Piyasa yükleniyor…
Türkiye·İlk okuyanlardan olun

Hepiniz biliyorsunuz zarların hileli olduğunu!

Her eve geldiğinde hırsızla karşılaşıyorsan belki hırsız evin içindendir. Biliyorum, vatandaş fonmuş, hisseymiş, manipülasyonmuş, bunlardan pek anlamıyor. Ama ister anlasın ister anlamasın iktidardakilerle iç içe olduğu ayan beyan olan fonlardaki vurgunun bedelini vatandaş k

H

Editör

Hatay Masası Editör

Güncelleme

Bildirim ayarları →
Hepiniz biliyorsunuz zarların hileli olduğunu!

Her eve geldiğinde hırsızla karşılaşıyorsan belki hırsız evin içindendir. Biliyorum, vatandaş fonmuş, hisseymiş, manipülasyonmuş, bunlardan pek anlamıyor. Ama ister anlasın ister anlamasın iktidardakilerle iç içe olduğu ayan beyan olan fonlardaki vurgunun bedelini vatandaş kendi cebinden ödüyor. Üstelik asıl mesele... Bu vurgunu fark edip engellemesi gereken kurumlar bıraktım görevini yapmayı... Haberleri olduğu halde vurguncuların önünü açmaya çalıştı. Dahası, dolandırıcıların önüne çıkan, vatandaşı uyaran, gereğinin yapılmasını isteyenlerin ağzını kapatmak için uğraştı. 14 AY ÖNCE CUMHURBAŞKANLIĞI’NA TERA ŞİKÂYETİ Şöyle anlatayım... Eminim televizyonda ya da sosyal medyada denk geliyorsunuz. Ramazan Başak, BDDK Bankalar Yeminli Murakıplığı ve MASAK Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nda ve Başbakanlık Teftiş Kurulu’nda görevli olarak çalışmış, halen de Bilgi Üniversitesi hukuk yüksek lisans öğretim görevlisi olan bir eski bürokrat. Türkiye’de “karapara ve aklama” kavramları bilinmezken 27 yıl önce bu suçun kitabını yazdı. Polis Akademisi’nin düzenlediği toplantılar dahil pek çok kurumda suçun nasıl işlendiğini kamu görevlilerine anlattı. Önümde Ramazan Başak’ın 30 Temmuz 2025’te, yani tam 14 ay önce CİMER’e yaptığı başvuru duruyor. Şikâyete konu olan şirket bugün gündemin birinci sırasındaki Tera Yatırım. Ramazan Başak, şimdi firarda olan Kasım Garipoğlu ’nun GKFX isimli lisanssız şirketine, yasadışı biçimde, çantalar ve valizlerle yaklaşık 350 milyon dolarlık işlem hacmi yaratacak biçimde para transferlerinin yapılmasının yargı kayıtlarına girdiğini hatırlattıktan sonra şunu söylemiş: “En yüksek işlem hacmi Tera Yatırım AŞ’nindir (...) Tera Yatırım, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda belirtilen piyasa dolandırıcılığı yaptığına ilişkin yazılı ve görsel basında çok yoğun şikâyet edilen şirketlerin başında gelmektedir. (...) Şirket 2022 yılında halka arz ve 2023 yılında banka faaliyet izni alabilmiştir. Piyasada bu izinlerin perde arkası için de çok yoğun iddialar vardır. Normal şartlarda bu şirketin BDDK ve SPK’den bu izinleri alması mümkün değildir.” CİMER başvurusundan anlıyoruz ki... Ramazan Başak, olayın vergi boyutunu Vergi İdaresi’ne de bu dilekçeden bir ay önce iletmiş. Ertesi gün CİMER’den bir cevap gelmiş. Basmakalıp, hiçbir şey söylemeyen, özetle “Kurulumuz çalışıyor” diyen bir cevap. TERA’NIN SAHİBİ BAKANIN ARKADAŞI MI Yetmemiş... 