Piyasa yükleniyor…
Türkiye·İlk okuyanlardan olun

Demokrasinin pazarlık masası

Önceki gün gazetemiz Cumhuriyet’te yayımlanan Financial Times’ın Türkiye üzerine yazısı, aslında uzun zamandır bildiğimiz bir gerçeği bir kez daha göz. 14°C Orta şiddetli yağmur İstanbul Dolar 49,34 Euro 55,28 Sterlin 65,15 Bitcoin 4.026.846,81 Gram Altın 6.616,40 Bütün Cumh

H

Editör

Hatay Masası Editör

Güncelleme

Bildirim ayarları →
Neler oluyor? Demokrasinin pazarlık masası

Önceki gün gazetemiz Cumhuriyet’te yayımlanan Financial Times’ın Türkiye üzerine yazısı, aslında uzun zamandır bildiğimiz bir gerçeği bir kez daha göz.

14°C Orta şiddetli yağmur İstanbul Dolar 49,34 Euro 55,28 Sterlin 65,15 Bitcoin 4.026.846,81 Gram Altın 6.616,40 Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Masamın üstünde siyah-beyaz bir fotoğraf... Bir adam delici bakışlarıyla karşımda duruyor. Briyantinli saçlarını arkaya doğru taramış. Yuvarlak çerçeveli gözlüğünün ardında olabildiğince sakin. Adı: Hans Litten. 1931 yılında Hitler ’i mahkemede sorgulayan bir hukuk adamı. Her şey henüz Hitler’in Alman kamuoyuna, yargı ve hukukuna temiz göründüğü sırada başlıyor. “Kahverengililer” ya da “SA” olarak bilinen paramiliter yapının, Berlin’de komünistlerin toplandığı “Eden Palace” a yaptığı saldırının davası Alman mahkemesinde görülüyor. Hitler, tanık olarak çağrılıyor. Litten’in tek amacı var: Nazilerin bu saldırıyı parti doktrinleri ile yaptığını kanıtlamak. Bu sayede faşizmin Almanya’daki gerçek yüzünü ortaya çıkarmak. O zamana kadar Hitler’in kanunlara ve demokrasiye saygılı olduğu yönünde çizdiği imajın arkasındaki gerçek yüzünü, hatta ikiyüzlülüğünü gün yüzüne çıkarmak. Hitler iktidara gelir gelmez nefretini ona yöneltiyor. Önce adeta “suç yaratarak” tutuklatıyor. Yetmiyor, toplama kampına gönderiyor. Yetmiyor, sayısız işkenceye uğratıyor. Onca insanlık dışı uygulamaya direnemiyor Hans. En sonunda intihar ediyor. Daha doğrusu intihar ettiği öne sürülüyor.

Son yıllarda Hans Litten’in yaşamını anlatan oyunlar yazılmış, belgeseller çekilmiş. Adına hukuk ödülleri verilmeye başlanmış. Bir de BBC yapımı film var: “The Man Who Crossed Hitler.” Bir avukatın hukuk adına, adalet adına son nefesine kadar çırpınışının öyküsü bu. Ardında ise oğlunu kurtarmak isteyen bir annenin feryadı var. Onun peşinden koşan... Yabancı diplomatlarla görüşen... Yardım isteyen bir kadının çaresizliği nefes almamızı zorlaştırıyor. En sonunda Bayan Litten İngiliz büyükelçisi ile konuşuyor. Anne, İngiliz büyükelçisine “Evladım, ölüyor!” diyor.

Büyükelçi ise “Zaten sıkıntılı olan iki ülke ilişkilerini daha da felce uğratamayız!”. Anlayacağınız, Litten göz göre göre kurban ediliyor. Elbette devletler kendi güvenliklerini, ekonomik çıkarlarını ve bölgesel dengeleri gözetirler. Uluslararası ilişkilerin yalnızca ahlaki ilkelerle yürütüldüğünü düşünmek saflık olur. Ama insan hakları pazarlık meselesi midir?

