Son zamanlarda basında ve sosyal medyada din konusunda ortaya çıkan tartışmalara açıklık getirmek için bu yazıyı yazdım. Bir mantık hatasını irdelemek istiyorum. Konuya başlamadan önce size bir sorum var: Çocukluğumuzdan beri bize söylendiği üzere birbirimizin düşüncelerine saygılı olmalı mıyız? Bu soruya çoğunluğun verdiği cevap, “Evet” şeklindedir. Soruyu duyan, “Bazı durumlar hariç” demez, koşulsuz evet der. Muhtemelen siz de koşulsuz, “Evet” dediniz. Söz konusu soruya, “Evet” dediğimiz zaman klişe bir cevap vermiş ve önemli bir hata yapmış oluruz. Çünkü karşımızdakinin düşüncelerine değil, kendisine saygılı olmalıyız. Ya karşımızdakinin düşünceleri doğru değilse? Karşımızdakinin düşünceleri yanlışsa düşüncelerine saygılı olduğumuzu söyleyerek yanlışına ortak oluruz. YANLIŞ DÜŞÜNCELERE SAYGILI OLAMAYIZ Karşınızdaki kişi, “üç artı 14 artı iki, 20 eder” dedi diyelim. Ona “Bu düşüncene saygılıyım” diyebilir misiniz? Diyemezsiniz, çünkü sonuç 19’dur. Sizden istenen şey karşınızdaki kişiyle alay etmeden doğru cevabı vermenizdir. Eğer öğrencilerin tüm düşüncelerine saygılı olsaydık sınavlarda hepsine 100 vermeliydik. Çünkü hepsi, “Hocam biz böyle düşündük” derdi. Üniversitelerdeki doktora tez savunmalarına da gerek olmazdı. Doktora öğrencileri, “Biz böyle düşündük, böyle yazdık” derlerdi. Televizyonlarda, “Sultan Abdülhamit Han, iktidarı süresinde bir karış toprak kaybetmemiştir” diyen çok kişi duydum. Oysa işin gerçeği bu sultan döneminde Osmanlı bir buçuk milyon kilometre kare toprak kaybetmiştir. Şimdi bir karış toprak kaybetmemiştir diyenlerin görüşlerine katılmak, saygı göstermek zorunda mısınız? Bu iddiada bulunan kişiye saygılı olmalısınız, iddiasına değil. Düşüncelere saygılı olmak içi boş klişe bir iddiadır. RUH HASTALIKLARI KONUSU Eğer düşüncelere saygılı olmak adet olsaydı ruhsal hastalıkları tedavi etmek mümkün olmazdı. Karşınızdaki kişi günde 300 defa ellerini yıkıyor ve bunun gerekli olduğunu düşünüyor. Bu düşüncesine saygılı olursanız onu tedavi edemezsiniz. Psikotik rahatsızlığı olan bir kişi eğer Napolyon olduğuna samimiyetle inanıyorsa düşüncesine saygılı olduğunuzda onu da tedavi edemezsiniz. Şimdi bu durumlar karşısında, “Bunlar hariç” diyerek işin içinden çıkamazsınız. Çünkü en başta, “karşımızdaki kişinin düşüncelerine saygı göstermeliyiz” cümlesine koşulsuz, “Evet” dediniz. Yine aynı şey: Karşınızdaki kişinin düşüncelerine değil kişiliğine saygı göstermelisiniz. Bir ruh hastasının semptomlarıyla ilgili olarak onun yüzüne karşı veya arkasından bıyık altından gülemezsiniz. Söyledikleri her ne olursa olsun hastaya saygılı olmalısınız. Bilişsel davranışçı yaklaşımda semptomlara yol açan akılcı olmayan düşüncelerin irdelenmesi, yerlerine akılcı düşüncelerin getirilmesi söz konusudur. DİNİ GÖRÜŞLER Benzeri şekilde karşınızdaki kişinin dini görüşlerine de her ne olursa olsun saygılı olursanız sıkıntı ortaya çıkar. Kişinin dini görüşlerine değil kendisine saygılı olmak zorundayız. Çünkü çok sayıda din var, kutsal kitaplara inananlar dışında da inanç sistemlerine inananlar var. Papağana tapan var, tavus kuşuna tapan var, ineğe tapan var, ilâ… Bütün dinlere aynı anda inanamazsınız, içlerinden birisini seçmek zorundasınız. Hem Hristiyan hem Budist olamazsınız. Hem Müslüman olup hem ineği kutsal kabul edemezsiniz. Sizin dininiz dışındaki dinlere saygılı olduğunuzu söylerseniz kendi dininize karşı saygısızlık etmiş olursunuz. Siz tek Tanrılı dinlere inanan birisi olarak birtakım hayvanların kutsal olduklarını kabul ederseniz Tanrı’ya şirk koşmuş olursunuz. Eğer birisi size ineğin kutsal olduğunu, dünyanın öküzün boynuzları üzerinde durduğunu söylerse, kibar bir şekilde onu rencide etmeden aynı görüşte olmadığınızı söyleyebilirsiniz. Söylemek zorunda değilsiniz ancak gerekirse söyleyebilirsiniz. Fakat bunu yaparken içinizden bile olsa o kişiyle alay etmeye, onu küçümsemeye hakkınız yoktur. Bizler, “Karşımızdakinin düşüncelerine saygılı olalım” derken aslında o kişiye saygı duymayı kastediyoruz fakat cümleyi yanlış kuruyoruz. Dili doğru kullanmak bir düşünce ustalığıdır. Avrupa’da Martin Luther’le başlayan dinde reform hareketi Vatikan’a karşı bir saygısızlık değil, Vatikan’ın uygulamalarını sorgulamak, yaptıklarına katılmamaktı.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Konuya başlamadan önce size bir sorum var: Çocukluğumuzdan beri bize söylendiği üzere birbirimizin düşüncelerine saygılı olmalı mıyız? Bu soruya çoğunluğun verdiği cevap, “Evet” şeklindedir. Soruyu duyan, “Bazı durumlar hariç” demez, koşulsuz evet der. Muhtemelen siz de koşulsuz, “Evet” dediniz.