5 Ocak 2026’da, yani tam 8 ay önce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yolunu tutarak suç duyurusunda bulunmuş. Konusu: “Şaibeli Para Trafiği, Karapara Aklama, Vergi Kaçakçılığı, Piyasa Dolandırıcılığı ve İlgili Kamu Kurumlarının Görevlerini İhmal Etmesi.” Aktarayım, suç duyurusunda bugün konuştuğumuz her şey var: “Sadece bazı rakamlar yapılan dolandırıcılıkların anlaşılması için yeterli olacaktır. Ülkemizde ortalama faiz maksimum yüzde 50’dir. Tera Yatırım hissesinin ise 11 aylık getirisi yüzde 4.625 (Dört bin altı yüz yirmi beş), Tera Portföy Birinci Serbest Fon’un 11 aylık getirisi ise tam yüzde 10.128’dir (On bin yüz yirmi sekiz). Bu şirketin bu tarih itibari ile piyasa değeri Halkbank, Türk Telekom ve Turkcell gibi devasa kurumların değerini geçmiş durumdadır. İlgili tarihler itibari ile borsada halka açık şirket sayısı 713’tür. 2025 yılında hisseleri yüzde 3.000, 4.000 ve 5.000 gibi anormal oranlarda değer kazanan ilk üç şirket Tera Grubu’nun şirketleridir. Bu bile tek başına önemli bir göstergedir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle getiriler yoktur ve olamaz. 60-70 kişinin çalıştığı bir hizmet sektörü şirketi böyle devasa şirketlerin piyasa değerinin geçemez, altın madeni bulmuş olsa da geçemez. Burada açıkça piyasa dolandırıcılığı yapılmış ve potansiyel olarak çok büyük montanlarda kara para yaratılmıştır.” Savcılık dilekçesinde Ramazan Başak’ın olan bitenler konusunda şüpheyi daha da derinleştiren çok ilginç bir ifadesi daha var: “Tera Yatırım’ın ve grup şirketlerinin korunduğunu ve/veya korunmak zorunda kalındığını düşünüyorum. Tera Grubu’nun hâkim hissedarı Emre Tezmen, birçok konuşmasında sayın Hazine ve Maliye bakanının çok yakın arkadaşı olduğunu, İngiltere’de beraber işleri olduğunu, bizzat benim de şahit olduğum ortamlarda defalarca söylemiştir. Bunu ilişki sektörde hep konuşulmaktadır. Ziyaret ve iletişim kanalları üzerinde yaptırılacak basit bir araştırmada gerçek ortaya çıkacaktır. Doğru mudur, yanlış mıdır bilmiyorum, kimseyi de itham etmiyorum ama yukarıda vurguladığim kurumlar eğer başka bir bakanlığa bağlı olmuş olsaydı, Emre Tezmen ve Grup Şirketleri asla bu kadar pervasızca bu suçları işlemeye cesaret edemezdi, en azından hakkında yasal işlemler yapılırdı.” ‘ÖNEMLİ MEVKİLERDEN DESTEK VAR’ Bu kadar değil... 15 Nisan 2026’da, yani bugünden 5 ay önce, cumhurbaşkanına bir mektup yazmış. Mektup da önümde... Yine şikâyet konusu Tera Yatırım. O dilekçede cumhurbaşkanına anlattıklarını aktarayım: “Borsa manipülasyonları sonucu, çok ciddi montanlarda karapara elde edildiğini ve aklandığını, yeterli önlemlerin alınmadığını düşünüyorum. Nitekim, 4 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen Sermaye Piyasası kongresinde, Mehmet Şimşek ile SPK başkanı, gerçekleştirilen manipülasyonları bildiklerini açıkça ifade etmiştir. Bu açıklamalar günlerce tartışılmıştır. Aradan altı ay geçmesine rağmen bu konuda hiçbir önlem alınmamış ve yüzbinlerce yatırımcı zarara uğratılmaya ve sermaye piyasaları da güven yitirmeye devam etmiştir. (...) Sayın cumhurbaşkanım, burada tahmin edemeyeceğiniz kadar çok kötü şeyler olduğunu düşünüyorum. Çok önemli mevki ve makamlarda da ciddi desteklerin verildiği iddia ediliyor. Sermaye piyasalarına ve ülkeye çok ciddi bir biçimde zarar veren, tahrip eden bu organizasyonu dilerseniz size, dilerseniz de görevlendireceğiniz birisine anlatmaya hazırım.” 5 AY ÖNCE DESTEK HOLDİNG UYARISI Ramazan Başak, kimsenin bir şey yapmadığını görünce sosyal medyadan toplumu, yetkilileri uyarmaya devam etti. Başına gelenlerle ilgili yargıyı şikâyet etmek için HSK’ye dilekçeler yazdı. Bakın 13 Nisan’da, yani 5 ay önce, HSK’ye yazdığı dilekçede şimdi yaptıkları ortaya çıkan Destek Holding nasıl yer bulmuş: “Tera’nın halka arzına aracılık ettiği Destek Faktoring, 150 çalışana sahiptir. An itibari ile 699 milyar TL piyasa değerine sahiptir. Binlerce çalışanı olan bünyesinde Yapı Kredi bankası dahil onlarca değerli şirketi olan Koç Holding’in piyasa değeri 517 milyar TL’dir. Bu mümkün müdür? Bu durumu normal mi kabul etmemiz gerekiyor?” TERA’NIN İSTEĞİYLE GÖZALTI Ne oldu? Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, SPK’nin, BDDK’nin, Borsa İstanbul’un gereğini yapmak bir yana vurguncuların adeta önünü açtığını biliyorsunuz. Peki yargı? Ramazan Başak, Tera ile ilgili sosyal medyadaki uyarıları nedeniyle, Tera Yatırım ve Emre Tezmen’in şikâyeti ile önce 19 Kasım 2025’te, “Bankacılık Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla, saat 19’da torunlarının yanında gözaltına alındı: “Akşam nezarethane iki kişilik olmasına rağmen yoğunluktan üçüncü kişi olarak ince bir sünger yergi üzerinde yerde yattım. Bu trajediyi de üzülmesin diye ailem dahil hiç kimseyle paylaşmadım.” Bir gün gözaltında kaldı. Ertesi gün serbest bırakıldı. Ama hakkında jet hızıyla 26 Kasım’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame yazıldı, yargılanmaya başladı. Savcılığın iddianamesinde mağdur kısmında Emre Tezmen ve Tera Yatırım yazıyordu! ÖLÜM TEHDİDİNE TIK YOK Dikkatimi çekti. Ramazan Başak, HSK’ye verdiği dilekçede, gözaltında iken bir TGRT programcısı tarafından Tera Yatırım’a destek olacak şekilde kendisi aleyhinde haber yapıldığını söylüyor. Başak, programcıyı aradığını, programcının paylaşımındaki içeriğin kaynağı olarak bir hükümetten bir bakanın adını verdiğini anlatıyor. Bu kadar değil. Geçen 8 Nisan’da “halkı yanıltıcı bilgi verdiği” ve “borsa manipülasyonu” iddiası ile Başak ikinci kez jandarma tarafından gözaltına alındı. Hakkında adli kontrol, yurtdışı yasağı ve telefona el koyma yönelimı verildi. “Tera Yatırım Borsa’da manipülasyon yapıyor” dediği için kendisi manipülasyonla ve yanıltıcı bilgiyle suçlanmıştı! Öğrendim ki bütün bunlar olurken Ramazan Başak’a yazılı ve sözlü olarak ölüm tehdidinde bulunulmuş. Başak, 3 Kasım 2025’te Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyet edip can güvenliğinin sağlanmasını istemiş. Tehdit edenlere ne mi olmuş? Hiçbir şey! Dilekçesinde “Gereğinin yapılması için saldırıya uğramam veya öldürülmem mi gerekiyor” sorusu yer alıyor. İşte böyle... Vatandaş doğal olarak anlamıyor ama. Bir zamanlar devlette görev yapmış namuslu bir bürokrat uyardığında, parmağıyla vurgunu işaret ettiğinde, bir anda karşısında devletin yargısını buluyor. Ağzı kapatılıyor, sus deniyor. Sadece bu durum bile vurguncuların ortaklarının yukarıdaki koltuklarda oturduğunu göstermiyor mu? Milletleri çökerten dışarıdaki düşman değil içinde beslediği yılandır.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Biliyorum, vatandaş fonmuş, hisseymiş, manipülasyonmuş, bunlardan pek anlamıyor. Ama ister anlasın ister anlamasın iktidardakilerle iç içe olduğu ayan beyan olan fonlardaki vurgunun bedelini vatandaş kendi cebinden ödüyor.

Bu vurgunu fark edip engellemesi gereken kurumlar bıraktım görevini yapmayı... Haberleri olduğu halde vurguncuların önünü açmaya çalıştı. Dahası, dolandırıcıların önüne çıkan, vatandaşı uyaran, gereğinin yapılmasını isteyenlerin ağzını kapatmak için uğraştı.

Eminim televizyonda ya da sosyal medyada denk geliyorsunuz. Ramazan Başak, BDDK Bankalar Yeminli Murakıplığı ve MASAK Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nda ve Başbakanlık Teftiş Kurulu’nda görevli olarak çalışmış, halen de Bilgi Üniversitesi hukuk yüksek lisans öğretim görevlisi olan bir eski bürokrat. Türkiye’de “karapara ve aklama” kavramları bilinmezken 27 yıl önce bu suçun kitabını yazdı. Polis Akademisi’nin düzenlediği toplantılar dahil pek çok kurumda suçun nasıl işlendiğini kamu görevlilerine anlattı.

Önümde Ramazan Başak’ın 30 Temmuz 2025’te, yani tam 14 ay önce CİMER’e yaptığı başvuru duruyor. Şikâyete konu olan şirket bugün gündemin birinci sırasındaki Tera Yatırım. Ramazan Başak, şimdi firarda olan Kasım Garipoğlu ’nun GKFX isimli lisanssız şirketine, yasadışı biçimde, çantalar ve valizlerle yaklaşık 350 milyon dolarlık işlem hacmi yaratacak biçimde para transferlerinin yapılmasının yargı kayıtlarına girdiğini hatırlattıktan sonra şunu söylemiş: “En yüksek işlem hacmi Tera Yatırım AŞ’nindir (...) Tera Yatırım, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda belirtilen piyasa dolandırıcılığı yaptığına ilişkin yazılı ve görsel basında çok yoğun şikâyet edilen şirketlerin başında gelmektedir. (...) Şirket 2022 yılında halka arz ve 2023 yılında banka faaliyet izni alabilmiştir. Piyasada bu izinlerin perde arkası için de çok yoğun iddialar vardır. Normal şartlarda bu şirketin BDDK ve SPK’den bu izinleri alması mümkün değildir.”.

Ramazan Başak, olayın vergi boyutunu Vergi İdaresi’ne de bu dilekçeden bir ay önce iletmiş.

Uzmanlar, sürecin hem kısa vadeli hem de orta vadeli etkilerinin izlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Okurlar için pratik özet: ne oldu, kimler etkilendi ve sırada ne var sorularına yanıt arıyoruz.

Neler biliniyor?