Bizim gibi ülkelerde Hans Litten’in macerası bir hayli tanıdık. Oğlunun peşinden yıllarca koşan anaları, bacıları biliyoruz. Yakınının kemiğini bulmak için çırpınanların çaresizce gözyaşlarında taşıyoruz. Kimi zaman bir şarkıda yer buluyor acılar kimi zaman bir dizede. Ne diyordu Kemal Özer, “Oğulları Öldürülen Analar” da: “Bir yanda kılıç gibi keskin bir acı/ bir yanda dünya.” Öte yandan cezaevine giden pek çok gazeteci, aydın ve seçilmiş siyasetçi geçti yaşamımızdan. Dün de öyleydi. Bugün de...

Sokrates ’e düzeni çimdiklediği için öldürücü baldıran zehrini içirdiler.

Gelişmenin arka planında kamuoyunun yakından takip ettiği bir süreç bulunuyor. Hatay Masası editörleri, gelen bilgileri doğrulama süzgecinden geçirerek okura aktarıyor.

Habere konu olan aktörlerin açıklamaları geldikçe sayfa güncellenecek.

Öne çıkan başlıklar

  • Önceki gün gazetemiz Cumhuriyet’te yayımlanan Financial Times’ın Türkiye üzerine yazısı, aslında uzun zamandır bildiğimiz bir gerçeği bir kez daha göz
  • 14°C Orta şiddetli yağmur İstanbul Dolar 49,34 Euro 55,28 Sterlin 65,15 Bitcoin 4.026.846,81 Gram Altın 6.616,40 Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin
  • Masamın üstünde siyah-beyaz bir fotoğraf... Bir adam delici bakışlarıyla karşımda duruyor. Briyantinli saçlarını arkaya doğru taramış. Yuvarlak çerçeveli gözlüğünün ardında olabildiğince sakin. Adı: Hans Litten. 1931 yılında Hitler ’i mahkemede sorgulayan bir hukuk adamı. Her şey henüz Hitler’in Alman kamuoyuna, yargı ve hukukuna temiz göründüğü sırada başlıyor. “Kahverengililer” ya da “SA” olarak bilinen paramiliter yapının, Berlin’de komünistlerin toplandığı “Eden Palace” a yaptığı saldırının davası Alman mahkemesinde görülüyor. Hitler, tanık olarak çağrılıyor. Litten’in tek amacı var: Nazilerin bu saldırıyı parti doktrinleri ile yaptığını kanıtlamak. Bu sayede faşizmin Almanya’daki gerçek yüzünü ortaya çıkarmak. O zamana kadar Hitler’in kanunlara ve demokrasiye saygılı olduğu yönünde çizdiği imajın arkasındaki gerçek yüzünü, hatta ikiyüzlülüğünü gün yüzüne çıkarmak. Hitler iktidara gelir gelmez nefretini ona yöneltiyor. Önce adeta “suç yaratarak” tutuklatıyor. Yetmiyor, toplama kampına gönderiyor. Yetmiyor, sayısız işkenceye uğratıyor. Onca insanlık dışı uygulamaya direnemiyor Hans. En sonunda intihar ediyor. Daha doğrusu intihar ettiği öne sürülüyor
  • Son yıllarda Hans Litten’in yaşamını anlatan oyunlar yazılmış, belgeseller çekilmiş. Adına hukuk ödülleri verilmeye başlanmış. Bir de BBC yapımı film var: “The Man Who Crossed Hitler.” Bir avukatın hukuk adına, adalet adına son nefesine kadar çırpınışının öyküsü bu. Ardında ise oğlunu kurtarmak isteyen bir annenin feryadı var. Onun peşinden koşan... Yabancı diplomatlarla görüşen... Yardım isteyen bir kadının çaresizliği nefes almamızı zorlaştırıyor. En sonunda Bayan Litten İngiliz büyükelçisi ile konuşuyor. Anne, İngiliz büyükelçisine “Evladım, ölüyor!” diyor

Neden önemli?

Demokrasinin pazarlık masası başlığı altında takip edilen süreç; kamuoyu, piyasa ve siyaset gündeminde yer tutuyor. Hatay Masası, doğrulanmış bilgileri öne çıkararak okura dengeli bir çerçeve sunmayı hedefliyor.

Bu metin Hatay Masası tarafından özgünleştirilerek hazırlanmıştır; birebir alıntı değildir. İlgili kaynak

Sizin için

Önerilen haberler

Ana sayfa →

Bunları da okuyun

Ana sayfa →