Mercedes-Benz Otomotiv’in güncel başkanı Şenol Bayrak’ın ilham veren bir ‘gurbet hikâyesi’ var. Bayrak’ın dedesi 1964 yılında çalışmak için Almanya’ya giden...
Sıralamayı değiştirmek için kartları yukarı veyaaşağı sürükleyin.
Geçtiğimiz temmuz ayında Almanya’dan gelip Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı olarak göreve başlayan Şenol Bayrak’ın kariyer yolculuğunun içinden dikkat çekici bir gurbet hikâyesi çıktı. Aslen İstanbul Çatalcalı olan Bayrak’ın dedesi, 1964 yılında çalışmak için Almanya’ya, Mercedes-Benz’in merkezi Stuttgart yakınlarına göç etti. Ailenin hayali, yıllarca para biriktirip Türkiye’ye dönmekti. Hatta bu nedenle Şenol Bayrak bir süre Türkiye’de okula bile yazdırıldı. Ancak birçok gurbetçi ailede olduğu gibi bu dönüş gerçekleşmedi. Ailenin yıllardır kurduğu memlekete dönüş hayali ise üçüncü kuşakta, torun Şenol Bayrak’a nasip oldu. 2003 yılında Mercedes-Benz’de çalışmaya başlayan Bayrak; ABD, Çin ve Almanya’daki önemli görevlerinin ardından bu kez Türkiye’ye, Mercedes-Benz otomobil grubunun başındaki isim olarak geldi.
Önceki gün güncel elektrikli C Serisi’nin İstanbul’da düzenlenen tanıtımında hikâyesini dinlediğimiz Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şenol Bayrak şöyle konuştu:.
“Mutluyum, heyecanlıyım. Biraz da duygusalım. Benim için Türkiye’de Mercedes-Benz otomobil grubunun başına geçmek sadece bir görev değil. Kim derdi ki dedemin Almanya’ya gidişinden 62 yıl sonra ben burada olacağım ve İstanbul’da Mercedes-Benz Türkiye’de çalışmaya başlayacağım. Bu yıl markamızın ‘Welcome Home (Evine Hoş Geldin)’ söylemi büyük önem taşıyor. İstanbul’da bu göreve başlamam da benim için tam anlamıyla bir ‘Welcome Home’ hissi yarattı. Çünkü Çin, ABD ve Almanya bir yana, bu güzel memleketimiz bir yana. Ne mutlu Türküm diyene.”.
Türkiye’nin Mercedes-Benz dünyası içerisinde stratejik bir konuma sahip olduğunu da belirten Bayrak; ABD, Çin ve Almanya’daki görevlerinde edindiği deneyimleri Türkiye pazarına taşımayı hedeflediğini aktardı. Otomotiv sektörünün içinden geçtiği elektrikli dönüşüm süreci ile ABD ve Çinli markaların Avrupa pazarındaki yükselişini de değerlendiren Bayrak, tüm bu gelişmelere rağmen Avrupa otomotiv sanayisinin güçlü konumunu koruyacağını aktardı. Bayrak, köklü markaların sahip olduğu mühendislik birikimi, teknoloji yatırımları ve üretim kabiliyeti sayesinde Avrupa’nın önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine inandığını dile getirdi.