Söz konusu soruya, “Evet” dediğimiz zaman klişe bir cevap vermiş ve önemli bir hata yapmış oluruz. Çünkü karşımızdakinin düşüncelerine değil, kendisine saygılı olmalıyız. Ya karşımızdakinin düşünceleri doğru değilse? Karşımızdakinin düşünceleri yanlışsa düşüncelerine saygılı olduğumuzu söyleyerek yanlışına ortak oluruz.
Karşınızdaki kişi, “üç artı 14 artı iki, 20 eder” dedi diyelim. Ona “Bu düşüncene saygılıyım” diyebilir misiniz? Diyemezsiniz, çünkü sonuç 19’dur. Sizden istenen şey karşınızdaki kişiyle alay etmeden doğru cevabı vermenizdir.
Eğer öğrencilerin tüm düşüncelerine saygılı olsaydık sınavlarda hepsine 100 vermeliydik. Çünkü hepsi, “Hocam biz böyle düşündük” derdi. Üniversitelerdeki doktora tez savunmalarına da gerek olmazdı. Doktora öğrencileri, “Biz böyle düşündük, böyle yazdık” derlerdi.
Televizyonlarda, “Sultan Abdülhamit Han, iktidarı süresinde bir karış toprak kaybetmemiştir” diyen çok kişi duydum. Oysa işin gerçeği bu sultan döneminde Osmanlı bir buçuk milyon kilometre kare toprak kaybetmiştir. Şimdi bir karış toprak kaybetmemiştir diyenlerin görüşlerine katılmak, saygı göstermek zorunda mısınız? Bu iddiada bulunan kişiye saygılı olmalısınız, iddiasına değil.
Uzmanlar, sürecin hem kısa vadeli hem de orta vadeli etkilerinin izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Okurlar için pratik özet: ne oldu, kimler etkilendi ve sırada ne var sorularına yanıt arıyoruz.
Neler biliniyor?
- Son zamanlarda basında ve sosyal medyada din konusunda ortaya çıkan tartışmalara açıklık getirmek için bu yazıyı yazdım. Bir mantık hatasını irdelemek istiyorum. Konuya başlamadan önce size bir sorum var: Çocukluğumuzdan beri bize söylendiği üzere birbirimizin düşüncelerine saygılı olmalı mıyız? Bu soruya çoğunluğun verdiği cevap, “Evet” şeklindedir. Soruyu duyan, “Bazı durumlar hariç” demez, koşulsuz evet der. Muhtemelen siz de koşulsuz, “Evet” dediniz. Söz konusu soruya, “Evet” dediğimiz zaman klişe bir cevap vermiş ve önemli bir hata yapmış oluruz. Çünkü karşımızdakinin düşüncelerine değil, kendisine saygılı olmalıyız. Ya karşımızdakinin düşünceleri doğru değilse? Karşımızdakinin düşünceleri yanlışsa düşüncelerine saygılı olduğumuzu söyleyerek yanlışına ortak oluruz. YANLIŞ DÜŞÜNCELERE SAYGILI OLAMAYIZ Karşınızdaki kişi, “üç artı 14 artı iki, 20 eder” dedi diyelim. Ona “Bu düşüncene saygılıyım” diyebilir misiniz? Diyemezsiniz, çünkü sonuç 19’dur. Sizden istenen şey karşınızdaki kişiyle alay etmeden doğru cevabı vermenizdir. Eğer öğrencilerin tüm düşüncelerine saygılı olsaydık sınavlarda hepsine 100 vermeliydik. Çünkü hepsi, “Hocam biz böyle düşündük” derdi. Üniversitelerdeki doktora tez savunmalarına da gerek olmazdı. Doktora öğrencileri, “Biz böyle düşündük, böyle yazdık” derlerdi. Televizyonlarda, “Sultan Abdülhamit Han, iktidarı süresinde bir karış toprak kaybetmemiştir” diyen çok kişi duydum. Oysa işin gerçeği bu sultan döneminde Osmanlı bir buçuk milyon kilometre kare toprak kaybetmiştir. Şimdi bir karış toprak kaybetmemiştir diyenlerin görüşlerine katılmak, saygı göstermek zorunda mısınız? Bu iddiada bulunan kişiye saygılı olmalısınız, iddiasına değil. Düşüncelere saygılı olmak içi boş klişe bir iddiadır. RUH HASTALIKLARI KONUSU Eğer düşüncelere saygılı olmak adet olsaydı ruhsal hastalıkları tedavi etmek mümkün