Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Olay, 31 Aralık 2024’te Eminönü'nde Galata Köprüsü’nde meydana geldi. İddiaya göre Bursa’dan İstanbul’a tatil için gelen Aslıhan Yıldırım (29) ile kız kardeşi Gözde Yıldırım (26), Karaköy’deki otellerinden Eminönü’ne giderken iddiaya göre Galata Köprüsü’nde 5 kişinin sözlü tacizine uğradı. Balık ekmek yedikten sonra otele döndükleri sırada aynı grupla yeniden karşılaşan kardeşler, bu kez hakaret ve küfürlere maruz kaldı. Aslıhan Yıldırım, kimin küfür ettiğini görmek için başını çevirdiği sırada yumruklu saldırıya uğradı. Darbedilen Yıldırım'ın burnu Baran B. tarafından kırıldı.Şüphelilerin olay yerinden kaçmaya çalıştığını, plakanın sökülerek araca konulduğunu ve şüpheliler tarafından telefonunun elinden alınmaya çalışıldığını öne süren Yıldırım, şüphelilerden birinin hemşire olduğunu da söyledi.
Yıldırım, olayda kendisine saldıran kişinin Baran B. aracı kiralayan ve plakanın gizlenmesine yardım eden kişinin Ahmet K., kendisini taciz edip telefonunu almaya çalışan kişinin İbrahim Mecit A., plakanın gizlenmesine yardım eden kişinin Adnan C., olduğunu öne sürdü. Diğer şüpheli Doğukan Ö.'nün ise saldırıyı gerçekleştiren kişiyi olay sonrası engellemeye çalıştığını iddia etti. Şüphelilerden Baran B. ve Doğukan Ö.'nün tutuklandığı ve ilk duruşmada serbest bırakıldığı öğrenildi. Şüpheliler Ahmet K. ve İbrahim M. A. ise olay sonrası adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olaya karışan Adnan C.'nin (17) ise 2 ay önce hayatını kaybettiği öğrenildi.
Diğer yandan şüphelilerden Baran B. (19) ve Doğukan Ö.'nün (24) 'Uyuşturucu ticareti' ve farklı suçlardan halen tutuklu bulunduğu bilgisi edinildi.Aynı olayda gözaltına alınan Ahmet K. (27) ve İbrahim M. A. ise (28) ifadelerinin alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Olay günü yaşadıklarını anlatan Aslıhan Yıldırım, "Kız kardeşimle birlikte 31.12.2024 tarihinde Bursa'dan İstanbul'a kız kardeşimle gezmek ve tatil amaçlı geldim. Karaköy'deki kaldığımız otelden ayrılıp Eminönü balık ekmek yemeğe giderken tanımadığımız, 5 şüpheli tarafından saldırıya uğradık. Oradan geçerken bizi taciz etmişler fakat biz görmediğimiz için hiçbir harekette bulunmadık, cevap da vermedik, karşılık vermedik, devam ettik yolumuza. Görüntülerde görülüyor bizi taciz ettikleri. Biz köprüye girerken onlar bizi taciz etmiş, birbirlerini dürtmüş. Daha sonrasında arada 45 dakika 1 saat var. Biz balık ekmek yedikten sonra tekrar kaldığımız otele gitmek üzereyken, Karaköy istikametine doğru kız kardeşimle birlikte bize çok uygunsuz kelimeler söylediler, hakarette bulundular, karşılık vermediğimiz için. Bize, 'Senin gibi karıyı s.. senin a.. k.. seni sıfatını s..' diye bana hitaben küfür ettiler. Ben de kafamı çevirdim, kim küfür etti diye baktım. Bakmamla birlikte zaten bir yumruk yedim. O yumruk darbesiyle bir arabanın üstüne uçtum. Daha sonrasında 112'yi aramak ve polisi olay yerine çağırmak için sırtımı köprüye dayadım. Polisi aradığım esnada da bunlar kaçmaya yönelik harekette bulundular. Araç görüntüsünü plakasını biz almak istediğimizde bu 3 kişi plakanın önünde durup plakayı söküp aracın içerisine koydular. Bizim görmemizi engellediler. Üstelik bunlardan bir tanesi hemşire, bize bakıp alay edip, hiçbir şekilde 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramadı, hiçbir yardımda bulunmadı. İçlerinden bir tanesi benim telefonumu gasp etmeye kaktı, beni hürriyetimden yoksun kıldı" dedi.
Yıldırım, "Bununla ilgili ikinci duruşma var. 24 Eylül saat 09:50'de İstanbul Adalet Sarayı 37. Asliye Ceza Mahkemesi'ne görülecek. Bir ay sonra da bu olaya ilişkin iki sene okunacak. 2 senedir ben bunun mücadelesini veriyorum. Korkuyorum, hem kendim için hem burada yaşayan insanlar için; çünkü ben bir kadın cinayetine kurban gitmek istemiyorum, başka bir kadının da kurban gitmesini istemiyorum, başka bir anne ağlasın istemiyorum, en üst sınırından da cezalandırılmalarını talep ediyorum. Yetkilileri de gerçekten empatiye davet ediyorum. Sokağa çıktığımızda arkamızda ya yanımızda yürüyen bireylerden şüphe duymak zorunda mıyız ya da korku içerisinde yaşamak zorunda mıyız. Neden kimse birşey yapmıyor. Neden biz korkmak zorundayız ya da korku içerisinde yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Ciddi anlamda korku içerisinde yaşadım, sokağa çıkamadım, aylarca işime gidemedim, görevimi ifa edemedim." dedi.





