Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta Riyad’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması basında ve kamuoyunda gereken ilgiyi görmemiş, yeteri kadar tartışılmamıştır. Ancak son günlerde İran ile yakın ilişkileri bulunan Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları nedeniyle gündeme gelen anlaşmanın TBMM’ye sunulmadan irdelenmesi gerekmektedir. Mekke Anlaşması’nın özü ve en önemli maddesi NATO anlaşmasının 5.maddesine benzer şekilde taraflardan birsine yapılacak saldırının tümüne yapılmış sayılmasıdır. Bu nedenle NATO benzeri bir güvenlik ittifakı anlaşmadır. ZAMANLAMA ÖNEMLİ Anlaşmanın ABD’nin başarısız İran saldırısı sonunda imzalanması, amacı hakkında fikir vermektedir. Bu savaşta ABD İran’ı vurdukça İran Suudi Arabistan dahil Körfez ülkelerine ve bu ülkelerdeki ABD askeri varlıklarına füze saldırıları ile karşılık vermiştir. Kaynaklara göre savaşta ölen 14 Amerikan askerinin tümü bu saldırılarda ölenlerdir. ABD kendi neden olduğu saldırılara karşı körfez ülkelerini koruyamamıştır. Bu durum körfez ülkelerinin ABD ile işbirliklerini sorgulamalarına neden olmuştur. Suudi Arabistan Ortadoğu’da ABD’nin İsrail’den sonra en önemli müttefikidir, İran’a karşı korumakta önceliklidir. İran savaşından ders çıkartan ABD, Arabistan’ı İran’a karşı korumak için çare düşünmüş, bu amaçla Trump’ın deyimi ile “Türkiye’nin kullanılmamış güçlü ordusundan” ve Pakistan’ın nükleer gücünden yararlanmak istemiştir. Anlaşmanın uygulandığı olası bir savaşta İran iki cephede savaşmak zorunda kalacaktır. Anlaşmanın adının “Mekke” olmas, Riyad’da imzalanması ve zamanlaması dikkate alındığında Mekke Anlaşması’nın Suudi Arabistan’ı İran’a karşı korumak amacıyla ABD tarafından tasarlandığı anlaşılmaktadır. TÜRKİYE AÇISINDAN DURUM Ortadoğu’da statükoyu bozucu en önemli, güçler ABD ve İsrail’dir. Ancak ABD İran’ı statükoyu bozmakla suçlayarak İran karşıtı bir blok oluşturmuştur. Türkiye’nin İran’la ilgili ulusal çıkarı uzun yıllara dayanan komşuluk, dostluk ilişkisinin devamıdır. Oysa Mekke Anlaşması ile Türkiye İran’ın değil, bize karşı düşmanca davranan ABD’nin yanında İran karşıtı blokta yer almaktadır. Bu noktada ABD’nin bir gün bölgeden çekileceği fakat İran’la komşuluğumuzun devam edeceği dikkate alınmalıdır. Anlaşma onaylanarak yürürlüğe girmiş olsa İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları üzerine Türkiye’nin kendi istenci dışında İran’la savaşa girmesi gerekir. Mehmetçik ancak kendi yurt bütünlüğümüz tehlikeye girince ölüme gönderilir; ABD’nin müttefiki Suudi Arabistan’ı korumak için değil. Bu nedenlerle Mekke Anlaşması ulusal çakarlarımıza aykırı ve risklidir. HUKUKSAL DURUM Anlaşma imzalanmış fakat onaylanması için yasa henüz TBMM gündemine gelmemiştir. Bu aşamada onaylanmadığı için yürürlüğe girmemiştir ve henüz Türkiye’yi bağlamamaktadır. Anayasanın 92. maddesi TBMM’nin savaş ilanı yetkisini tanımlarken “Milletlerarası antlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir” demektedir. Buna göre, milletlerarası bir anlaşma olan Mekke Anlaşması’nın gerektirdiği haller TBMM’nin savaş ilan yetkisinin dışındadır. TBMM anlaşmanın onaylanmasını yasa ile uygun bulmakla yetkiyi yürütme organına devretmiş sayılmaktadır. Yürütme organına geniş yetki veren bu durum riski daha da artırmaktadır. Bu nedenle TBMM’nin anlaşmanın onaylanmasını uygun bulma yasası önem kazanmaktadır. Söz konusu yasa TBMM gündemine geldiğinde yukarıdaki düşüncelerle onaylanmaması ülkemiz açısından çok daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır. DR. CİHANGİR DUMANLI EM. TUĞGENERAL, HUKUKÇU.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Mekke Anlaşması’nın özü ve en önemli maddesi NATO anlaşmasının 5.maddesine benzer şekilde taraflardan birsine yapılacak saldırının tümüne yapılmış sayılmasıdır. Bu nedenle NATO benzeri bir güvenlik ittifakı anlaşmadır.
Anlaşmanın ABD’nin başarısız İran saldırısı sonunda imzalanması, amacı hakkında fikir vermektedir. Bu savaşta ABD İran’ı vurdukça İran Suudi Arabistan dahil Körfez ülkelerine ve bu ülkelerdeki ABD askeri varlıklarına füze saldırıları ile karşılık vermiştir. Kaynaklara göre savaşta ölen 14 Amerikan askerinin tümü bu saldırılarda ölenlerdir. ABD kendi neden olduğu saldırılara karşı körfez ülkelerini koruyamamıştır. Bu durum körfez ülkelerinin ABD ile işbirliklerini sorgulamalarına neden olmuştur. Suudi Arabistan Ortadoğu’da ABD’nin İsrail’den sonra en önemli müttefikidir, İran’a karşı korumakta önceliklidir.
İran savaşından ders çıkartan ABD, Arabistan’ı İran’a karşı korumak için çare düşünmüş, bu amaçla Trump’ın deyimi ile “Türkiye’nin kullanılmamış güçlü ordusundan” ve Pakistan’ın nükleer gücünden yararlanmak istemiştir. Anlaşmanın uygulandığı olası bir savaşta İran iki cephede savaşmak zorunda kalacaktır. Anlaşmanın adının “Mekke” olmas, Riyad’da imzalanması ve zamanlaması dikkate alındığında Mekke Anlaşması’nın Suudi Arabistan’ı İran’a karşı korumak amacıyla ABD tarafından tasarlandığı anlaşılmaktadır.
Ortadoğu’da statükoyu bozucu en önemli, güçler ABD ve İsrail’dir. Ancak ABD İran’ı statükoyu bozmakla suçlayarak İran karşıtı bir blok oluşturmuştur. Türkiye’nin İran’la ilgili ulusal çıkarı uzun yıllara dayanan komşuluk, dostluk ilişkisinin devamıdır. Oysa Mekke Anlaşması ile Türkiye İran’ın değil, bize karşı düşmanca davranan ABD’nin yanında İran karşıtı blokta yer almaktadır.