olmazdı. Karşınızdaki kişi günde 300 defa ellerini yıkıyor ve bunun gerekli olduğunu düşünüyor. Bu düşüncesine saygılı olursanız onu tedavi edemezsiniz. Psikotik rahatsızlığı olan bir kişi eğer Napolyon olduğuna samimiyetle inanıyorsa düşüncesine saygılı olduğunuzda onu da tedavi edemezsiniz. Şimdi bu durumlar karşısında, “Bunlar hariç” diyerek işin içinden çıkamazsınız. Çünkü en başta, “karşımızdaki kişinin düşüncelerine saygı göstermeliyiz” cümlesine koşulsuz, “Evet” dediniz. Yine aynı şey: Karşınızdaki kişinin düşüncelerine değil kişiliğine saygı göstermelisiniz. Bir ruh hastasının semptomlarıyla ilgili olarak onun yüzüne karşı veya arkasından bıyık altından gülemezsiniz. Söyledikleri her ne olursa olsun hastaya saygılı olmalısınız. Bilişsel davranışçı yaklaşımda semptomlara yol açan akılcı olmayan düşüncelerin irdelenmesi, yerlerine akılcı düşüncelerin getirilmesi söz konusudur. DİNİ GÖRÜŞLER Benzeri şekilde karşınızdaki kişinin dini görüşlerine de her ne olursa olsun saygılı olursanız sıkıntı ortaya çıkar. Kişinin dini görüşlerine değil kendisine saygılı olmak zorundayız. Çünkü çok sayıda din var, kutsal kitaplara inananlar dışında da inanç sistemlerine inananlar var. Papağana tapan var, tavus kuşuna tapan var, ineğe tapan var, ilâ… Bütün dinlere aynı anda inanamazsınız, içlerinden birisini seçmek zorundasınız. Hem Hristiyan hem Budist olamazsınız. Hem Müslüman olup hem ineği kutsal kabul edemezsiniz. Sizin dininiz dışındaki dinlere saygılı olduğunuzu söylerseniz kendi dininize karşı saygısızlık etmiş olursunuz. Siz tek Tanrılı dinlere inanan birisi olarak birtakım hayvanların kutsal olduklarını kabul ederseniz Tanrı’ya şirk koşmuş olursunuz. Eğer birisi size ineğin kutsal olduğunu, dünyanın öküzün boynuzları üzerinde durduğunu söylerse, kibar bir şekilde onu rencide etmeden aynı görüşte olmadığınızı söyleyebilirsiniz. Söylemek zorunda değilsiniz ancak gerekirse söyleyebilirsiniz. Fakat bunu yaparken içinizden bile olsa o kişiyle alay etmeye, onu küçümsemeye hakkınız yoktur. Bizler, “Karşımızdakinin düşüncelerine saygılı olalım” derken aslında o kişiye saygı duymayı kastediyoruz fakat cümleyi yanlış kuruyoruz. Dili doğru kullanmak bir düşünce ustalığıdır. Avrupa’da Martin Luther’le başlayan dinde reform hareketi Vatikan’a karşı bir saygısızlık değil, Vatikan’ın uygulamalarını sorgulamak, yaptıklarına katılmamaktı
- Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin
- Konuya başlamadan önce size bir sorum var: Çocukluğumuzdan beri bize söylendiği üzere birbirimizin düşüncelerine saygılı olmalı mıyız? Bu soruya çoğunluğun verdiği cevap, “Evet” şeklindedir. Soruyu duyan, “Bazı durumlar hariç” demez, koşulsuz evet der. Muhtemelen siz de koşulsuz, “Evet” dediniz
- Söz konusu soruya, “Evet” dediğimiz zaman klişe bir cevap vermiş ve önemli bir hata yapmış oluruz. Çünkü karşımızdakinin düşüncelerine değil, kendisine saygılı olmalıyız. Ya karşımızdakinin düşünceleri doğru değilse? Karşımızdakinin düşünceleri yanlışsa düşüncelerine saygılı olduğumuzu söyleyerek yanlışına ortak oluruz
Neden önemli?
Düşüncelere saygılı olmak şart mı? başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası | Haberler, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.
Bu metin Hatay Masası | Haberler tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak