Türkiye·231 okuma

Korkutularak, susturularak ve sevgiden şımaracağı düşünülerek büyütülen bir

Korkutularak, susturularak ve sevgiden şımaracağı düşünülerek büyütülen bir kuşak, bugün kendi çocuklarını özgür ve özgüvenli yetiştirmeye çalışıyor. Ancak geçmişin sertliğinden uzaklaşmak, özgürlüğü sınırsızlıkla karıştırdığımızda veya çocukları başarı yarışına soktuğumuzda

H

Editör

Hatay Masası Editör

Güncelleme

Bildirim ayarları →
Korkutularak, susturularak ve sevgiden şımaracağı düşünülerek büyütülen bir kuş…: Bilinenler ve sonraki adımlar

Korkutularak, susturularak ve sevgiden şımaracağı düşünülerek büyütülen bir kuşak, bugün kendi çocuklarını özgür ve özgüvenli yetiştirmeye çalışıyor. Ancak geçmişin sertliğinden uzaklaşmak, özgürlüğü sınırsızlıkla karıştırdığımızda veya çocukları başarı yarışına soktuğumuzda yeterli olmuyor.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Birçoğumuzun çocukluğu, misafirliğe gidilen evlerde “Hiçbir şeye elini sürmeyeceksin, oturduğun yerden kalkmayacaksın, yoksa bacaklarını kırarım” diyen annelerin baskısıyla geçti. Oysa annelerimiz eve gelen misafirlerin önüne yiyeceği içeceği yığardı ve “Allah aşkına ye!” diye ısrar üstüne ısrar ederdi. Yetişkinler yerken bu “arsızlık” olmazdı ama çocuklar yemek isterse “arsızlık” sayılırdı.

Birçoğumuz annelerimizin gözleriyle verdiği emirleri hatırlarız. O gözler ki dünyanın kaç bucak olduğunu anlatmaya yeterdi. Tüm bunlara karşın çocukların gözü, sofraya konan kurabiyelerde olurdu. Çünkü bir çocuğa misafirlikte yenen yemek hep tatlı gelir ve hiçbir çocuk bu yüzden “arsız” olmamıştır. Ancak eskiden annelerin çocuk eğitiminden anladığı buydu, çocuğa karşı sürekli sert olunmalıydı. Üstelik bu yaklaşım bebeklikten başlıyordu. “Kucağına alma arsız olur, fazla yüz verme tepene çıkar” gibi cümleler havada uçuşurken bir dönemin çocukları gereksinim duydukları sevgiye bir türlü erişemediler. Oysa çocukların gerçekten sevgiye ihtiyacı vardı ve başına vurulan çocuklar değil, başı okşanan çocuklar “mutlu yetişkinler” olabilirdi. Ancak insanların sevgiden anladığı başkaydı. Çocuklar “korkutularak seviliyordu.

Çevremdeki yetişkinlere bakınca kimin yeterince sevgi gördüğünü, kimin yetersiz sevildiğini anlayabiliyorum. Yeterince sevilmemiş, engellenmiş çocuklar, sevgisiz yetişkinler olmuşlar! Onlar bu tavırlarını bazen siyaset sahnesinde, bazen trafikte, bazen de sokakta gösteriyorlar. Yüzleri hiç gülmüyor, çocuk saflığını bile hâlâ çok sert bir tepkiyle karşılıyorlar ve kimseye tahammül edemiyorlar….

Korku toplumlarında yalan vardır, saygı toplumlarında ise yalana gereksinim duyulmaz. Korku toplumunda insanlar sürekli sindirildiği için bir şeyleri gizler, saygı toplumunda ise insan özgürdür, gizleme ihtiyacı duymaz, çünkü korkacağı bir şey yoktur. Bizler bugün ebeveynlik krizimizi geçmişle bugün arasına sıkıştırmış durumdayız ve artık bir yönelim vermemiz gerekiyor: Çocuklarımızı korku toplumunun birer üyesi olarak mı yetiştireceğiz yoksa saygı toplumunu mu yaratacağız?

Bu hafta çocuklarla evde kitap taşıma çantası tasarlayın. Bunun için eskimiş bir tişörtü kullanabilirsiniz. Kitap boyutundan biraz daha büyük olacak bir şekilde tişörtü dikdörtgen şeklinde kesin ve üç tarafını dikin. Dilerseniz çıtçıtlı da yapabilirsiniz.

Gelişmenin arka planında kamuoyunun yakından takip ettiği bir süreç bulunuyor. Hatay Masası | Haberler editörleri, gelen bilgileri doğrulama süzgecinden geçirerek okura aktarıyor.

Habere konu olan aktörlerin açıklamaları geldikçe sayfa güncellenecek.

Öne çıkan başlıklar

  • Korkutularak, susturularak ve sevgiden şımaracağı düşünülerek büyütülen bir kuşak, bugün kendi çocuklarını özgür ve özgüvenli yetiştirmeye çalışıyor. Ancak geçmişin sertliğinden uzaklaşmak, özgürlüğü sınırsızlıkla karıştırdığımızda veya çocukları başarı yarışına soktuğumuzda yeterli olmuyor
  • Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin
  • Birçoğumuzun çocukluğu, misafirliğe gidilen evlerde “Hiçbir şeye elini sürmeyeceksin, oturduğun yerden kalkmayacaksın, yoksa bacaklarını kırarım” diyen annelerin baskısıyla geçti. Oysa annelerimiz eve gelen misafirlerin önüne yiyeceği içeceği yığardı ve “Allah aşkına ye!” diye ısrar üstüne ısrar ederdi. Yetişkinler yerken bu “arsızlık” olmazdı ama çocuklar yemek isterse “arsızlık” sayılırdı
  • Birçoğumuz annelerimizin gözleriyle verdiği emirleri hatırlarız. O gözler ki dünyanın kaç bucak olduğunu anlatmaya yeterdi. Tüm bunlara karşın çocukların gözü, sofraya konan kurabiyelerde olurdu. Çünkü bir çocuğa misafirlikte yenen yemek hep tatlı gelir ve hiçbir çocuk bu yüzden “arsız” olmamıştır. Ancak eskiden annelerin çocuk eğitiminden anladığı buydu, çocuğa karşı sürekli sert olunmalıydı. Üstelik bu yaklaşım bebeklikten başlıyordu. “Kucağına alma arsız olur, fazla yüz verme tepene çıkar” gibi cümleler havada uçuşurken bir dönemin çocukları gereksinim duydukları sevgiye bir türlü erişemediler. Oysa çocukların gerçekten sevgiye ihtiyacı vardı ve başına vurulan çocuklar değil, başı okşanan çocuklar “mutlu yetişkinler” olabilirdi. Ancak insanların sevgiden anladığı başkaydı. Çocuklar “korkutularak seviliyordu

Neden önemli?

Kucağına alma ‘arsız’ olur başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası | Haberler, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Bu metin Hatay Masası | Haberler tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak

Sizin için

Önerilen haberler

Ana sayfa →

Bunları da okuyun

Ana sayfa →