Ekim ayı, son rakamı çift olan yıllarda, barolarda seçim süreci ayıdır. Baro genel kurullarında, baro başkanı ile yönetim, disiplin ve denetleme kurullarının.
16°C Hafif yağmur İstanbul Dolar 49,34 Euro 55,28 Sterlin 65,15 Bitcoin 4.026.846,81 Gram Altın 6.616,40 Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Avukatlık Kanunu’na göre barolar, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Yasanın 76. maddesi dikkate alındığında baroların iki temel işlevi olduğu görülmektedir. Bunlardan ilki, avukatların mesleki koşullarını iyileştirmek ve mesleğin saygınlığını korumaktır. İkincisi ise yurttaşların adil yargılanma hakkının gerçekleşmesine katkıda bulunmak, temel hak ve özgürlükleri savunmak ve hukukun üstünlüğüne işlerlik kazandırmaktır. Bu iki alan birbirinden bağımsız değildir: Avukatların ve baroların etkinliği zayıfladığında savunma hakkı ve yargı sistemi işlev kaybına uğramakta; hukukun üstünlüğü ile yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı zayıfladığında ise yurttaşların adil yargılanma ve adalete erişim hakları zarar görmektedir.
Haksızlığa uğramadan yaşamak, etkili hak arama olanaklarına sahip olmak ve adalete erişmek insanlık onuruyla doğrudan bağlantılı bir konudur. Bu şekilde düşünüldüğünde avukatlığın kamusal işlevini yerine getirebilmesi için adil sonuçlar üreten bir yargı sistemi ve hukuk düzenine gereksinim duyulacağı açıktır. Bu simbiyotik ilişki, avukatın yargılama sürecindeki rolünü gereği gibi yerine getirebilmesinin, işlerliği olan bir yargı düzenine, mesleki bakımdan etkili kurumsal desteğe bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle Avukatlık Kanunu’nun 95. ve 110. maddeleri, barolara ve TBB’ye hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunma, koruma ve bu kavramlara işlerlik kazandırma görevi vermiştir.
Bu çerçevede, hukuksuzluk ve adaletsizliğin görünür ve kalıcı hale geldiği, anayasal kurumların işlevini büyük ölçüde yitirdiği, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118. sıraya gerilediğimiz günümüzde, seçilen baro başkan ve yönetimlerinin yasayla tanımlanan görev ve sorumlulukları için mücadele edip etmeyeceği, bu konuda ne denli cesur ve sorumluluk sahibi oldukları özel önem taşımaktadır. Gerçi Türkiye’deki tek adam rejimi, yargıyı olması gereken niteliğinden uzaklaştırmış, adeta siyasal iktidarın sopası haline getirmiş olsa da varoluşsal niteliği böyle bir duruma karşı çıkmak olan baroların ve TBB’nin edilgen, uzlaşmacı bir tutum mu takınacağı ya da karınca örneği, yangına su mu taşıyacağı yaşamsal bir önem taşımaktadır. Bu, aynı zamanda barolar ve avukatların saygınlık mücadelesidir. Çünkü avukatlar ve barolar saygınlıklarını, hak savunuculuğundan, adaletin ve hakkaniyetin yerine getirilmesi için gösterdikleri çabadan, hukuk devleti ilkelerine sahip çıkılmaktan ve insan haklarını savunmaktan alır.
Doktora çalışmam kapsamında, OcakŞubat 2017 döneminde avukatlarla yürüttüğüm ankette, “Kendinizi siyasal yelpazede hangi görüşe yakın görüyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlar dikkat çekicidir. Katılımcıların yüzde 47.6’sı kendisini sosyal demokrat, Kemalist veya Atatürkçü; yüzde 22.7’si dindar, milliyetçi veya muhafazakâr; yüzde 10.6’sı sosyalist; yüzde 6.5’i liberal olarak tanımlamıştır. Ankete katılan 3 bin 200 avukatın yüzde 12.6’sı ise “hiçbiri” yanıtını vermiştir. Temsil gücü oldukça yüksek örnekleme dayanan bu araştırma, katılımcı avukatların yüzde 75’inin seküler bir dünya görüşüne sahip olduğunu göstermiştir.











