birisi elbette Arabistan. Ama arkada İsrail var. Üçüncüsü de Amerika. Hem Bab-ul Med’de boğazının açılması hem Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda. Bundan zarar görecek olan da İran. Türkiye’yi bir çatışmanın içine atılması tehlikesi var." ∗∗∗ VERİLEN GÖREVİ YAPIYORLAR.
Prof. Dr. İlhan Uzgel: "Eğer böyle bir anlaşma varsa hukuken bunun Meclis’e gelmesi ve de onaylanması lazım. Yurt dışına asker göndermek için Meclis’in onay vermesi gerekir. Hükümetin bu konuda elini hızlı tuttuğu, yani hukuki süreç konusunda ağırdan aldığı ama fiili durumda, yani hem anlaşmayı imzalama hem anlaşma doğrultusunda daha onaylanmadan hareket etme konusunda acele ettiğini görüyoruz. Hükümet dış politikayı tamamen Ortadoğu eksenli götürüyor. Trump’ın bıraktığı alanda Ortadoğu’da bazı sorumlulukları üstleniyor. Bir tür bölgesel taşeronluk görevini yerine getiriyor. Yoksa bizim ülke olarak Yemen savaşıyla doğrudan bir ilgimiz yok. Türkiye’nin güvenliğine özel olarak katkı sağlayacak bir anlaşma da değil. Ama iktidarın ABD ile ilişkileri açısından önemli. Trump yönetiminin verdiği görevi yerine getiriyor. Yani bir de ekonomik koşullarda, bu sıkışıklıkta acaba yani Suudi Arabistan’dan bir miktar ekonomik destek alabilir miyiz, onun peşinde, hatırlatma yapıyor. Geçtiğimiz aylarda mesela Arabistan’da güneş enerjisi santrali kurulma konusunda anlaşıldı. Yani ilk başta Suudiler kendileri güneş paneli üretmiyorlar. Çin’den alıp Sivas bölgesine 30 yıl alım garantisi verildi Suudilere. Yani böyle arka arkaya Suudi Arabistan’a bazı ödüller verildiğini, karşılığında da Suudi Arabistan’dan yaklaşan seçimlerde destek arandığını görüyoruz. Askeri teçhizat, hava koruma sistemlerini göndermeye başladılar. Türkiye’nin kargo uçakları, personelİ gitti. Yaptıkları iş Anayasa’ya aykırı. Türkiye’nin savaşın içine çekilme tehlikesi var.".








