AYM’nin nafakaya ilişkin iptal yönelimının ardından kadınların ekonomik bağımsızlığı tartışması yeniden gündemde. Avukat Sezen Ezer, kadınların evlilik boyunca üstlendiği karşılıksız bakım emeğine dikkat çekerek, “Asıl eşitsizlik boşanmayla değil, evliliğin içinde başlıyor” dedi.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Mor Dayanışma Temsilciler Meclisi Üyesi Avukat Sezen Ezer, nafaka tartışmasının yalnızca boşanma sonrasındaki ödemeler üzerinden yürütülemeyeceğini belirterek kadınların ekonomik eşitsizliğinin evlilik içinde başlayan karşılıksız bakım emeğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ezer, “Bu eşitsizlik tartışmasını yalnızca boşanma sonrasında ödenen nafaka üzerinden kuramayız. Çünkü asıl eşitsizlik boşanmayla değil, evliliğin içinde başlıyor” dedi.
Kadınların evlilik boyunca ev işleri ile çocukların, yaşlıların ve hastaların bakımını büyük ölçüde karşılıksız olarak üstlendiğini söyleyen Ezer, “Kamusal bakım hizmetlerindeki eksikliği kadınların ücretsiz emeği kapatıyor. Kadın bu nedenle çalışma yaşamından ve kamusal alandan çekiliyor; eğitiminden, mesleğinden, gelirinden ve sosyal güvencesinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Boşanma geldiğinde kadından, ‘artık kendi geçimini sağla’ denerek yıllardır dışında kaldığı çalışma hayatına hemen dönmesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Boşanma sonrasında da bakım sorumluluğunun kadınların üzerinde kaldığını vurgulayan Ezer, “Çocukların velayeti ve günlük bakım sorumluluğu çoğunlukla yine kadınlarda kalıyor. Yıllarca çalışmamış, mesleki deneyimi kesintiye uğramış, sosyal güvencesi oluşmamış ve çocuk bakımını tek başına sürdüren bir kadının erkekle eşit koşullarda olduğunu söyleyemeyiz. Bunu kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırılardan ve kadınları aile içindeki bakım rolü üzerinden tanımlayan aile yılı, aileyi güçlendirme politikalarından ayrı düşünemeyiz” diye konuştu.