  • Her eve geldiğinde hırsızla karşılaşıyorsan belki hırsız evin içindendir. Biliyorum, vatandaş fonmuş, hisseymiş, manipülasyonmuş, bunlardan pek anlamıyor. Ama ister anlasın ister anlamasın iktidardakilerle iç içe olduğu ayan beyan olan fonlardaki vurgunun bedelini vatandaş kendi cebinden ödüyor. Üstelik asıl mesele... Bu vurgunu fark edip engellemesi gereken kurumlar bıraktım görevini yapmayı... Haberleri olduğu halde vurguncuların önünü açmaya çalıştı. Dahası, dolandırıcıların önüne çıkan, vatandaşı uyaran, gereğinin yapılmasını isteyenlerin ağzını kapatmak için uğraştı. 14 AY ÖNCE CUMHURBAŞKANLIĞI’NA TERA ŞİKÂYETİ Şöyle anlatayım... Eminim televizyonda ya da sosyal medyada denk geliyorsunuz. Ramazan Başak, BDDK Bankalar Yeminli Murakıplığı ve MASAK Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nda ve Başbakanlık Teftiş Kurulu’nda görevli olarak çalışmış, halen de Bilgi Üniversitesi hukuk yüksek lisans öğretim görevlisi olan bir eski bürokrat. Türkiye’de “karapara ve aklama” kavramları bilinmezken 27 yıl önce bu suçun kitabını yazdı. Polis Akademisi’nin düzenlediği toplantılar dahil pek çok kurumda suçun nasıl işlendiğini kamu görevlilerine anlattı. Önümde Ramazan Başak’ın 30 Temmuz 2025’te, yani tam 14 ay önce CİMER’e yaptığı başvuru duruyor. Şikâyete konu olan şirket bugün gündemin birinci sırasındaki Tera Yatırım. Ramazan Başak, şimdi firarda olan Kasım Garipoğlu ’nun GKFX isimli lisanssız şirketine, yasadışı biçimde, çantalar ve valizlerle yaklaşık 350 milyon dolarlık işlem hacmi yaratacak biçimde para transferlerinin yapılmasının yargı kayıtlarına girdiğini hatırlattıktan sonra şunu söylemiş: “En yüksek işlem hacmi Tera Yatırım AŞ’nindir (...) Tera Yatırım, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda belirtilen piyasa dolandırıcılığı yaptığına ilişkin yazılı ve görsel basında çok yoğun şikâyet edilen şirketlerin başında gelmektedir. (...) Şirket 2022 yılında halka arz ve 2023 yılında banka faaliyet izni alabilmiştir. Piyasada bu izinlerin perde arkası için de çok yoğun iddialar vardır. Normal şartlarda bu şirketin BDDK ve SPK’den bu izinleri alması mümkün değildir.” CİMER başvurusundan anlıyoruz ki... Ramazan Başak, olayın vergi boyutunu Vergi İdaresi’ne de bu dilekçeden bir ay önce iletmiş. Ertesi gün CİMER’den bir cevap gelmiş. Basmakalıp, hiçbir şey söylemeyen, özetle “Kurulumuz çalışıyor” diyen bir cevap. TERA’NIN SAHİBİ BAKANIN ARKADAŞI MI Yetmemiş... 5 Ocak 2026’da, yani tam 8 ay önce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yolunu tutarak suç duyurusunda bulunmuş. Konusu: “Şaibeli Para Trafiği, Karapara Aklama, Vergi Kaçakçılığı, Piyasa Dolandırıcılığı ve İlgili Kamu Kurumlarının Görevlerini İhmal Etmesi.” Aktarayım, suç duyurusunda bugün konuştuğumuz her şey var: “Sadece bazı rakamlar yapılan dolandırıcılıkların anlaşılması için yeterli olacaktır. Ülkemizde ortalama faiz maksimum yüzde 50’dir. Tera Yatırım hissesinin ise 11 aylık getirisi yüzde 4.625 (Dört bin altı yüz yirmi beş), Tera Portföy Birinci Serbest Fon’un 11 aylık getirisi ise tam yüzde 10.128’dir (On bin yüz yirmi sekiz). Bu şirketin bu tarih itibari ile piyasa değeri Halkbank, Türk Telekom ve Turkcell gibi devasa kurumların değerini geçmiş durumdadır. İlgili tarihler itibari ile borsada halka açık şirket sayısı 713’tür. 2025 yılında hisseleri yüzde 3.000, 4.000 ve 5.000 gibi anormal oranlarda değer kazanan ilk üç şirket Tera Grubu’nun şirketleridir. Bu bile tek başına önemli bir göstergedir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle getiriler yoktur ve olamaz. 60-70 kişinin çalıştığı bir hizmet sektörü şirketi böyle devasa şirketlerin piyasa değerinin geçemez, altın madeni bulmuş olsa da geçemez. Burada açıkça piyasa dolandırıcılığı yapılmış ve potansiyel olarak çok büyük montanlarda kara para yaratılmıştır.” Savcılık dilekçesinde Ramazan Başak’ın olan bitenler konusunda şüpheyi daha da derinleştiren çok ilginç bir ifadesi daha var: “Tera Yatırım’ın ve grup şirketlerinin korunduğunu ve/veya korunmak zorunda kalındığını düşünüyorum. Tera Grubu’nun hâkim hissedarı Emre Tezmen, birçok konuşmasında sayın Hazine ve Maliye bakanının çok yakın arkadaşı olduğunu, İngiltere’de beraber işleri olduğunu, bizzat benim de şahit olduğum ortamlarda defalarca söylemiştir. Bunu ilişki sektörde hep konuşulmaktadır. Ziyaret ve iletişim kanalları üzerinde yaptırılacak basit bir araştırmada gerçek ortaya çıkacaktır. Doğru mudur, yanlış mıdır bilmiyorum, kimseyi de itham etmiyorum ama yukarıda vurguladığim kurumlar eğer başka bir bakanlığa bağlı olmuş olsaydı, Emre Tezmen ve Grup Şirketleri asla bu kadar pervasızca bu suçları işlemeye cesaret edemezdi, en azından hakkında yasal işlemler yapılırdı.” ‘ÖNEMLİ MEVKİLERDEN DESTEK VAR’ Bu kadar değil... 15 Nisan 2026’da, yani bugünden 5 ay önce, cumhurbaşkanına bir mektup yazmış. Mektup da önümde... Yine şikâyet konusu Tera Yatırım. O dilekçede cumhurbaşkanına anlattıklarını aktarayım: “Borsa manipülasyonları sonucu, çok ciddi montanlarda karapara elde edildiğini ve aklandığını, yeterli önlemlerin alınmadığını düşünüyorum. Nitekim, 4 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen Sermaye Piyasası kongresinde, Mehmet Şimşek ile SPK başkanı, gerçekleştirilen manipülasyonları bildiklerini açıkça ifade etmiştir. Bu açıklamalar günlerce tartışılmıştır. Aradan altı ay geçmesine rağmen bu konuda hiçbir önlem alınmamış ve yüzbinlerce yatırımcı zarara uğratılmaya ve sermaye piyasaları da güven yitirmeye devam etmiştir. (...) Sayın cumhurbaşkanım, burada tahmin edemeyeceğiniz kadar çok kötü şeyler olduğunu düşünüyorum. Çok önemli mevki ve makamlarda da ciddi desteklerin verildiği iddia ediliyor. Sermaye piyasalarına ve ülkeye çok ciddi bir biçimde zarar veren, tahrip eden bu organizasyonu dilerseniz size, dilerseniz de görevlendireceğiniz birisine anlatmaya hazırım.” 5 AY ÖNCE DESTEK HOLDİNG UYARISI Ramazan Başak, kimsenin bir şey yapmadığını görünce sosyal medyadan toplumu, yetkilileri uyarmaya devam etti. Başına gelenlerle ilgili yargıyı şikâyet etmek için HSK’ye dilekçeler yazdı. Bakın 13 Nisan’da, yani 5 ay önce, HSK’ye yazdığı dilekçede şimdi yaptıkları ortaya çıkan Destek Holding nasıl yer bulmuş: “Tera’nın halka arzına aracılık ettiği Destek Faktoring, 150 çalışana sahiptir. An itibari ile 699 milyar TL piyasa değerine sahiptir. Binlerce çalışanı olan bünyesinde Yapı Kredi bankası dahil onlarca değerli şirketi olan Koç Holding’in piyasa değeri 517 milyar TL’dir. Bu mümkün müdür? Bu durumu normal mi kabul etmemiz gerekiyor?” TERA’NIN İSTEĞİYLE GÖZALTI Ne oldu? Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, SPK’nin, BDDK’nin, Borsa İstanbul’un gereğini yapmak bir yana vurguncuların adeta önünü açtığını biliyorsunuz. Peki yargı? Ramazan Başak, Tera ile ilgili sosyal medyadaki uyarıları nedeniyle, Tera Yatırım ve Emre Tezmen’in şikâyeti ile önce 19 Kasım 2025’te, “Bankacılık Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla, saat 19’da torunlarının yanında gözaltına alındı: “Akşam nezarethane iki kişilik olmasına rağmen yoğunluktan üçüncü kişi olarak ince bir sünger yergi üzerinde yerde yattım. Bu trajediyi de üzülmesin diye ailem dahil hiç kimseyle paylaşmadım.” Bir gün gözaltında kaldı. Ertesi gün serbest bırakıldı. Ama hakkında jet hızıyla 26 Kasım’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame yazıldı, yargılanmaya başladı. Savcılığın iddianamesinde mağdur kısmında Emre Tezmen ve Tera Yatırım yazıyordu! ÖLÜM TEHDİDİNE TIK YOK Dikkatimi çekti. Ramazan Başak, HSK’ye verdiği dilekçede, gözaltında iken bir TGRT programcısı tarafından Tera Yatırım’a destek olacak şekilde kendisi aleyhinde haber yapıldığını söylüyor. Başak, programcıyı aradığını, programcının paylaşımındaki içeriğin kaynağı olarak bir hükümetten bir bakanın adını verdiğini anlatıyor. Bu kadar değil. Geçen 8 Nisan’da “halkı yanıltıcı bilgi verdiği” ve “borsa manipülasyonu” iddiası ile Başak ikinci kez jandarma tarafından gözaltına alındı. Hakkında adli kontrol, yurtdışı yasağı ve telefona el koyma yönelimı verildi. “Tera Yatırım Borsa’da manipülasyon yapıyor” dediği için kendisi manipülasyonla ve yanıltıcı bilgiyle suçlanmıştı! Öğrendim ki bütün bunlar olurken Ramazan Başak’a yazılı ve sözlü olarak ölüm tehdidinde bulunulmuş. Başak, 3 Kasım 2025’te Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyet edip can güvenliğinin sağlanmasını istemiş. Tehdit edenlere ne mi olmuş? Hiçbir şey! Dilekçesinde “Gereğinin yapılması için saldırıya uğramam veya öldürülmem mi gerekiyor” sorusu yer alıyor. İşte böyle... Vatandaş doğal olarak anlamıyor ama. Bir zamanlar devlette görev yapmış namuslu bir bürokrat uyardığında, parmağıyla vurgunu işaret ettiğinde, bir anda karşısında devletin yargısını buluyor. Ağzı kapatılıyor, sus deniyor. Sadece bu durum bile vurguncuların ortaklarının yukarıdaki koltuklarda oturduğunu göstermiyor mu? Milletleri çökerten dışarıdaki düşman değil içinde beslediği yılandır
  • Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin
  • Biliyorum, vatandaş fonmuş, hisseymiş, manipülasyonmuş, bunlardan pek anlamıyor. Ama ister anlasın ister anlamasın iktidardakilerle iç içe olduğu ayan beyan olan fonlardaki vurgunun bedelini vatandaş kendi cebinden ödüyor
  • Bu vurgunu fark edip engellemesi gereken kurumlar bıraktım görevini yapmayı... Haberleri olduğu halde vurguncuların önünü açmaya çalıştı. Dahası, dolandırıcıların önüne çıkan, vatandaşı uyaran, gereğinin yapılmasını isteyenlerin ağzını kapatmak için uğraştı

Neden önemli?

Hepiniz biliyorsunuz zarların hileli olduğunu! başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası | Haberler, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Bu metin Hatay Masası | Haberler tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak

Sizin için

Önerilen haberler

Ana sayfa →

Bunları da okuyun

Ana sayfa →